De Ki İşte - Oruç Aruoba


Kitabın Adı: De Ki İşte
Yazar: Oruç Aruoba
Yayınevi: Metis Yayınları
Basım Tarihi: Ekim 2014 (11. Baskı)
Sayfa Sayısı: 157
"...
Onlar kazık çakınca
son gölgelere,
tutuşturursun sen de andiçen eli özgürce.

Paul Celan

Atemwende
(1867,S43)"

Diye başlıyor Oruç Aruoba söze.



Kitap dört bölümden oluşmuş; Anlama-rayış, Ölüm (de), Yaşam (ki), Felsefe (işte). Daha ilk bölümden, ilk satırlardan vurmuş. Girişi böyleyse devamında neler olacak diye düşünüyor insan...Oruç Aruoba'nın gözüyle, kelimeleriyle yaşam ölüm ve felsefe üzerine bir yolculuğa çıkıyoruz. Bilmeyenler için bir not düşeyim; kitap öykü ya da roman değil, Oruç Aruoba'nın ölüm, yaşam ve felsefe hakkındaki düşüncelerinin yer aldığı bir kitaptır. Özellikle insan yaşamının ortak paydası olan ölüm ve yaşam hakkında düşülen bu notlar, zaman zaman açılıp tekrar tekrar okunmalı. De ki işte, okunup rafa kaldırılacak bir kitaptan öte, aklımıza her geldiğinde içinden rastgele açacağımız cümlelerle yönümüzü bulmak için bir rehber tadında.

Gelin her bölüme kısaca bir göz atalım.

Anlama-rayış, kitabın ilk bölümü. Toplam dört sayfadan oluşuyor ve kitapta düz/uzun metin olarak yazılmış tek kısım. Aruoba burada kısa kısa dört yazıya yer vermiş. Beni en çok etkileyen "Dostları Arama" yazısının son paragrafı;

"Her seferinde, numarayı çevirir, düşmesini bekler (bazıları zor; ancak birkaç çevirişte düşer), ilk zil sesi bitince de telefonu kapatırsın. 
Sonra "Yok" dersin -  
sonra, "O da yok"-
sonra "işte o da"-
hep, "Yok" dersin.
Dostlarınla dolu bir gün geçirirsin."

Sonraki üç bölümde Oruç Aruoba kendine has şiirimsi dil yapısı ile devam etmiş.


İkinci kısım "Ölüm (de)". Hegel ile başlamış Aruoba söze.



"Ama ölümden ürkerek kendini çoraklaşma karşısında, saf haliyle koruyan yaşam değil ölüme katlanarak kendini onun içinde elde eden yaşamdır, tinin yaşamı Tin, kendini mutlak kopmuşlukta bulmakla kazanır ancak , kendi hakikatini." ve kendine özgü tarzı ile çoğu insanın konuşmaktan bile kaçındığı ölümü anlatmış bizlere."

"Yaşadıklarımız,öldürdüklerimiz."

"Yaşam ne denli gecikirse geciksin, ölüm hep zamanında gelir - ölüm gecikmez."

"Ölüm niye bir 'üzüntü' konusu olsun ki?
 Birisinin ölümüne sevinilemez mi
 Ne bir "vah vah", ne de bir "oh olsun"...
 Ya da, kendi ölümüne sevinemez mi insan?
 Mutlu bir intihar - - olamaz mı?"

Ve üçüncü bölüm olan "Yaşam (ki)"a geçiyor Aruoba. Ölüm ile yaşam gerçeğini harmanlıyor satırlarında.

"Yaşam, kopmadan kurtulamaz
 Ama bağlanmadan da kopamaz
 Yaşamında kurtuluş, hep, bağlanıp - kendini bağlayıp- 
 Sonra, hep, bağlarını koparman olacak." (bu satırları kaç kere okudum, üzerinde ne kadar düşündüm bilmiyorum...Vakti gelince kopmak gerek..)

"Ama yaşam hazır verilmez sana
 Sana hazır verilen her "yalama biçimi" de
 Sana aykırıdır; seni aykırı, çarpık hale sokar;
ona uyarsan." (İşte bir yukarıda alıntıladığım ile bu satırlar ne kadar bağlı birbirine. Bize diretilen, dayatılan bir hayat vardır. Farkında olmadan bağlandıklarımız dayatır bunu bize. Sonra ne mi olur? Aykırı olan sen olursun...Kendini çarpık hissedersin. Yapbozda yanlış yere konulmaya çalışan parça gibi, uymazsın kalıbına. Ya "fazla gelen" kısımlarını söküp atacaksın sana ait olmayan yere zorla uymak için, ya da "bağlarını" koparacaksın her ne pahasına olursa olsun. Önemli olan her şeyi göze alıp ikinci seçeneği yapabilmek zannedersem...)
"Yaşamak güzel şey be kardeşim!” gibi ‘nida'larda bulunma eğiliminde olanlar konusunda şuna dikkat etmelisin:
Kocaman bir doğrudur bu söyledikleri: yaşam güzeldir - hem de varolan tek güzelliktir - ; ama, hep, çirkinliklerin ortasında oluşur; onu güzel kılan da, sevinçleri ve neşeleri olduğu kadar, bunların karşılıkları olan acıları ve hüzünleridir de."

"Hep, hem eksik, hem fazla olacak yaşamın - gerçekleri eksik, tasarıları fazla."

"Yaşam, yazarı da, sahneye koyanı da, baş oyuncusu da sen olan; ama senin yalnızca seyircisi olduğun bir oyundur…"

Ve dördüncü ve son bölüm olan "Felsefe (işte)". Açıkçası beni yoran bir bölüm oldu bu kısım. Felsefe zaten kendi başına ağır bir konu, peşpeşe bu konu ile ilgili cümleler okumak beni biraz yordu. Ama yine de oldukça keyifliydi.

Kitabı daha önce okumadıysanız, elinize aldığınızda rastgele bir sayfa açın ve gözünüze ilk çarpan cümleyi okuyun. Muhtemelen ben ilerleyen zaman içerisinde sık sık bunu yapıyor olacağım!


Kitaba Puanım 4/5

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder