Narziss ve Goldmund - Hermann Hesse


Kitabın Adı: Narziss ve Goldumund
Orjinal Adı:  Narziss und Goldmund
Yazar: Hermann Hesse
Çeviren: Kamuran Şipal
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Tarihi: Nisan 2014 (11. Baskı)
Sayfa Sayısı: 318
Merhaba!

Bugün blogdaki kitabımız ünlü Alman yazar Hermann Hesse'ye ait Narziss ve Goldmund. Kitabın tanıtım yazısında da dediği gibi her açıdan birbirinden farklı iki dostun hayatta izledikleri yolları anlatıyor bizlere. Gelin kısaca kitaba göz atalım.

Mariabronn Manastırı'nda başlıyor hikayemiz. Zekası ve rahip olma yolunda güçlü iradesi ile genç yaşta öğretmen olmayı başarmış Narziss ile yaşça Narziss'den küçük, babası tarafından annesinin günahlarının bedeli adına manastırda bir hayata sürüklenen Goldmund'un hayatları bu manastırda kesişiyor. İlk günden Goldmund'un farklı olduğunu sezen Narziss ona karşı dostane bir yakınlık hisseder. Goldmund ise genç yaşta rahip olmaya bu kadar yanaşabilen Narziss'e karşı hayranlık duymaya başlar. Zamanla ikisi arasındaki dostluk ilerler. Her ne kadar Narziss Goldmund'un öğretmeni olduğu için onunla olan ilişkisine mesafe koymak istese de içinden gelen bu dostluğa da engel olamaz. Ancak Narziss bilmektedir ki Goldmund'un yeri manastır değil.  Buna karşın babasının bu yaşına kadar ki öğretileri doğrultusunda Goldmund içindeki sanatçı ruha farkında olmadan gem vurmuştur. İkili arasındaki muhabbetler zamanla Goldmund'un ruhuna vurulan kilidin açılıp, içindeki arzuların dışa vurmasına yol açar. Dostu Narziss sayesinde nasıl bir yaşam istediğinin farkına varan Goldmund manastırdan ayrılır ve yıllarca sürecek bir göçebeliğe başlar. İşte kitabın büyük kısmı Goldmund'un bu göçebeliği sırasında yaşadığı hayat serüvenini konu alır. Goldmund'un kadınlarla ilişkilerini, ölümle yaşam arasındaki mücadelesini, dostluğunun ve yol arkadaşlığının sınanmasını çok başarılı bir dille okura düşündüre düşündüre anlatıyor Hesse bizlere.

Kitap bir nevi kalbinin sesini dinleyip kabuğunu kıranlar ile aklının sesini dinleyip ayaklarını sağlam basanların öyküsü. Okurken irdelenerek okunması gereken, derin anlamlar barındıran bir roman. Bize varoluşumuzu sorgulatıyor, seçtiğimiz yolları, kalbimizle aklımız arasında sıkışıp kalmalarımızı anlatıyor. Bir yandan us'umuzu çalıştırıp hayatı sorgulatıyor, diğer yandan kalbimizi çalıştırıp hayattan aldığımız tatları sorgulatıyor. İçerdiği harika betimlemeler sayesinde yeri geliyor Narziss ile bir rahip yaşamı yaşatıyor, yeri geliyor ormanın derinliklerinde Goldmund ile hayatta kalma savaşı verdiriyor. Okurken bende bir insanın ruhunda barındırdığı iki yönün savaşı gibi geldi hikaye. Sanki Narziss bir insanın us yönü yani aklı başında, ayakları yere basan, inancı ile bütünleşmiş. Goldmund ise aynı insanın içindeki haylaz taraf, asi ruhlu, özgür, şehvetli ve bazen de vahşi. Sanki bir insan ruhundaki bu iki kişiyi serbest bırakmış ve bir ömür gittikleri yolu bize izletmiş. Ve ölüm kapıyı çaldığında bu iki ruh tekrar bir bedende birleşmiş, bir araya gelmiş.

Kitaba hayran kaldım, okuyun okutturun, okurken de sindire sindire ilerleyin..

Kitaba puanım 5/5

"Her şey nasıl da böyle göz açıp kapamadan gerçekleşiyordu. Mutluluk denen şey nasıl da hemen bir yol kenarında karşısına çıkıveriyordu insanın. Ne kadar güzel ve hoş, ne kadar da geçiciydi!"



"Düşünür dünyanın varlığını mantıkla açıklamaya çalışır. Ve yine düşünür bilir ki, bizim usumuz ve onun bir aracı durumunda olan mantığımız mükemmel sayılamayacak aygıtlardır; bunun gibi akıllı bir sanatçı da fırçasıyla, oymacı kalemiyle bir melek ve ermişin görkemli varlığını asla kusursuz şekilde dile getiremeyeceğini bilir. Ama yine de gerek düşünür, gerek sanatçı, ikisi de kendilerine özgü yoldan bunun üstesinden gelmek için çaba harcar. Başka türlüsü ellerinden gelmez ve gelmemesi de iyidir.Çünkü bir insan doğanın kendisine bağışladığı yeteneklerden yararlanarak kendi kendini gerçekleştirmeye çalışmakla, yapabileceği en yüce ve anlamlı işi yapmış olur."



"Tuttuğun yolun seni nereye çıkaracağını zaman gösterecek."

"Amacımız iç içe geçmek, birbirimize dönüşmek değil, birbirimizi tanımak, birbirimizi gerçekte nasılsak öyle görüp buna saygı duymak, yani birbirimizin ötekinin karşıt ve bütünleyici parçası olduğunu bilmektir."

"Sen unutmuşsun çocukluğunu; şimdi bu çocukluk seni istiyor, senin çevrende dönüp dolanıyor. Arzularına kulak vermediğin sürece seni üzecek, acılı anlar yaşatacak sana..."

"... bir insanı başkalarından ayıran özellikleri belirlemek, o insanı tanımaktır."

"Akıllı ya da aptal olabilir bir göçebe, ama iç dünyasının derinliklerinde yaşamın tümüyle ne denli kırık dökük, ne denli geçici olduğunun farkındadır, tüm canlıların nasıl bir yoksunluk ve korku içinde damarlarındaki o birazcık sıcak kanı buzsu mekânlar içinden taşıyıp götürdüğünü bilir.

"...güçlü, değerli ve ötekilerden değişik bir insana rastlayıp da onu anlayamamak, ondaki zenginlikleri keşfedememek, onun gelişmesine katkıda bulunamamak gibi bir duruma düşmek istemem..."

"...Bir huzur arama bu dünyada. Bir huzur var, evet; ama içimizde sürekli taşıyıp bizden hiç ayrılmayan bir huzur değil bu. Ancak tek bir huzur var ki, onun da boyuna yeni savaşımlarla ele geçirilmesi, her gün yeniden savaşılarak kazanılması gerekiyor... "

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder