Koşmasaydım Yazamazdım - Haruki Murakami


Kitabın Adı: Koşmasaydım Yazamazdım
Orjinal Adı: Hashiru koto ni tsuite kataru toki ni boku no kataru koto
Yazar: Haruki Murakami
Çeviren: Hüseyin Can Erkin
Yayınevi: Doğan Kitap
Basım Tarihi: Nisan 2015 (7. Basım)
Sayfa Sayısı: 169


Hafta biterken kapanışı son okuduğum kitap ile yapayım, Haruki Murakami - Koşmasaydım Yazamazdım. Kitaplarla az çok ilgisi olan herkesin kitabını okumamış olsa bile adını duyduğu bir yazar Haruki Murakami. İşte ben de o kitabını okumamış tayfadandım, bir başlangıç yapayım istedim ve ilk kitap olarak Koşmasaydım Yazamazdım'ı seçtim.

Peki neden?

Kitabı bilenler bunun aslında bir roman, öykü ya da deneme olmadığını; aksine Murakami'nin hayatının merkezinde olan koşmak ve yazmak eylemlerini anlatan bir hatırat olduğunu bilirler. Açıkçası kendisi çok merak ettiğim bir yazar. Tüm kitaplarının konularına, basım yıllarına şöyle bir göz attım. Ve kitaplarına giriş yapmadan kendisini tanımak istedim. Çok da isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum. Özellikle yazmaya nasıl başladı, koşmaya nasıl başladı, bu iki eylemin hayatındaki yeri ve önemi nedir, birbirleriyle ilişkileri nedir anladım. Ve ne yalan mutlu oldum, yazarın yazarlığa başladığı yaşlara yakınım, hala ümit var demek ki :P


Murakami koşmaya daha doğrusu kendi deyimi ile "ciddi" anlamda koşmaya 33 yaşında iken başlamış ve o zamandan beri her sene düzenli olarak muhakkak bir maratona katılmış. Kitap temelinde "Pain is inevitable, Suffering is optional" yani "Acı kaçınılmazdır. Acı çekmek tercih meselesi." felsefesi üzerinde ilerliyor. Murakami, uzun yıllardır her sabah koşusunu yaparak güne başlayan bir insan. Bu öz disiplini çok sağlam bir şekilde bünyesine kazandırmış. E hal böyle olunca röportajlarında "neden" sorusu da sıkça sorulur olmuş. Herkes bu koşan yazarın nasıl böyle disiplinli bir koşucu olduğunu sorgular hale gelmiş. Bunu üzerine "yazıya dökmedikçe doğru düzgün düşünemeyen biri olduğumdan, koşmanın benim için anlamı üzerine yorum yapabilmem için elimi hareket ettirerek gerçekten böylesi bir metin oluşturup görmem gerekti" diye açıklama getiren Murakami, karşınızdaki eseri ortaya çıkarmış. Koşmaktan kastım haftada 250-300 km arası bir mesafe diyeyim, oluşacak acıyı siz düşünün. Böyle de hedefleri olan bir insan Murakami. Her ne kadar kazanmanın ya da kaybetmenin kendisi için çok da önemli olmadığını söylese de, "kendine" kaybetmeye tahammülü olmadığını düşündüm ben kitap bitiğinde. 

Murakami'nin üniversite yıllarından sonra işlettiği barı, yazmak için bu bardan vazgeçişini, hayatına koşunun nasıl girdiğini, koşmak ile yazmayı nasıl bağdaştırdığını, koşarken düşündüklerini, maraton anılarını içeren bu hatırat, onun ile tanışmak için oldukça güzel bir adım.

Başta da belirttiğim gibi, kitaptan beklentim beni Murakami ile tanıştırması idi. Oldukça samimi olan bu hatıratı ben çok beğendim. Bundan sonra okuyacağım kitapları için de bir yol gösterici niteliğine oldu benim için. Ancak kitapta gözüme takılan bir nokta oldu (buna mı takıldın diyeceksiniz ama cidden gözüme battı). Hüseyin Can Erkin hocamızın çevirilerine dil uzatmak haddim değil, ama sayılar ile ilgili bir kaç nokta çok gözümü tırmaladı. Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacak ama kilometre hesapları tutmuyor ve benim ciddi anlamda gözüme gözüme girdi bu nokta. Bir de Doğan Kitap, kitabın adını neden "Koşmasaydım Yazamazdım"  olarak çevirmiş ciddi anlamda merak ediyorum. Kitabın içerisinde bunu iddia eden bir durum yok. Hatta aksine Murakami koşarken çok çok ender romanlarımla alakalı fikir gelir aklıma tarzında da bir cümle kurmuş. Kitabın İngilizce adı da "What I Talk About When I Talk About Running". Ciddi anlamda "Nedenn" diye sorasım var Doğan Kitap'a! Yine de oldukça keyif aldım, benim açımdan farklı bir deneyim oldu.

Kitaba Puanım 3/5


Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder