Korku - Stefan Zweig


Kitabın Adı: Korku
Orjinal Adı: Angst
Yazar: Stefan Zweig
Çeviren: İlknur İgan
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Basım Tarihi: Ağustos 2015 (2. Baskı)
Sayfa Sayısı: 70
Merhabalar!!

Yine Stefan Zweig, yine ben :) Sıradaki Zweig kitabımızın adı "Korku". Zweig'in en sevdiğim eserleri arasında ilk sıralarda yer alıyor bu kitap.

En büyük korkularınız nelerdir? Aslında şöyle bir düşününce insanın dönem dönem korkularının da değiştiğini anlamak çok da zor değil. Ancak korktuğumuz konu ne olursa olsun, baş edemeyeceğiniz büyüklükteki korkuların insanın ruhunda yarattığı yıkımlar her daim oldukça büyüktür. İşte kitabımızın kahramanı Irene'nin de içine düştüğü büyük bir çaresizlik ve bu çaresizliğin getirdiği korkusu vardır. Irene sekiz yıldır bir avukatla evlidir. İki çocukları ve dışarıdan bakıldığında oldukça mutlu göründükleri burjuva hayatları vardır. Ancak her şeyin göründüğü gibi olmadığı aşikar. Irene tek düze bu hayatından sıkılmıştır ve her nasılsa gönlünü genç bir piyaniste kaptırmıştır. Başlarda bu yeni ilişkisi ona heyecan verse de bir süre sonra yakalanma korkusu baş göstermiş ve ilişkiden aldığı haz yerini psikolojik işkenceye bırakmıştır. Tüm bu gelgitleri arasında bir de yasak aşkının sevgilisi olduğunu söylediği kadın tarafından şantaj edilince, Irene'nin ruh hali olan biteni kaldıramaz ve çıkmaza sürüklenir. İşte bundan sonra Irene'in iç dünyasında dibe batış öyküsünü dinleriz Stefan Zweig'den. Kitap oldukça şaşırtıcı, yer yer heyecan verici ve insanı kendi korkularını sorgulamaya iten bir eser. Muhakkak okunmalı dediklerimin içerisinde yer alıyor.


Kitaba puanım: 5/5

"Belki de... Utançların en büyüğü... İnsanın kendine en yakın bildiği kimselere karşı duyduğu utançtır."

"Sanıklar en çok gerçeği gizlemelerinden mustariptirler; suçun anlaşılması tehlikesinden, bir yalanı ufak tefek ve gizli yüzlerce hücuma karşı savunmak zorunda kalmanın dehşet verici baskısından mustariptirler."

"Korku, cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif , bilinmeyene sınırlandırılmamışa kıyasla ceza, daha az ürkütür."

"Fırtına veya bunaltıcı sıcak kadar, havanın durgunluğu da insanı rahatsız edebilir, aynı şekilde ılımlı bir mutluluk da talihsizlik kadar kışkırtıcı olabilir ve isteksizlik çeken pek çok kadın için, umutsuzluğun getirdiği sürekli bir doyumsuzluktan daha tekinsizdir. Tokluk da açlıktan daha az kışkırtıcı değildir."


"Yaşamını ve şimdi mutluluğunu da oluşturan bütün bu şeylerin tadına daha derinden varmak için gözleri kapalı yatmaya devam etti. İçinde hala acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı."

"Kendi kötülüğü karşısında duyduğu dehşetin ilk günlerindeki ürkütücülüğü giderek, bu hoşnutluk duygusuyla artan bir gurura dönüştü."

"Ama şu ışık niye yanıyordu, şu patavatsız, küstah, kulak kabartan ışık? Karanlık olsa söyleyebileceğini hissediyordu. Fakat ışık gücünü tüketiyordu."

"Ve Irene şimdi dehşetle farkediyordu ki, kendisi için mümkün olan tek yaşam biçimini yitirmek üzereydi."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder