Aldatmak - Paulo Coelho


Kitabın Adı: Aldatmak
Orjinal Adı: Adulterio
Yazar: Paulo Coelho
Çeviren: Emrah İmre
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Tarihi: Eylül 2014 (İstanbul)
Sayfa Sayısı: 271
Selamlar!

"Hepimizin bildiği üzere dünyada Sevgi'den yoksun merhamet çoktur. Buralarda her hafa hayır balosu denerek "merhamet" balosu düzenlenir. İnsanlar servet değerinde paralar akıtıp masalar ayırtarak baloya katılırlar, pahalı mı pahalı mücevherlerini ve giysilerini kuşanarak eğlenirler. Böyle yerlerden çıktığımızda Somali'deki fakirler, Yemen'deki mazlumlar, Etiyopya'daki açlar için topladığımız paralar sayesinde dünyanın daha iyi bir yere dönüştüğüne inanırız. Gözümüzün önünde zalimce olup biten sefaletten dolayı suçluluk duymayı bırakırız ama bu paraların nereye gittiğini kendimize hiç sormayız. " (sf 120)

Açıkcası kitaptan aklımda kalan tek kısım burası oldu.

Son zamanlarda hangi kitap evine girseniz, hangi online kitap satış sitesini açsanız, karşınızda "Aldatmak". Sade ve güzel kapak tasarımı ile biz kadınların bolca ilgisini çektiğini düşünüyorum. Ancak sanırım bu benim için yazması zor bir yazı olacak. Çünkü sevmediğim bir kitap hakkında konuşmam gerektiğinde nedense birden bir kasılıyorum. Yazarken de aynısı oluyormuş, onu farkettim.

Öncelikle kitabın konusundan bahsedelim, sonra kişisel fikrimi paylaşırım. Kitabın ana karakteri Linda. 31 yaşında genç, güzel, oldukça zengin bir kocası ve iki çocuğu olan, yaşadığı şehir Cenevre'de saygın bir gazetede çalışan, dışarıdan bakıldığında imrenilecek bir hayatı olan bir kadın. Ta ki röportaj yaptığı bir yazarın kurduğu bir cümleye kadar o da hayatının kusursuz olduğunu zannediyordu. Yazar Linda'ya şöyle demiş;

"Mutlu olmak hiç ilgimi çekmiyor. Aşk ve tutkuyla yaşamayı yeğlerim, ki bu tehlikelidir çünkü karşımıza neler çıkacağını hiç bilmeyiz."

Ertesi sabah risklerden uzak hayatına gözlerini açtığında kendini bu sözleri düşünürken bulur ve hayatına derin bir "hüzün" eklenir. İşte o andan sonra depresyon ile karışık hisler içerisinde etrafına gülücükler saçarken, hayatımdaki eksik ne diye düşünüp durmaya başlayacağı günler başlamıştır. Ta ki lisedeki erkek arkadaşı, başarılı siyasetçi Jacob ile karşılaşana kadar. Hayatındaki eksik hissin "tutku" olduğunu keşfeder. Jacob ile aralarında geçen bir iki yakınlaşmadan sonra Jacob'a aşık olur ancak karşılık alamayınca bunun sebebinin Jacob'un karısı olduğuna kendini inandırır ve kadın ile mücadeleye girer. Kitap genel olarak Linda'nın içinde yaşadığı mutsuzluğu, kafasından ve kalbinden geçenleri konu alarak ilerliyor.

Bana fazlasıyla popüler kültüre yönelik bir kitap hissi verdi. Yasak olan her şey toplumun ilgisini fazlasıyla çeker. Bunun en güzel örneğini yasak aşkı konu alan "Aşk-ı Memnu" dizisinin elde ettiği büyük başarıda da görmüştük. Bu kitap ile ilgili okuduğum neredeyse tüm yazılarda da Linda için "metropol kadını Linda'da kendini bulacak" tarzı yorumlar yapılmış ki bana kalırsa bu oldukça sığ bir düşünce olmuş. Linda içindeki mutsuzluğu sorgularken karşısına çıkan ilk fırsatta kocasını aldatmayı seçmiş ve mutsuz olmasını, hayatındaki tutku eksikliğini buna kılıf olarak bize yedirmeye çalışan bir karakter. Gerçek hayatta bu yok mu, elbette çok! Ancak metropol kadınları olarak bahsedilen kesim için bunu genellemek ne derece doğru bilemedim.. Tamamen kişilikle alakalı bir durum. Sahip olduklarıyla yetinmeyi bilmeyen insanlar hayatlarını alt üst etme pahasına farklı tercihler yapabiliyor, ama bana kalırsa Linda'nın bu yola girmesi çok keskin olmuş. Sürekli kocasını ve ailesini çok sevdiğini ağzından düşürmeyen bir kadın, eski sevgilisini gördüğü ilk gün kocasını aldatmaz diye düşünüyorum. Sanki öncesinde Linda'nın içindeki bu hisle olan savaşını anlatsa daha inandırıcı olurdu.

Bir de bana kitabın kapağını açtığım ilk andan beri "ne alaka yahu" diye düşündüren bir konu var. Kitap İncil'den bir alıntı ile başlıyor: "Suların daha derin olduğu yere git.." (Luka, 5:4) Amcacım sen olayı çok yanlış anlamışsın demek istiyorum! Buradaki "derin sular" ile bir insanın eşini aldatırken ilerlediği derin sulardan bahsedildiğini zannetmiyorum.

Anlaşılacağı üzere ben kitaptan hoşlanmadım. Bu da bana ders olsun, "Popüler olan şey güzel olmak zorunda değildir, bunu bir kere daha anladın Sitting Panda!" Kitabı sevenler, üzgünüm, kendi adıma biraz vakit kaybı oldu :)


Kitaba Puanım 2/5

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda


Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder