Küçük Mucizeler Dükkanı - Debbie Macomber


Kitabın Adı: Küçük Mucizeler Dükkanı

Orjinal Adı: The Shop on Blossom Street
Yazar: Debbie Macomber
Çeviren: Ozan Aydın
Yayınevi: Martı Yayınları
Basım Tarihi:  Kasım 2011 (17.Baskı İstanbul)
Sayfa Sayısı: 474

Merhabalar!

Küçük Mucizeler Dükkanı kapak tasarımı ve iç ısıtan ismi ile dikkatimi çeken bir kitaptı. Ancak daha önce Debbie Macomber okumamış olmanın ve kitap hakkındaki ön yargılarım sebebi ile bu zamana kadar okumamıştım. Ön yargılı olmakta haklıymışım, nedenini aşağıda konuşuruz..Önce biraz kitap nedir ne değildir ondan bahsedelim.

Kitap aynı şehirde birbirinden farklı hayatlar süren dört kadının ayrı ayrı ve kesişen hayat hikayelerini anlatmakta. Kitabın asıl ismi olan The Shop on Blossom Street'te geçen Blossom Caddesi bu dört kadın için bir dönüm noktası olmuştur. 30'lu yaşların başındaki Lydia 16 yaşından bu güne dek iki kere kanser ile mücadele etmiş, bu savaşı ikinci defa kazandıktan sonra hayatına devam edebilme ve kendini kanıtlama adına en büyük tutkusu olan örgü örmeyi işi haline getirmiştir. Blossom Caddesi'nde bir dükkan kiralamış ve hem tuhafiye işine başlamış hem de örgü kursu açarak bu tutkusunu başka insanlara da aşılamayı amaç edinmiştir. İşte bu kursta Lydia, Alix, Carol ve Jacqueline bir araya gelir.

Alix, dağılmış bir ailenin çocuğudur. Annesi cezaevinde, babası terketmiş ve abisi uyuşturucu yüzünden ölmüştür. Tek başına ayakta kalma mücadelesi veren Alix, Blossom Caddesi'ndeki bir dükkanda çalışmaktadır. Yaşadığı olaylar neticesinde kendini bir anda örgü kursunda bulur.

Carol ise 30'lu yaşların sonuna gelmiş güzel bir evliliği olan ancak çocuk özlemi ile mücadele eden bir kadındır. Tüp bebek tedavisinde iki defa başarısız olmuş ve üçüncü aşılama için hazırlanmaktadır. Bu defa başarılı olacağını düşünen Carol, örgü kursuna katılıp özlemle beklediği bebeği için battaniye örmeye başlamıştır.

Jacqueline ise huysuz olmasına rağmen bana en sevimli gelen karakter oldu. Oldukça lüks bir hayat süren Jacqueline, aile ilişkilerinde sıkıntılı bir kadındır. Tek çocukları istemediği bir kadın ile evlilik yapmıştır. Eşi ile de karı-koca ilişkileri yıllar önce bitmiş olan Jaqueline dışı seni yakar içi beni tadında bir hayat sürmektedir. Dışardan her şey muhteşem görünse de, oldukça sorunlu bir hayata sahiptir. Gelininin hamile olduğunu öğrenince üzülse de herkese iyi bir babaanne olacağını kanıtlamak adına kendini örgü kursunda bulur. Kitap bu dört kadının sorunları ve gelişen dostlukları üzerine şeker tadında ilerler.

Fikrime gelecek olursak... Böyle kitapların best seller olmasını pek anlamıyorum. Üstelik araştırdığım kadarı ile yazarın çoğu kitabı bu havada geçiyor. Ciddi anlamda kalemi güçlü olan insanlara büyük haksızlık olarak nitelendiriyorum bu tür kitapların bu kadar popüler olmasını. Ben bu kitabı "şezlong kitabı" olarak nitelendiriyorum. Tatildesiniz, kafanızın boşalmasını istiyorsunuz, yormayacak, üzerinde düşünmenize gerek duymayacağınız, sağınıza solunuza baktığınızda her 10 insandan 8'inin yaşadığı günlük olayları içeren bir kitap arıyorsanız, yazarın herhangi bir kitabını okuyabilirsiniz. Edebi değeri olmayan, okunsa da okunmasa da olur diyebileceğim bir kitap. Ben sevemedim. Düşündürmeyen kitaplardan pek hoşlanmıyorum. Ve hala nasıl "best seller" olmuş onu sorguluyorum açıkçası... 

Kitapta bir de kocaman bir mantık hatası gözüme batıp durdu. Okumayıp okuyacak olanlar 
bu diyeceğime bakmasınlar, konu hakkında bilgi içeriyor. Kitabın sonlarına doğru Alix'in ev arkadaşı doğum yaptı, bebeği istemediğini söylediğinden Alix aracılığı ile bebeği Carol evlatlık edindi. Bu olayın yaşandığı bölümün hemen ardından gelen bölüm "1 yıl sonra" diye başlıyor, mantıken bebek de 1 yaşında, ama hikayenin geri kalanında bebeğin 9 aylık olduğundan bahsediyor. belki basit bir hata ama kitabı düşündükçe aklıma gelen tek şey bu oldu. Beni rahatsız etmeye yeterli bir hata...

Kitaba Puanım 3/5

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder