Son Ada - Zülfü Livaneli


Kitabın Adı: Son Ada
Yazar: Zülfü Livaneli
Yayınevi: Doğan Kitap
Basım Tarihi: 2015 (52. Baskı)
Sayfa Sayısı: 196
Bu sefer karşınızda belki de tanıdığım en güzel kalemlerden biri ile geldim, Zülfü Livaneli. Hakkında iki laf etmek istedim ama kimi insanlar vardır kim olduklarını kelimelerle anlatmak o kadar gereksiz bir eylemdir ki, yazdığınız her satır "komik" olmaktan öte geçemez. Sadece iyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun demek istiyorum güzel insan.

Gelelim okuyup irdelediğimiz kitabımıza. Zülfü Livaneli'nin 2008 yılında yazdığı ama bana göre günümüze ayna olan bir kitap, Son Ada. Gözlerinizi kapatıp şunları hayal edin. Şehrin kargaşasından gürültüsünden çok çok uzaklarda, masmavi denizin orta yerinde sadece 40 haneden oluşan bir ada. Genelini orta yaş ve üzeri insanların oluşturduğu ada halkı. Kuş sesleri, ağaçlarla bezenmiş sokaklar, kokuları havada süzülen bin bir çeşit çiçekler. Teknolojiden, kavgadan gürültüden uzak bir hayat. Sanki cenneti tarif ediyorum değil mi. İşte bu adada yaşayanların dediklerine göre Son Ada tam da böyle bir yer. Şehrin karmaşasından bunalmış bir grup insan adada sıradan, sakin bir hayat sürüp, denize girerek, sohbet ederek, birlikte kozalak toplayarak huzur içinde geçirirler hayatlarını. Adanın bir diğer sakini ise yıllardır kendilerine ev edindikleri koyda adadaki insanlarla huzur içinde bir yaşam süren martılardır.

Bu kadar mükemmel ve huzur dolu hayat adeta "her güzel şeyin bir sonu vardır" klişesini ispatlarcasına adaya emekliliğini yaşamaya gelen eski devlet başkanının ayak basmasıyla değişir. Başkan, "medeniyet" kisvesi altında kitapta bize olayları anlatan 36 No'lu evin sakininin de belirttiği gibi adada başkancılık oynamaya başlar. Önce sözde demokratik bir düzen getirir, sonra ada adına aldığı kararlarla doğal hayatı etkileyecek müdahalelerde bulunur. Bir gün ağaçlar kesilir, başka gün martılar katledilir. Bir süre sonra adanın doğasında olmayan türler adaya getirilir doğal denge bozulur, bu bozulma adada yılan üremesine neden olur. Tüm bu olan biten karşısında başkan halkın gözünü öylesine kör eder ki, gün gelir ada halkı kendi geçmişini unutur ve adadaki canlı katliamının bir parçası olur. Ne var ki doğa her zaman ondan çaldığını geri alır demişler. Kitapta da olaylar bu şekilde gelişir. Gözleri dönmüş insanlar karşısında doğa kendi felaketini yaratır ve insanlardan kendini arındırmanın bir yolunu bulur.

Kitaptaki karakterlerin ya da yaşanan olayların detayına çok fazla girmek istemiyorum. Zaten bir solukta okunacak, sürükleyici ve akıcı bir kitap. Ama şunu belirtmek isterim ki muhakkak okumanızı önerebileceğim bir eser bırakmış Zülfü Livaneli her zamanki gibi. Politika, toplum, doğal hayata müdahalenin sonuçları, diktatörlük ve daha nice kavramı içinde barındıran Son Ada, son satırı okuduktan sonra insanı düşünmeye sevk ediyor.


Kitaba paunım 5/5

"Başkentten bir yönetici atanamayacak kadar küçük bir yerleşim birimiydi adamız. Bizi göz ardı etmişlerdi. Ah unutulmuşluk, ah terk edilmişlik..Ah yalnızlık! Meğer ne değerli kavramlarmış bunlar. O dingin hayatlarımız için ne kadar gerekliymiş...."

"Belki de söyledikleri doğruydu, o adada kentlerden, uygarlıktan uzakta yaşayarak yabani insanlar haline gelmiştik. Şimdi geriye doğru baktığım zaman, bu tavrımızın aşırı bir tembellikten, uyuşukluktan kaynaklandığını açıkça görebiliyorum. Hiçbir şeyi protesto etmiyorduk, karşı çıkmıyorduk. 'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!' diyor ama yılanın bize de dokunacağını hesap edemiyorduk...."



"Biz insanlar, sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz. Her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor."

"..bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur."

"Halkın aymazlığına gösterdiğin tepki, dağa kaçan İsa hikayesini getirdi aklıma;Peygamberi dağa doğru koşarken görenler, 'Ey İsa, aslandan mı kaçıyorsun?' diye sormuşlar. O, 'Hayır!' demiş. 'Kaplandan, ejderhadan mı kaçıyorsun?' diye sormuşlar. O yine 'Hayır!' demiş ve eklemiş 'ben peygamberim, aslandan kaplandan korkmam.' 'Peki, o zaman neden kaçıyorsun?' diye sormuşlar. 'Ahmaklardan kaçıyorum' demiş İsa, 'çünkü onlarla baş edemem.'...."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder