Eşekarısı Fabrikası - Ian Banks


Kitabın Adı: Eşekarısı Fabrikası
Yazar: Ian Banks
Çeviri : Zübeyde Abat
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Basım Tarihi: 2015 (1. Basım)
Sayfa Sayısı: 254
Merhabalar!
1984 yılında yazılmış olan roman ülkemizde 1996'da Ayrıntı Yayınları tarafından basılmış ancak ikinci bir baskı yapılmadığından günümüzde pek de bulunamayan kitaplardan biri haline gelmişti. Koridor Yayıncılık sahaflarda fahiş fiyatlara güç bela bulunan kitabı merak edenlerin sesini duymuş olacak ki 2015'in sonlarına doğru kitabın yeni baskısını bizlerle buluşturdu :) (Dip not: Ne güzel bir kapak tasarımın var senin ya <3 )

The Independent'a göre 20.yy'lın en iyi romanlarından biri. Kitaptan oldukça etkilenmeme rağmen söylemek isterim ki herkesin hoşlanacağı bir kitap değil. Fazlası ile karanlık ve hatta yeraltı edebiyatı olarak nitelendirebileceğimiz bir kitap. Okurken oldukça rahatsız ediyor. Bana Sineklerin Tanrısı kitabını okuduğum zaman hissettiklerimi hissettirdi, tamamen masum varlıklar olarak nitelendirilen çocukların farklı koşullar altında ne kadar cani olabileceklerinin bir kanıtı bu kitap da.

Kitabın tanıtım yazısında şöyle diyor: "Blyth'ı öldürdükten iki yıl sonra küçük kardeşim Paul'ü öldürdüm, ama Blyth'ın ölümü ile karşılaştırınca daha mühim, daha farklı sebeplerim vardı. Bir yıl sonra da birdenbire gelen bir istekle aynı şeyi Esmerelda için yaptım. Şu ana kadarki skorum, üç. Yıllardır kimseyi öldürmedim, böyle bir niyetim de yok. Öyle bir dönem geldi ve geçti." . Bu cümlelerin sahibi 16 yaşında ve babası ile yaşayan kitabımızın başkahramanı Frank. Babası ile bir adada yaşamaktadır, biraz sorunlu bir kişilik olduğunu kitap boyunca anladığımız babası tarafından kimlik edindirilmemiş ve bu yüzden toplumdan bir nevi izole yaşamaktadır. Kitap boyunca insanlara karşı sakin bir insan profili çizen Frank, aslında şiddete meyilli, 16 yaşına gelmeden biri kardeşi olmak üzere 3 çocuğu "planlayarak" öldürmüş ve üç cinayetten de en ufak zarar görmeden sıyrılmış bir çocuktur. Ayrıca hayvanlara karşı uyguladığı şiddet tüm kitap boyunca insanı fazlası ile rahatsız ediyor. Tüm olan biten olaylar boyunca Frank'in ne kadar hastalıklı bir kişiliğe sahip olduğunu düşünüp ona delice sinir olurken, kitabın sonlarına yaklaşırken aslında olayın iç yüzünün çok farklı olduğunu görüp yok artık diyorsunuz. Kurban kim, suçlu kim, ne oluyor yahu diye epey bir sorguladım ben. 

Frank oldukça zeki bir çocuk olmasına karşın yalnızdır ve bu yalnızlığı şiddet ile pekiştirilince bize de bir yandan her yerde vahşetin izlerini gördüğümüz ancak bir yandan da dipsiz bir hüznün anlatıldığı bir hikaye çıkmış ortaya. Ian Banks'ın hayal gücüne ve tasvir yeteneğine hayran kalmamak elde değil.  

Yeraltı edebiyatına ilginiz var ise Ian Banks'ın ilk eseri olan Eşekarısı Fabrikası'nı okumanızı tavsiye ederim!
Kitaba Puanım 4/5
Keyifli okumalar =)



Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder