Öksüzler Treni - Christina Baker Kline


Kitabın Adı: Öksüzler Treni
Orjinal Adı: Orphan Train
Yazar: Christina Baker Kline
Çeviren: Duygu Parsadan
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Basım Tarihi: Eylül 2014(1. Basım)
Sayfa Sayısı: 356
Selamlar!

İçinizi ısıtacak bir kitap ile blogdayım bugün! Öksüzler Treni. Benim bu kitapla ilişkim biraz farklı, yedi ay önce aldım kitabı nasıl becerdim ise aldığım hafta kaybettim ve geçenlerde buldum. İkinci defa (!) kaybetmeden hmen okuyup blogdaki yerini alsın istedim. Kahveleriniz hazır ise başlayalım :)

"Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız…" demişler kitabın kapağında. İşte kitap da tam bu geçmişinde hapsolan çocuğu ortaya çıkarmaya çalışanların hikayesini anlatıyor bizlere. Molly'in babası ölmüştür ve annesi ise hapishanededir. Bir süredir sosyal hizmetler tarafından yerleştirildiği çeşitli koruyucu ailelerde yaşayan Molly, gittiği ailelerde bir takım sıkıntılar yaşamaktadır. 2011 yılında 17 yaşında iken koruyucu ailesi olan aile de sadece devletten para alabilmek adına gönüllü olduğundan, aile ile Molly anlaşamamaktadır. Ailesizliğin ve ergenliğin yarattığı durum nedeni ile ara sıra başını belaya sokan Molly, işlediği ufak bir suç nedeni ile ıslahevi ya da elli saatlik kamu hizmeti cezaları arasında seçim yapmak ile karşı karşıya kalmıştır. Islahevine gitmeyi kamu hizmetine tercih etse de, erkek arkadaşı Jack sayesinde 90'larında bir kadının tavanarasını toparlayarak kamu hizmeti görevini yerine getirmeyi seçmiştir. Yaşlı Vivian ile Molly başlarda anlaşamasa da, tavanarasındaki kutulardan çıkanlar ile geçmişe yaptıkları yolculuk bu ikilinin asında aynı kaderi paylaştığını ortaya çıkarır. Vivian'nın çocukluğuna yani 1920'lere döndüğümüzde ise bizleri içleracısı bir hikaye bekliyor. Eski yıllarda Amerika'da öksüz kalan çocukları kasaba kasaba dolaştırıp istasyonlarda evlerinde ya da iş yerlerinde karın tokluğu ve yatak karşılığında çalıştırabilecekleri çocuk arayan aileler ile bir araya getiren Öksüzler Treni'nin misafirlerinden biri de Vivian olmuştur. Vivian'ın trene gelme ve bir aile yanına verildikten sonraki hikayesi ise tam anlamı ile iç burkan cinsten. Okurken kalbinizi sızlatacak, bitirdiğinizde ise yüzünüzde kocaman bir tebessüm bırakacak cinsten sımsıcak bir kitap. 

Ben çok beğendim, kesinlikle tavsiye ederim! 


Kitaba puanım 5/5

"İnsanların en kötü, en çaresiz, en umutsuz, en bencil hallerine şahit olmuştum. Ve bu bildiklerim beni ürkütüyordu. Bu, yüzden gülümseyip başımı sallamayı, hissetmediğim duyguları göstermeyi öğrenemiyordum. İçimin paramparça olmasına rağmen, herkes gibi görünmeyi öğreniyordum."

"Kaplumbağalar evlerini sırtlarında taşırlar. "Molly, elini dövmesinin üzerinde gezdirerek babasının ona söylediklerini anlatmaya başladı: "Aynı anda hem korumasız hem de gizli saklıdırlar. Onlar gücün ve azmin bir sembolüdürler."

"Aranıyor,
Kimsesiz çocuklara ev aranıyor.
Evsiz çocuklar için oluşturulmuş bir durum 18 Ekim cuma günü Milwaukee yolu istasyonunda olacak.Dağıtım saat 10'da başlayacak.Bunlar her yaştan ve cinsiyetten, hatta kimsesi olmayan çocuklardır."

"New York'un sokaklarından birer çöp ve süprüntü gibi toplanan bütün çocuklar, trenlerle Orta Batı'ya, mümkün olduğunca gözden uzağa gönderilmişlerdi."

"Bazen cennetin ne olduğunu düşünüyorum.Sanırım cennet, diğerlerinin hatıralarıyla hayatımızı sürdürdüğümüz bir yer olsa gerek."

"Hayaletlere inanırım.Onlar bizi arkalarında bırakanlar ve sık sık ziyaretimize gelenlerdir."

"Kapıdan dışarı adım atmamı sağlayan şey, beni bekleyen okul binasının sıcaklığı, Bayan Larsen'ın dostça gülümseyişi, başka hayatların avuntusu ve okuduğumuz kitapların sayfalarında geçen başka dünyalardı."

"Eğer şanslıysanız içinizin paramparça olmasına rağmen diğerleri gibi görünmeyi öğrenirdiniz."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder