Çi - Azra Kohen


Kitabın Adı: Çi
Yazar: Azra Kohen
Yayınevi: Destek Yayınları
Basım Tarihi: Eylül 2015 (110. Baskı)
Sayfa Sayısı: 318
Merhaba kitapseverler,

Bir önceki yazımda Azra Kohen'in Fi-Çi-Pi üçlemesinin ilk kitabına dair incelememi yazmıştım. Yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. Pek de olumlu yorumlar yazmamış olsam da seriyi tamamlayacağım. Bugün de yakın zamanda bitirdiğim serinin ikinci kitabı olan Çi ile birlikteyiz. İlk kitabı okumamış olanlar, kitaba ithafen bir kaç cümle bulunabilir benden söylemesi :)

"Çi", tüm canlıları birbirine bağlayan, rejenere eden yaşam enerjisidir. Çi kavramı ile hikayemize medya patronu Sadık Murat Kolhan ekleniyor. Bu kitapta onu daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Serinin üçleme olduğunu düşündüğümde ikinci kitabın durağan olmasını bekliyordum, tam da öyle oldu. İlk kitaptaki temponun aksine daha yavaş giden bir kitap var karşımızda. Can Manay tutukusunun peşinde savaşmış ve sonunda hayranlık duyduğu Duru ile bir hayata başlamıştı. Bu kitapta Duru ile Can'ın ilişkilerine, Deniz'in olan biten karşısında iç dünyasına dönüşüne tanıklık ediyoruz. İkinci kitap Can ve Duru'dan ziyade Özge ve Sadık Murat'ın hikayesinin kitabı olmuş. İkisi arasında karakterleri temposu her daim yüksek bir ikili ilişkinin var olması hikayenin temposunu biraz da olsa yukarı çeken bir unsur olmuş. Kitabın sonu da ilk kitapta olduğu gibi bir sonraki kitapta ne olacak diye düşünmemize sebep olacak şekilde bitmiş.

İlk kitap için yorumumu okuyanlar bilir ki ben seriyi pek sevemedim. Daha ince olmasına rağmen okuması ilk kitaba göre daha uzun sürdü desem yeridir. Konu hem ilk kitapta havada kalan şeyleri biraz toparlama hem de üçüncü kitabın hikayesine yer açmak amaçlı yazılmış olduğundan biraz havada kalmış. Ben üzülerek neden kitabın hala neden bu kadar popüler olduğunu anlayamadığımı belirtmek istiyorum tekrardan... Üstelik hikayeden ötürü de Azra Kohen'in gerçekten güzel olduğuna inandığım düşüncelerinin de satır aralarında sıkışıp yittiğini düşünüyorum...

Sevgili yazar aksini iddia etse de ilk kitapta olduğu gibi yine cinsellik ön planda. Kendimi sürekli Can Manay ve diğerlerinin yatak odasını gözetliyor gibi hissediyorum. Tam iki kişi tartışacak, hop sevişiyorlar. Biri mutsuz mu hopp sevişsinler geçer. Sanki kitaptaki herkes sürekli bir şeylerden tahrik olmak için tetikte bekliyor. En basiti hasta olan bir insan tasviri yapılırken dahi o halde nasıl da tahrik edici olduğunun altının çizilmesi beni okur olarak rahatsız etti. Hayatın gerçeklerinden biri olan cinselliğin kitaplarda da olmasına karşı değilim asla, ama bu denli konunun önüne geçmese keşke...

Bir de malum ikinci kitabın ilk basımı Temmuz 2014'te oldu. Gezi olaylarından yaklaşık bir yıl sonra. Kitap buram buram Gezi kokuyor. Bu kitapta  baskın bir yapısı olan Özge daha ön plandaydı ve onun üzerinden Gezi'ye atıfta bulunulmuş. Bu kadar güncel bir olayın kitabın geneline bu kadar hakim olması ne kadar doğru bilemedim. Çok da olumsuz bir şey demek istemiyorum ama sanki güncel ve gündemde olan, ilgi çekeceği zaten belli olan bir konu kullanmak biraz kolaycılığa kaçmak gibi olmuş.. (kitabı sevenler kızmayın bana :P)

Yıldızımız barışmamış da olsa, yakında Pi ile buralarda olacağım..


Kitaba Puanım 3/5
Keyifli okumalar =)


Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder