Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu - Stefan Zweig


Kitabın Adı: Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Orjinal Adı: Brief Einer Unbekannten
Yazar: Stefan Zweig
Çeviren: Ahmet Cemal
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Basım Tarihi: Ağustos 2015 (5. Baskı)
Sayfa Sayısı: 55
Merhabalar!!

Favori yazarlarımdan olan Stefan Zweig'in çok beğendiğim kitaplarından biri olan Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu bugün blogda bizlerle olacak.

Ünlü roman yazarı R.,3 günlük bir seyahatin ardından Viyana'ya döner. Evine geçtiğinde uşağı o seyahatte iken gelen mektupları getirir. Oldukça kalın olan bir zarf ilgisini çeker, zarfı açar ve içerisinde tanıdık olmadığı bir el yazısı ile yazılmış olan bir mektup bulur. İşte R'nin hayatı "Sana, beni asla tanımamış olan sana." diye başlayan bu mektup ile değişecektir. Kitap da mektup gibi vurucu başlıyor ve kitabın kahramanı R'nin mektubu bir solukta okuduğu gibi kitap da bir solukta bitiyor. Bir erkeğin kadının dilinden bir aşkı anlatması, erkek olmasına rağmen kadının hislerini bu denli anlatabilmesi her daim ilgimi çeken bir olgu olmuştur. İşte Zweig de mükemmel kalemi ile bir kadının hislerinin, yaşamının, karşılıksız aşkının belki de takıntısının anlatıldığı bu kitap ile bu hisleri sanki yaşamışcasına kalbimizin en derin köşesine getirip bırakıyor.

"Dün çocuğum öldü." diye devam ediyor mektup. Daha çocuk denecek bir yaşta iken karşı dairesinde oturan genç ve yakışıklı yazara karşı tanımlayamadığı bir bağlılık hisseden kahramanımız (adını kitapta öğrenemiyoruz) annesinin evlenmesi nedeni ile bulundukları yerden taşınmak zorunda kalmıştır. Kalbinde günlerce, gecelerce yolunu gözlediği, her bir hareketini kendi hayat rutiniymişçesine ezbere bildiği yazara olan bağlılığını da alarak mecburen annesi ile giden genç kız, 18 yaşına geldiğinde ayrıldıkları şehre geri dönüp çalışmaya başlar. Akşamları eski oturduğu apartmanın önüne giden ve yazarı bir nevi gözetleyen genç kız bir gün onun tarafından farkedilmenin arzusu ile doludur. Çocuk iken tarif edemediği bu bağlılık hissi, büyüdükçe yerini aşka, tutkuya bırakmıştır. Yaşını ve popülerliğini kullanarak günübirlik hayatlar yaşayan yazar ise hiç oralı olmamaktadır. Bir akşam ikilinin yolları kesişse de, bir gecelik maceradan öteye gitmeyen bu karşılaşmanın ardından ikili bir kere daha ayrılıyor. Kız kalbinde aşkı, karnında çocuğu ile yine zaman zaman R ile karşılaşmakta ancak platonik olarak yaşadığı bu aşktan ona hiç bahsetmemektedir. Öyle ki onu sevmek ve onun çocuğunu taşıyor olmak ona fazlası ile kutsal gelmekte, zaman zaman farkedilmediği için üzülse de, kendini bu aşk ve çocuğu ile kutsanmış saymaktadır.

Ailesinin yanına dönemediğinden çocuğuna bakabilmek adına kendine farklı bir hayat çizen genç kız, o günleri de şöyle anlatıyor mektubunda; "Belki merak edeceksin çocuğumu nasıl iyi yetiştirdiğimi...Sakın korkma sevgilim, ben kendimi sattım, zengin dostlarım, zengin sevgililerim oldu. Bilmiyorum hiç farkettin mi, ben çok güzeldim. Kendimi verdiğim her erkek beni sevdi, hepsi bana müteşekkir kaldı, hepsi bana bağlı kaldı, hepsi bana bağlandı, hepsi bana aşık oldu; yalnızca sen, yalnızca sen, sen olmadın sevgilim. Beni aşağılıyor musun şimdi? Biliyorum ki beni aşağılamıyorsun. Çünkü bunu senin için yaptım,senin öteki 'ben'in için, senin çocuğun için.".

İçinde tek başına yeşerttiği bir aşk ile yaşayıp ve yine bu aşka sonsuz bağlı kalarak ölen bir kadın ile, kadının ardında bıraktığı bu aşka bir daha asla kavuşma ihtimali olmayan bir adamın hazin hikayesi... Ben Zweig'in o kendine has melankolisini her daim sevmişimdir. Kesinlikle severek okuyacağınız bir kitap! Şiddetle tavsiye edilir.


Kitaba Puanım 5/5
Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder