Hayvan Çiftliği - George Orwell


Kitabın Adı: Hayvan Çiftliği
Orjinal Adı: Animal Farm
Yazar: George Orwell
Çeviren: Celal Üstüner
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Tarihi: 2014 (36. Baskı)
Sayfa Sayısı: 152
Yine "zamansız" bir mini roman ile karşınızdayım. Neden zamansız dedim? Roman 1945'te yazılmış ama insanoğlunun hayatında pek değişen bir şey olmamış. Hatta bir 20 sene sonra açıp okusak, yine aynı şeyi düşüneceğiz, ya da 30 sene önce okumuş olsak yine aynı. Ne acı aslında...

Eleştirmeye haddimin olmadığını düşündüğüm kitaplardan biri, bu yüzden nedir ne değildir bilmeyenler için kısaca bir değineceğiz diyelim bu seferlik. Kitabın yazılmasının asıl amacı sosyalizm ve devrimin asıl amacının saptırılmasının doğuracağı sonuçları okuyucuya metaforik bir dille anlatmak. Bilindiği üzere kitap Stalin'e karşı yazılmış bir eleştiridir. Maalesef gelin görün ki günümüzde aynı eleştiri biz de dahil olmak üzere pek çok toplumda halem geçerliliğini sürdürmektedir. Bu konu tabi ki bir başka yazıda derinlemesine incelenebilir ancak şu an kitap ile sınırlı kalalım diyorum. Yalnız şimdi bunları yazarken düşündüm de, seçim günü bu kitabı anlatmak pek bir manidar olacak. (bunu da not düşeyim)


Gelelim kitabımızın konusuna ve konunun altında yatanlara. Kitap adından da anlaşılacağı üzere bir çiftlikte geçiyor. Ama bu çiftlik bildiğiniz çiftliklerden değil. Çiftlikte bulunan hayvanlardan en yaşlısı ve en akıllılarından olan domuz Koca Reis bir gün bütün hayvanları bir toplantıya davet eder. Yaşının da verdiği tecrübelere dayanarak hayvanlara yaşadıkları hayatın olumsuzluklarını anlatır. İnsanların üretmeden tüketen canlılar olduğunu anlatır. Sadece karın tokluğuna zorba olan sahiplerinin çıkarları için çalışmanın doğru olmadığını, şimdi olmasa bile zamanı geldiğinde hayvanların bu duruma baş kaldırıp kendi özgür topraklarında zorbalıktan uzak, kendileri için çalışıp yaşayabileceklerini anlatır. Ve bir kaç gün sonra ardında özgürlük fikirlerini de bırakarak ölür. (Koca Reis bana Karl Marx'ı anımsattı) Bu sırada çiftliğin sahibi hayvanları iyice boşlar ve aç kalan hayvanlar ambarın kapısını kırarak yemek ararlar. Jones ve çiftliğin çalışanları hayvanların başı boş dolandığını gördüklerinde ellerinde kırbaç onları tekrar yerlerine sokmaya çalıştıklarında hayvanların sabrı da tükenmiş olur ve isyan başlar. Önce Jones ve diğer adamlar çiftlikten kovulur, sonra insanı anımsatan hangi eşyalar varsa bir bir yakılır. Çiftliğin adının Hayvan Çiftliği olarak değişmesinin ardından hayvanlar en bilgeleri olan domuzların önderliğinde sadece kendiler için çalıştıkları, insanların eziyetlerine katlanmak zorunda olmadıkları özgür hayata başlarlar. Daha düzenli bir ortamda yaşamak adına Yedi Emir koyulur.

İki ayak üstünde yürüyen herkes düşmandır.
Dört üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkes dosttur.
Hiçbir hayvan giysi giymeyecek.
Hiçbir hayvan yatakta yatmayacak.
Hiçbir hayvan içki içmeyecek.
Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.
Bütün hayvanlar eşittir.

Çiftlikteki hayvanlar domuzların liderliğinde bu ilkelere bağlı olarak özgür ve sadece kendileri için çalıştıkları bir hayat sürerlerken birbiri ile tamamen ters görüşte olan iki domuzun arasında çatışmalar başlar. İşte bu andan itibaren bir yandan çiftlikteki bu iki domuzun liderlik çatışmasına, öte yandan diğer hayvanların özgürlük adına yaptıkları bu ayaklanmadan sonra hayatlarının ne yönde gittiğine şahit oluruz.

Baskıcı rejim, koyun sürüsü halk, tanıdık hikayeler...

George Orwell Rusya'da olan devrimin amacının ne olduğunu ama amaçlardan sapılıp nasıl bir sonuca ulaşıldığını adeta masal tadında anlatmış.

Bütün hayvanlar eşittir
Fakat bazıları daha eşittir.

Muhakkak okunması gereken kitaplar listenizde olması gereken bir baş yapıt. Bir de kitabı okuduktan sonra filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim!

Kitaba Puanım 5/5

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder