Mürebbiye - Stefan Zweig


Kitabın Adı: Mürebbiye
Orjinal Adı: Die Gouvernante
Yazar: Stefan Zweig
Çeviren: İlknur İgan
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Basım Tarihi: Ocak 2016 (İstanbul, 1. Baskı)
Sayfa Sayısı: 83
Merhabalar!!

Stefan Zweig'in İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılmış olan Mürebbiye kitabı içerisinde dört kısa öykü barındıran tek solukta okumalık, harika betimlemelerin olduğu bir kitap. Adını da bu dört kısa öykünün ilkinden almış. Gelin kısaca bir göz atalım.

İlk öykümüz Mürebbiye. Biri on iki diğeri on üç yaşında olan iki kız kardeşin bir gece mürebbiyelerinin bir sıkıntısı olduğunu farkettiklerini birbirleri ile paylaşmalarını konu alarak başlar. İki kız kardeş çok sevdikleri mürebbiyelerinin ne gibi bir sorunu olduğunu çözmek için hafiye misali gece gündüz onun hal ve hareketlerini gözlemlerler. Bir gün bu takipleri onları çocuk dünyalarından çıkarıp yetişkinlerin acımasız dünyasına adım atmaları ile son bulur. Şaşırtıcı olmada da kızların gözünden bir yetişkinin hayatını izlemek oldukça keyifli idi.

İkinci hikaye olan Yaz Novellası ise Como Gölü kıyısında bir otelde tanışan iki adamdan birinin bu otele daha önce geldiğinde başından geçen bir olayı anlatır. Anlattığına göre bu otele daha önce geldiğinde iki yetişkin kadın yanında gördüğü genç bir kız ilgisini çeker ve ona oyun oynamak adına her sabah oturdukları masaya aşk isimsiz aşk mektupları bırakır. Kızın bu mektuplar karşısında fiziki ve ruhsal değişimini gözlemlemekten zevk almaktadır. Ancak farkında olmadan kazıdığı kuyuya kendi düşmüş ve kendinin bile farkına varamadığı bir hikayenin ortasında bulmuştur kendini.

Üçüncü hikaye Geç Ödenen Borç benim en sevdiğim hikaye oldu. Mektup olarak yazılmış olan hikayeleri çok severim. Yine Stefan Zweig'e ait Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu bu tür hikayeler içinde en güzellerinden biridir bence. Bu hikayemizde de genç bir kız iken bir tiyatro oyuncusuna karşı derin bir şekilde tutku hisseden iki genç kızdan birinin yıllar sonra diğerine yazdığı mektubu okuyoruz. Yıllar sonra tiyatro oyuncusu ile karşılaşan bu kadın, bu tiyatrocuya olan gönül borcunu nasıl ödediğinden bahsediyor arkadaşına. Benim kitaptaki en beğendiğim öykü bu oldu. Hem genç bir kızın heyecanını hem de olgun bir kadının zarafetini iç içe barındırıyor öykü.


Son hikayemiz olan Kadın ve Yeryüzü ise bu kitapta betimlemeler açısından en başarılı olan öykü. bir genç kızın yarı histerik şefkat arayışında ifadesini bulan susuzluktan kurumuş toprağı ve yağmura susamışlığı dinliyoruz yazardan.


Kitaba puanım: 4/5

"Güneş sabahın erken saatlerinden akşam çökene değin ortalığı kavuruyor ve insanın canını yalan sarı bakışlarında bir delinin kör inadı yerleşiyordu." (Kadın ve Yeryüzü)

"Gözümü nereye çevirsem kendi içimdeki beklentinin aynısını görüyordum, toprağın çatlakları iyice aralanmıştı, susuzluktan yanan ağızlar gibi görünüyorlardı, aynı şeyi kendi bedenimde de hissediyordum, serinliği ve yağmurun ürpertici diriliğini arar gibi her bir gözeneğim açılmıştı." (Kadın ve Yeryüzü)

"Kurşuna benzeyen gökyüzü demirden bir tiyatro perdesi gibi ağır ağır alçaldıkça alçaldı." (Kadın ve Yeryüzü)

"Manzara ayaklarımın altında uzanıyordu, vadide köpürerek akan dere, çamların tepeleri, hepsi benim kadar özgürdü." (Geç Ödenen Borç)

"İki yanında adamlar ona destek veriyordu ama Sturz neredeyse dimdik yürüdü, tekrar gurur duyabilmek bu kırgın adamın sırtını yeniden dikleştirmişti, sesinde daha başka, daha gururlu bir tını hissettim. Onun yaşamımın başlangıcında bana yardım etmiş olması gibi, ben de ona sonunda ayardım etmiştim. Borcumu ödemişti. " (Geç Ödenen Borç)


Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder