Kadın Cinayetleri - Verda Pars


Kitabın Adı: Kadın Cinayetleri
Yazar: Verda Pars
Yayınevi: Labirent Yayınevi
Basım Tarihi: Kasım 2014 (1. Baskı)
Sayfa Sayısı: 252


Bir süre önce bana hediye edilen ve ne zamandır okumak istediğim ancak "şunu da bitireyim bu kitabı okuyacağım" diyerek sürekli ertelediğim bir kitap oldu Kadın Cinayetleri. Galiba kitabın adından dolayı bu ertelemeyi yaptım istemsiz olarak. Çünkü toplumumuzdaki bana göre en büyük sorunlardan biri olan kadına karşı fiziksel ve psikolojik şiddet benim fazlasıyla yumuşak karnım. Bir nevi kendimi konudan uzak tutmaya çalıştım ama sonunda hadi bakalım deyip okumaya başladım. Ve ne yalan, ertelediğime pişman oldum.

Öncelikle konuya girmeden kısaca kitaptan bahsedelim. Kadın Cinayetleri, edebiyatımızın yeni yazarlarından olan Verda Pars'a ait. Verda Pars'ın ilk kitabı bu, sanırım ilk göz ağrısı da diyebiliriz bu yüzden. Aslında yazar senarist ekibinde bulunduğu dizi ile pek çoğumuzun bir şekilde hayatında ancak "roman"ı ile başka bir kulvardan eşlik etmeye başladı bizlere. Devamını dört gözle bekliyoruz diyerek kitabın konusuna giriş yapalım :)

Kitabın dili ile başlayalım. Verda Pars, oldukça akıcı ve günlük bir dil kullanmış kitabında. Bu benim fazlasıyla hoşuma gitti. Yer yer kendimi başkahraman olan Misli gibi hissettiğimi bile fark ettim. Karakterler içimizden, mekanlar çevremizden. Yani tanıdık, sıcak bir ortam var romanda. Kitabı okurken "yazar acaba kendi hayatından da bir şeyler katmış mı karakterleri oluştururken?" diye düşünmüştüm, ve kitabı okuduktan sonra yazarın katıldığı bir radyo programını dinleyerek bu düşüncemin çok doğru olduğunu öğrendim. Buna az sonra değiniriz:)

Başkahramanımız Misli Perin. Adı nereden geliyor acaba, çok değişik geldi ismi? Misli, Kadıköy'de babaanneden kalma bir evde, amcanın yolladığı düzenli para ile yaşayan (bu para neden geliyor bir cevap bulursam pek sevineceğim), "çalışmasa"da olan ancak yine de bir şeyler yapmak için ara ara çabalayan genç bir kadın. Yazarın da söylediği gibi ufak bir burjuva kendisi. Son zamanlarda kendini roman yazmak adına evine kapamış ancak kendisini birden bire çok değer verdiği bir insan olan Serra Hoca'sının da itelemesi ile, yakın zamanda ölen bir yazar olan Nagehan Çınar'ın hayat hikayesi hakkında gazeteye yazı yazarken bulmuştur. Ölen yazar için polis intihar etti dese de, çevresinde bulunan kimse buna inanmamaktadır. Yazarın hakkında bilgi toplamak için de onun hayatının tozlu raflarını eşeleyen Misli, kendini birden bir esrarengiz bir hayatın içinde bulur. Bu yolda ona hocası Serra Hanım, en yakın arkadaşları Kemal ve Şule ile, teyzesi Cavidan da eşlik etmektedir. Acaba Nagehan intihar mı etti, yoksa öldürüldü mü? Sorunun cevabı kitapta:)

Başta da dediğim gibi Verda Pars kitabına kendi hayatından esintiler eklemiş. Başkahraman Misli bir nevi kendisi. Açıkçası kitabı okurken kulağımda çınlayan Misli'nin sesi ile radyo programında duyduğum ses oldukça benzerdi. Ben mi güzel tahmin etmişim yazar mı karakteri iyi aktarmış bilemedim :P (evet kitap okurken kafamda her karakterin ayrı bir sesi oluyor). Misli-Serra ilişkisi "yaşanmışlık" hissi vermişti bana, bu konuda da yanılmadım. NTV Radyo'da yayın yapan Sevin Okyay, yazarın hocası imiş ve ikilinin arasında da bu dinamizmde bir ilişki varmış. Hatta yazar kitabın temellerini Sevin Okyay'ın "Cinayet Masası" programını dinlerken atmış diyebiliriz. Mekanlar da yazarın kendi hayatını sürdürdüğü yerler olarak seçilmiş, betimlemenin iyi olması sanırım buna bağlı.

Gelelim benim fikrime. Kitap "polisiye roman" kategorisinde piyasaya çıktı, ancak ben "sert" bir polisiye olduğunu düşünmüyorum. Biraz daha maceraya yakın hissettim okurken. Kitabın genelini oldukça beğendim, özellikle başta belirttiğim gibi yazar kendini okutan bir kaleme sahip. Kitabı okurken "Ah be Misli, olur mu öyle" dediğim anlar çok oldu ki bu da kitap içine çekmiş demektir. Ancak ne yalan sonunu sevemedim. Olayın çözülüşü bir kaç sayfa içinde olmuş, yaklaşık 250 sayfa merakla çözmeye çalışırken, birden bire olayın çözülmesini beklemiyordum, az daha komplike ve heyecanlı bir son yazılabilirdi kanımca. Bir de olay çözüldükten sonra, kitap insan ilişkilerine dayanan bir sohbet ile son buluyor. Bundan da çok hoşlandığımı diyemeyeceğim ama yazarın radyodaki söyleşisini dinledikten sonra bunu neden yaptığını anlayıp mantıklı olmuş dedim. Verda Pars, bu kitabı bir seri olarak tasarlamış ve ikinci kitap da yolda imiş. Hatta ikinci kitapta ilk kitapta tanıştığımız karakterler arasındaki ilişkilere değinecekmiş. 

Kitabı tavsiye eder miyim? Eğer içinde heyecan barındıran, kan gövdeyi götürmeyen polisiyeleri severim diyorsanız muhakkak okumalısınız. Özellikle kahramanların çok iyi aktarıldığını düşündüğüm bu kitap ile Verda Pars'ın dünyasına yumuşak bir giriş yapabiliriz zannedersem.

Kitaba Puanım 4/5

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Comment
    Facebook Comment

2 yorum:

  1. Merhaba verda pars'in ikinci kitabi cikti mi acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, henüz çıkmadı ikinci kitap, ben de beklemedeyim :)

      Sil