Martı Jonathan Livingston - Richard Bach


Kitabın Adı: Martı Jonathan Livingston
Orjinal Adı: Jonathan Livingston Seagull
Yazar: Richard Bach
Yayınevi: Epsilon Yayıncılık
Basım Tarihi: Eylül 2015
Sayfa Sayısı: 147

Selamlar! 



Sene sonuna yaklaşırken kısa öykülere merak salıp farklı farklı öykü kitapları ile yılı tamamlamak üzereyim. Türüne karşı gelip sınırlarını aşmaya çalışan Martı Jonathan Livingston 1972 yılında Richard Bach tarafından kaleme alınan kısa bir öykü. Aslında 3 bölüm olarak yayınlanmış olan kitap 2015'te yazarın yazdığı ancak kitaba eklemediği 4. bölümü (bana kalırsa en çarpıcı bölümü) eklenerek Epsilon Yayınları tarafından bizlere ulaştırıldı.



Martı Jonathan, ailesi ile birlikte yaşadığı sürüde diğer martılar gibi sadece balık tutup ekmek yakalayıp hayatını idame ettirmek için belli sınırlar içerisinde yaşayan bir martı olmaktan öte, uçma eyleminin sınırlarını keşfetmek, neler yapabileceğini öğrenmek için gece gündüz delice çalışan bir martıdır. Ailesi ve sürüdeki diğer martılar Jonathan'ı bu farklılığından dolayı dışlamıştır. Sürüden kovulan Jonathan, uçma eğitimleri yapmaya başlar ve kanatları ile gökyüzünün ne kadar ahenk içinde olabileceğini keşfetmeye başlar. Bir gün yine var gücü ile çalışırken yalnız olmadığını keşfedeceği bir olay olur. Tanıştığı kendisi gibi olan martılar ile beraber yeteneklerini daha da geliştiren Jonathan, öğrendiklerini kovulduğu sürüdekiler ile paylaşmak, onların da ufuklarını açabilmek adına sürünün olduğu yere gider. Öykünün geri kalanında kendisi gibi olan martılar bulup eğitmeyi kendine vazife olarak gören Jonathan'ın buradaki hayatını ve Jonathan'dan sonra sürüdeki martıların yollarına nasıl devam ettiklerinin hikayesini okuyoruz. Özellikle sonradan eklenmiş olan öykünün dördüncü bölümü ile beraber aslında yapmak istediklerimiz ile yaptıklarımız arasında ne kadar büyük farklar olduğunu, toplum baskısı, hayat gailesi, kimi zaman da kendi korkularımızdan dolayı nasıl da kendimizi kısıtladığımızı Martı Jonathan vasıtası ile görüyoruz. Ayrıca hurafelerin ve dilden dile aktarılırken her seferinde bozulan hikayelerin hayatlarımız üzerindeki sarsıcı etkileri de gözler önüne serilen bir başka olgu.

Bu kadar kısa bir hikaye (kitabın yarısı fotoğraflar ile süslenmiş) ile bu kadar çarpıcı bir hayat dersi verilmesi büyük başarı. Okurken biraz Küçük Prens biraz da Hayvan Çiftliği havası sezinledim ki iki kitabı da çok sevdiğimden bu benim için bir artı. Okumanızı tavsiye ederim..

Kitaba Puanım 4/5
"Yaşamın anlamını, daha yüce bir amacını bulan ve ona ulaşmaya çabalayan bir martıdan daha sorumlu biri olabilir mi? Binlerce yıldır balık kafaları kovalayıp durduk, ama şimdi bir yaşama nedenimiz var; öğrenmek, keşfetmek ve özgür olmak!!"

"Gerçekte her birimiz, Yüce Martı düşüncesinin, sınırsız özgürlüğün ta kendisiyiz. Bizi sınırlayan her şeye karşı çıkmalıyız."

"Eh, sürünün bir parçası olmadığımıza göre, yasaya uymak zorunda değiliz."

"Eğer dostluğumuz zaman ve mekanla sınırlıysa, o yok demektir."

"Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi, özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!"

"Uçmak, bir yerden bir yere ulaşmak için kanat çırpmaktan çok daha anlamlı bir olaydır."

"Hayır Jonathan, böyle bir yer yok.
Cennet bir yer, bir mekân değildir, bir
zaman dilimi değildir. Cennet
öğrenmektir, mükemmelliktir."

"Kanat ucunuzdan, kanat ucunuza bedeninizin tümü, aslında düşüncenizin somutlaşmış biçimidir. Düşüncelerinize vurulan zinciri kırın, göreceksiniz ki bedeniniz de zincirlerini koparıp atacaktır."

Keyifli okumalar =)


Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder