Şehrin Sancısı - Mesud Topal


Kitabın Adı: Şehrin Sancısı
Yazar: Mesud Topal
Yayınevi: Destek Yayınları
Basım Tarihi: 2016 
Sayfa Sayısı: 256
Merhabalar!

Destek Yayınları'ndan 2016 yılının ilk çeyreğinde piyasaya çıkan Şehrin Sancısı bugün bizlerle! Mesud Topal'ın okuduğum ilk kitabı oldu ve inanılmaz keyif aldım. Resmen okurken ana karakter ile hayata isyan edip stres atmalık bir kitap!

Kısaca konusundan bahsedelim biraz.

   "Ya aldatılmışsam?
    Yok lan olur mu öyle şey?
    Olmaz deme, herkes herkesi aldatır...
    Saçma sapan düşünme, biri çocukluk arkadaşım biri beni seven kız.
 
    Salaksın sen, biraz mantıklı ol. Kimseye güvenme!...    
    Hayır hayır, ikisine de güveniyorum. 
   Güvenmek mi? Hep en sevdiklerin aldatmadı mı seni? En sevdiğin insanlar tarafından  ihanete uğramadın mı? Zaten bir insana annesi ihanet ediyorsa herkes ihanet eder..." 

diyor arka kapakta Mesud Topal. Yedi yaşında iken annesi tarafından terk edilmiş bir erkek çocuğunun yaşı ilerledikçe ruhunda açılan bu yaranın da onun hayatı üzerindeki etkilerini çok güzel anlatmış kitap. Başkahramanımız Şehir. 30'larında, "plaza erkeği" diye nitelendirebileceğimiz bir giriş ile tanıtıyor kendini. Ta ki patronu ile kavga edip içindekileri daha fazla tutamayacağına karar verene kadar. İşte patronunun suratının ortasına indirdiği yumrukla beraber kitap kahramanı Şehir, dostum Şehir oldu! Sonrası Şehir'in karmakarışık iç dünyası ile unuttukları ve unutamadıkları arasında tadına doyum olmaz bir yolculuk bizler için. Terk ettiğinden ötürü annesini her ne kadar nefretle ansa da, bir yandan bir tarafı kırık bırakmış bu terk ediş Şehir'in. "Neden" diye sorguluyor satırların arasında. Ta ki nedenini hatırlayıncaya kadar. Bir hukuk adamı olan babası ile de kendini bildiğinden beri baba-oğul ilişkisinden öte, bir resmiyet duvarının ardından yürüttükleri ilişkiden  dolayı her daim kendi kabuğu içinde yaşamayı başaran bir çocuk olmuş. En büyük zaafı ise, tek aşkı Aysel. Ergenlik günlerinde onu gördüğü ilk günden beri kör kütük aşık Aysel'e. Hatta terk edilişi bile etkilememiş aşkını, tek taraflı olsa da Aysel ile yaşıyor iç dünyasında. "Ulan Aysel!". 

Şehir yalnız kalmış bir adam. Dostları var, aşkı var, Balat'ın sevecen insanları var, ama onu anlayabilen kimse yok. Bu yüzden ruhu sıkışmış, kalabalıklar arasında bir başına kalmış. "Para var huzur var" sözünü yalanlamak istercesine huzursuz bir hayat sürüyor. Hep bir şeyler eksik, bir şeyler fazla hayatında. Çünkü ruhu huzurlu değil, bu da onu kendi de dahil insanlığa isyan eder hale geliyor. Anlattıkça da hak veriyorsunuz Şehir'e. Şehir'in iç dünyasında yaşadığı sancılarda ona eşlik etmek için muhakkak okumanızı tavsiye ediyorum. Şimdi diyeceksiniz "ee net bir şey demedin konusu için, neden muhakkak oku dedin?". Kimi kitaplar vardır ya hani konusu şu diye sınır çizemezsiniz ona işte Şehrin Sancısı da o kategorideki kitaplardan. Ama kitap bizden, içimizden. Acılarımız, sevinçlerimiz, kahrolduklarımız, aşklarımız, dostlarımız, ailemiz, çocukluğumuz, isyanlarımız, şehrin içinde nefes alamayışlarımız.... Tüm bunlar ve çok daha fazlasını ruhunda barındırıyor Şehir! Mesud Topal  öyle bir anlatım kullanmış ki, ciddi anlamda oturup çay içip sohbet etmek geliyor karakter ile. Okurken fazlası ile keyif aldım, pek çok cümlenin de altını çizdim.
Ulan Aysel!

Kitaba puanım 5/5

"Ah şu sizin boktan, ucuz, vasat, değersiz, kokuşmuş ilişkileriniz... Sonunda beni öldürecek! Zaten bir insan, başka bir insanı ne kadar çok sevebilir ki. "Kendimden daha çok seviyorum seni." 
Hassiktir lan ordan!
Hiç kimse, bir başkasını kendinden daha fazla sevemez! "Seviyorum" diyen de kendine değer vermeyen, sefil, adi piçin önde gidenidir. İşte o kadar!"

"İstanbul kendine esir düşen insanlarıyla meşhurdur. Burada yaşarsın ama burayı yaşayamazsın, günden güne insanın içini çürütür bu şehir. Sevdiğin insanları kırdırtır sana. İhanet etmeyi, küfretmeyi ve nefret etmeyi öğretir."

"Hiçbir haltı unuttuğum yok. Her şey dün gibi aklımda."

"İhanet etmedim! Çünkü aldatmak en çok aldatanı acıtır."

"Bilmiyorum kelimesi ne lüks bir şey ki, insanın başka insanlardan kaçmasına yarıyor. İmkânım olsaydı hiçbir şeyi bilmemeyi dilerdim. Çünkü bilmek acı veriyor insana! Bazı şeyleri bilmek, insanı daha büyük bir bilinmezliğe sürüklüyor…"

"Herkes olan bitenin farkında sadece kimse bir halttan haberi yokmuş gibi davranıyor. Çünkü farkına varmak insana acı verir. Ama farkına varmıyormuş gibi davranmak insanların acılarını azaltır…"

"Nereye gidersek gidelim, gittiğimiz yer değil, içimizde götürdüklerimizdir bizi mahvedecek olan. "

"Sokakta ayakları çıplak çocuğa üç beş kuruş sadaka verdiniz diye iyi bir insan olamazsınız. Ortadoğu’da ya da dünyanın bilmem neresinde ölen çocuklar için timsah gözyaşları dökerek kendi vicdanlarınızı rahatlatmaktan başka bir boka yaramıyorsunuz."

"Bazı insanların hayatı yirmisinden sonra mahvolur, bazılarının elliden, bazılarıysa hayata mahvolmuş olarak gelir."

"Adım Şehir, kendim dahil, bütün insanlığa kızgın ve kırgınım."

Keyifli okumalar =)


Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder