Hızlı Kız - Suzy Favor Hamilton / Sarah Tomlinson


Kitabın Adı: Hızlı Kız
Orjinal Adı: Fast Girl
Yazar: Suzy Favor Hamilton
     Sarah Tomlinson
Çeviren: Tümay Tin
Yayınevi: Destek Yayınları
Basım Tarihi: Şubat 2016
Sayfa Sayısı: 280
Selamlar!

"Delilikten kaçmak için koşmakla geçen bir hayat." yazıyor kitabın kapağında. Tam da kapağında yazdığı gibi bir kitap. Destek Yayınları'ndan geçtiğimiz şubat ayında çıkan Hızlı Kız, yakın zamanda yaşanmış olan gerçek bir öyküyü konu ediniyor, hatta kitabın yazarlarından biri de bu öykünün başkahramanı Suzy Favor Hamilton.

Gelelim konumuza. Başkahramanımız az önce de dediğim gibi Suzy Favor Hamilton. 1968 doğumlu Suzy, dört çocuklu bir ailenin en küçüğü. Bir ağabeyi, iki de ablası var. Spora yatkınlığını babasından alan Suzy çocukluk döneminde spor alanında ailesi tarafından oldukça cesaretlendirilmiş. Hem ailevi hem de kendi içinde kendisi ile yaşadığı çatışmalar, Suzy'nin içindeki bazı şeyleri tetiklemiş, "en iyi olma" hırsı da bunlardan biri. Kitapta beni en çok düşündüren kısım da Suzy'nin lise ve üniversite zamanında aslında yaşadığı problem bangır bangır bağırarak ben buradayım derken ailesinin susmayı seçmiş olması. Konuşulmayınca problemler ortadan kalkmıyor sevgili anne babalar! Hele ki Suzy'nin ailesi gibi bir çocuklarını psikolojik problemlerden dolayı trajik bir şekilde kaybetmiş bir aile Suzy'nin belirtileri karşısında nasıl kör ve dilsizi oynamış, anlamak imkansız. 

Suzy koşmaya doğuştan yetenekli olmasına karşın dikkat bozukluğu sebebi ile derslerine odaklanamasa da, spor bursu sayesinde Wisconsin Üniversitesi'ne girmeyi başarır. Burada da hayatının aşkı olan Mark Hamilton ile tanışır ve mezun olur olmaz da evlenirler. Flört dönemlerinde de evlilikleri süresince de kitapta Mark'ın yaptıklarından anlaşıldığı kadarıyla, Mark Suzy'nin hayatındaki en büyük şansı olmuş. Yoksa ne o üniversite biterdi, ne de bu evlilik yürürdü. Üstelik yaşadıkları büyük skandalın ardından Mark'ın kriz yönetimi becerisi de eklenince Suzy eş bakımından on ikiden vurmuş desek abartmış olmayız. Başka biri olsa sağlam bir tazminat davası ve çocuğun velayeti ile Suzy'i yerin dibine batırabilecekken, şu an bu kitabı okuyabildiğimize göre göklere çıkarmış. Yalnız Mark ile ilgili anlam vermediğim bir nokta var onu az sonra konuşuruz :) Mark, sen bir bekle beni tatlım!

Suzy üniversiteden sonra Reebok ve Nike gibi büyük firmalardan sponsorluklar almış, olimpiyatlarda 1500 m koşularda ülkesini temsil eden bir atlet haline gelmiş. Ancak ne var ki çocukluğunda ya da gençliğinde gösterdiği başarıların aksine olimpiyatlar Suzy açısından pek de parlak geçmemiş. Hatta bir felaket desek abartmış da olmayız. Suzy kitapta bunların nedenlerini kendi bakışaçısı ile de aktarmış. Evlilikleri bir şekilde 20 yılı tamamlamak üzere iken, Suzy'den bu yıldönümlerini "değişik" bir şekilde kutlama önerisi gelir. Belki ben dar görüşlüyüm ama işte Mark'ı sorguladığım ilk nokta burası oldu. Ne kabul ediyorsun be adam :D Suzy'nin raydan çıktığı yıldönümünün ardından gazete sayfalarının magazin servislerinin ağzını sulandıran "ünlü atletin seks işçiliğine giden yolu" hikayesi de başlar. Yaklaşık bir sene süren eskortluk macerasında bir anda Las Vegas'ın en aranan ve kazanan eskortlarından biri olmayı başaran Suzy ya da eskort adı ile Kelly, onu tanıyan atarlı müşterilerinden birinin gazabına uğrar ve kendini gazete manşetlerinde bulur. Suzy bu duruma nasıl düştü, bu süreçte neler yaşadı hepsi ve daha fazlası kitapta. 

Gelelim sinir olduğum tek kısım olan Mark'a! Suzy olan biteni hastalığı ile alakalı oluşunu elinden geldiği kadarı ile anlatmış. Bu konuda uzman olmadığımdan hakikaten yaşadığı psikolojik problem bu şekilde cinsellikle alakalı bir sorun çıkarır mı bilemiyorum, ama Mark'a iki çift lafım olacak, hangi normal insan karısının eskortluk yapma isteğini olumlu karşılar be adam! Aşkından ölsen kıskanırsın istemezsin, sevmiyorum desen boşanırsın ne yaparsan yap dersin. Kadın "seks yapmayı bırakamıyorum elimden gelmiyor." derse tutar elini doktora götürürsün. Köstek olmadığı gibi eskortluk konusunda destek oluyor bir de. Kimse bunu her şey Suzy'i mutlu görmek için diye yutturamaz bana, bence Mark'ın da hikayesini bir dinlemek lazım.

Neyse lafı uzatmayalım, efendim edebi kaygılarım olmadan keyifle bir kitap okumak istiyorum derseniz, okurken çokça "höeh daha neler" demekten hoşlanıyorsanız, kitabın da sizinle sohbet eder gibi sımsıcak bir dille yazılmasını seviyorsanız, buyurun "Hızlı Kız"ı okuyun derim!

Bir de dip not: Çeviren ne güzel çevirmiş, tebrik etmek lazım. O sohbet havasını bozmadan aynı sıcaklık ile aktarmış olanı biteni.

Kitaba puanım 4/5

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder