Fi - Azra Kohen


Kitabın Adı: Fi
Yazar: Azra Kohen
Yayınevi: Destek Yayınları
Basım Tarihi: Temmuz 2015 (122. Baskı)
Sayfa Sayısı: 598

Merhabalar;

Kimi kitaplar vardır ya hani, bir anda kafanızı çevirdiğiniz her yerde onu görürsünüz, sosyal medyada delice paylaşılır. Kitap dükkanlarına girdiğinizde raflarda sıra sıra o vardır. İşte Fi (daha doğrusu Fi-Çi-Pi serisinin tüm kitapları) bu şekilde girdi hayatımıza. Normalde birden bire bu kadar popüler olmuş olan kitaplara ön yargım vardır ama bu sefer merakıma yenik düştüm, üstüne bir de seri hediye edilince (burada kalpler var :P) Fi ile başladık yolculuğumuza. 

Baştan belirteyim, kitaba büyük beklentiler ile başlamıştım, haliyle tatmin ya da hayal kırıklığı beklentinin büyüklüğü ile orantılı olarak değişiyor.

Kitapta birbirinden farklı ancak kimi yönleri ile birbirine benzeyen 12 karakter var. Üçlemenin karakterlerle tanıştığımız ilk kitabı olduğundan yazar kitabın girişine bir karakter künyesi eklemiş, kabaca kim kimdir oradan öğrenebiliyoruz. 

Fi, farkında olmadan yüzyıllardır güzelliğin peşinde divane olmuş biz insanları anlatıyor aslında. Bilmeyenler için, fi sayısı altın orandır, yani mükemmel olanda var olduğuna inanılan, felsefede de "güzellik" kavramını karşılayan oran. İşte hayatını bu mükemmellik oranına göre yaşayan karakterimiz Can Manay da bizim baş kahramanımız. Can Manay, oldukça zeki, yakışıklı olmamasına rağmen kendine has bir aurası (!) ve karizması olan, bu zeka ve karizması sayesinde etrafındaki insanları çok rahat manipüle edebilen, ülkenin en ünlü psikoloğu. Ayrıca insanların yıllardır delice takip ettiği bir programın da sunucusu. Zeki, karizmatik, ünlü ve zengin... Hal böyle olunca istediğimi elde ederim kafasında yaşayan ve bunu da ne pahasına olursa olsun başaran bir adam Can Manay. Biraz Christian Grey'i anımsatıyor hem ruh hali hem de tavırları. Ancak her insanın zayıf bir noktası olduğu gibi Can Manay'ın da zayıf bir noktası var, kitabın bir diğer karakteri olan Duru'ya karşı olan tutukusu. (Her bir karakterin tek tek incelemesin yapmak biraz uzun olacağından daha çok kitaptan genel olarak bahsetmek daha doğru olacak.) Can Manay nişanlı olan Duru'yu elde edebilmek için elinde bulundurduğu maddi manevi tüm imkanları zorlar. Tutkusu bir saplantıya dönüşür ve ara ara aslında Can Manay'ın milyonların önüne sunduğu maskesinin ardında nasıl bir insan olduğunun ip uçlarını yakalarız. Can ve Duru'nun kovalamaca şeklinde geçen bu enteresan hikayelerinin arasında diğer karakterleri de tanırız, onların hikayelerini de Can ve Duru'nun ki kadar olmasa da izleriz. Ara ara hayata dair güzel paylaşımların serpiştirildiği, ancak genel olarak iki narsist Can ve Duru'nun tutku ve güç gösterilerine tanıklık ettiğimiz bir kitap olmuş. Malum seri olduğundan kitabın sonu bir yere bağlanmıyor ama merak uyandıracak şekilde bitiyor.

Önce hoşuma giden yanlarını anlatayım, sonra da nacizane eleştirimi paylaşayım. Azra Kohen ile yapılmış olan röportajları okudum. Oldukça zeki, hayata karşı bir duruşu olan, çok güzel fikirleri olan bir insan olduğunu düşünüyorum. Hatta kişisel gelişim kitaplarından pek hoşlanmasam da Fi içinde bu kategoriye sokabileceğim kısımlardan oldukça keyif aldım. Kitaptan bağımsız olarak oturup düşünebileceğimiz cümleler var. Aldığınız kararları sorgulatan, farkındalık yaratan paragraflar kitapta en sevdiğim kısımlar oldu. Hatta kitabı bitirince Azra Kohen keşke bu düşüncelerinin üzerine yoğunlaşsa idi, hikayenin içinde kaybolmuş fikirleri dedim. Kalemi akıcı, üslubu da sıcak, tanıdık biri ile sohbet ediyor havası oluyor. Kitap uzun bile olsa, okurken yormuyor, rahat okunuyor. Karakterleri güzel aktarmış, belli bir yerden sonra olan olaylar karşısında kimin nasıl tepki vereceğini kestirebilir hale geliyorsunuz ki bu bir başarıdır. Ancakkkk diyelim ve bir sonraki paragrafa geçelim...

İyi bir okuyucu olduğum kanaatindeyim, her şeyden önce de emeğe saygım var. Hani bu kitap herkes için yazılmadı deniliyor ya, sanırım ben o kendisi için yazılmamış kısımdayım. Azra Kohen bir röportajında Fi için hepi topu 8 sevişme sahnesi var diye bir cümle kurmuş. Bir okuyucu olarak 600 sayfalık bu kitabı bitirdiğimde aklımda kalan Can Manay'ın seks hayatının aralarına sıkışıp kalmış hikayeler oldu desem sanırım rengimi belli etmiş olurum. Tamam Can Manay'ın bu zaafının aktarılması gerekiyordu, o konuda hemfikirim ancak abartılmış. Ayrıca, muhtemelen buna çoğu insan katılmayacak diye düşünüyorum ama kendi fikrimi söylemek istiyorum, hemen her karakterin uyuşturucu ve türevleri ile gönül bağı var. Tüyap Kitap Fuarı'ndan yapılan paylaşımlardan gördüğüm kadarı ile yazarın 18 yaş altı okuru oldukça fazla, belki yaşı büyük okuyucular yazar anlatırken ne demek istediğini analiz etmekte daha rahat olacaklar ama, ortaya konulmuş başarı, güzellik, seks ve uyuşturucu kavramlarının iç içe geçtiği hayat tarzları bana biraz abartı ve zorlama geldi. Keşke bunu 2-3 karakter ile sınırlasaydı diye düşünmedim değil. Sistem ve hükümete yönelik eleştirel kısımlar da var kitapta. Düşünce olarak güzel bulsam da, biraz sanki "haydi biraz da şundan serpiştirelim hikaye arasına" diye kalmış. Bir de her karakterin mi felsefik bir yanı olur? Herhangi bir konu üzerinde bir karakterin paragraflar süren çıkarımları beni benden aldı. Bir olmamışlık var kitapta. Hani sanki yazar aklındaki her şeyi anlatma ihtiyacı hissetmiş. Çi'yi de okudum onun hakkındaki yazımı ilerleyen günlerde paylaşacağım, Fi ilk kitap diye mi böyle düşünüyorum acaba demiştim kendime ama Çi bittiğinde de farklı bir düşüncem olmadı, Pi bittiğinde ne olurum bilmem :P Kitabı okurken bir süre sonra Aşk'ı Memnu tadında bir dizi izliyor gibi hissettim kendimi. O yüzden kendi adıma kitap biraz hayalkırıklığı oldu diyebilirim. Ancak kitabın PR çalışmasını yapan arkadaşlar, bu nasıl bir başarıdır, sizi tebrik ederim! Fi ve Çi bittiğinde havada kalmış pek çok konu Pi'de cevap bulacak bunun farkındayım ancak bana kalırsa toplamı 1500 sayfayı bulan bu seri, 600 sayfalık tek kitap olarak kalsa tadında olurdu. Üç kitap biraz zorlama olmuş, durduk yere konuların çok uzamasına neden olmuş..

Yazarın fikirlerini sevsem de, kurgu olayı pek hoşuma gitmedi. Keşke bu güzel düşüncelerini hikayenin altında ezmek yerine açık açık ortaya dökse idi. Bence o zaman daha çok "farkındalık" yaratırdı. Vaktiniz var ise, çok yorulmadan tadımlık bir kitap okumak istiyorsanız, edebi kaygınız yok ise tavsiye ederim. Ama ben kişisel farkındalık amaçlı okumak istiyorum derseniz, internette kitabın bu kısımları ile ilgili çok güzel alıntılar var, onları okumanızı tavsiye ederim.


Kitaba Puanım 3/5
Keyifli okumalar =)


Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder