Şibumi - Trevanian


Kitabın Adı: Şibumi
Orjinal Adı:  Shibumi
Yazar: Trevanian
Çeviren: Belkıs Çorakçı
Yayınevi: E Yayınları
Basım Tarihi: 2013 (8. baskı)
Sayfa Sayısı: 456
Merhaba!

Çok geç tanıştığım ama hayran olduğum bir kitap bugün bizlerle blogda, Şibumi! ELimden düşürmeden okuduğum, her satırında yazarın kıvrak zekasına beni hayran bırakan bir kitap oldu. Kitapla tanışmamı sağlayan insan, iyi ki vardın! (O kendini biliyor :P)

Şibumi nedir? Gelin kitaptan bir kesitle bu kavram neyi ifade ediyor öncelikle ona bakalım; "Sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün; O kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek.". İşte böyle anlatıyor Trevanian Şibumi'yi. Felsefe ile kurgu bir doğallık içerisinde harmanlanmış.

Başkahramanımız ise Nicholai Aleksandroviç Hel. Rus bir anne ve hiç tanımadığı Alman bir babadan olan Nicholai, Şanghay'da doğar. Annesinin ölümünün ardından onun özel bir çocuk olduğuna inanan Japon general Kishikawa tarafından büyütülür. Öyle ki Hel, küçük yaşına rağmen 7 dil bilmekte ve Go oyununa olan doğal yeteneği ile dikkat çekmektedir. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri Uzakdoğu kültürüne ait bu oyunu hayat felsefesi olarak Nicholai'nin nasıl benimsediğini de detaylı bir biçimde anlatması oldu. Bu mistik hava içerisinde kitap boyunca adeta süzülüyorsunuz.

Nicholai Hel'in bir diğer öne çıkan özelliği ise, Amerika düşmanlığıdır. Bu düşmanlığı savaş sırasında yanında kaldığı ve yedi yıl boyunca Go oyununu ve bu oyunu hayat felsefesi haline getirmeyi ona öğreten hocası Oteka San'ın ve Oteka San'ın evinde birlikte kaldığı diğer çocuklardan biri olan sevgilisinin bir Amerika saldırısı sonucu hayatlarını kaybetmeleri ile daha da alevlenir. Sonrasında ise bir süre sefalet içinde yaşar. Bu sefalet şifreleri çözme konusundaki doğal yeteneği sayesinde CIA'de şifre çözmek için işe girmesi ile sona erer. Ancak bir takım olaylar sonucu hapishaneye düşer. İşte Nicholai Hel'in hayatı hapishaneye düşmesinden sonra temelli değişir. Burada kendini geliştirmek için bolca vakit bulan Hel, hapishaneden çıktığında "yakın algılama" yeteneği sayesinde fotoğrafı dahi çekilemeyen bir terör avcısı olarak nam salar. Emekliye ayrılıp Şibumi felsefesine uygun yaşamını sürdürürken geçmişinden gelen bir takım kişiler onun tekrar sahalara dönmesine neden. Maceranın kalanı kitapta!

Defalarca okunabilecek bir kitap. İnanıyorum ki her seferinde insan içinde yeni şeyler keşfedebilir. Başkahramanı kesinlikle en çok hayran olunan kitap karakterleri arasına girebilecek düzeyde yaratılmış ve işlenilmiş. Ayrıca kitabın bir kısmı sansürlenmiş ki bu bana çok ilginç geldi. Çünkü "Normal dizayn edilmiş bir çalışma odasında Nicholai Hell için yaklaşık ikiyüzyirmi adet öldürücü silah bulunmaktadır." cümlesinden anlaşılacağı üzere, sadece bir kağıt kullanarak dahi insan öldürme yetisine sahip bir karakterin bu öldürme sahnelerini gerçek hayatta deneyip sorun çıkaranlar olmuş.. Bu yüzden ilk baskıdan sonra bu kısımlar kitaptan çıkarılmış. Kurgusu mükemmel. Aşk, felsefe, mağaracılık, savaş ve terör gibi konularda yazılmış kitapları seven her bir okura hitap edecek düzeyde. Betimlemeler mükemmel, özellikle Japon kiraz bahçelerinin ve Hel'in şatosundaki bahçesinin anlatıldığı bölümler beni benden aldı. Adeta Hel ile oralarda dolaştım. Okuyun, okutturun! Ama vakit ayırarak okuyun üstünkörü geçmeyin derim!

(Kendime not: Go oyunu ve felsefesi hakkında daha detaylı bilgi edindiğimde kitabı tekrar okuyacağım)

Kitaba puanım 5/5

"Irk demek hiçbir şey demek değildir. Kültür ise her şeydir."

"İnsanı en mutlu eden şey, ihtiyaçlarıyla varlıkları arasında bir denge olmasıdır. Bütün sorun, bu dengenin nasıl sağlanacağı. İnsan bunu belki varlıklarını yükseltip ihtiyaçlarının düzeyine çıkararak yapabilir ama bu, budalalık olur. Bunu yapmak, arada bir sürü doğa dışı şeyler yapmayı da gerektirir. Pazarlık etmek gibi, çalışmak gibi, çabalamak gibi… Öyleyse? Öyleyse akıllı bir adam dengeyi, ihtiyaçlarını azaltarak, yani onları varlıklarının düzeyine indirerek sağlar. Bunu yapmanın en iyi yolu, bedava olan şeylerin değerini bilmektir. Dağların, kahkahanın, şiirin, bir dostun verdiği şarabın, yaşlı ve şişman kadınların. Bakın bana! Ben elimdekilerle mutlu olmayı çok iyi bilen biriyim."

"Korkaklar her zaman icin cesur insanlardan daha tehlikeli olurlardi. Bir kere sayilari daha fazlaydi. Sonra, arkadan vururlardi. Vurduklari zaman da kotu vururlardi. Cunku sag kalirsaniz öc alacaginizdan korkarlardi."

"Dogruyu yabana atmayin, iyi kullanildigida cok etkili bir silahtir. Ama unutmayin ki silahlar cok kullanilirlarsa yalama olurlar."

"Geçmiş denilen şey, gelecekten arındırıldığı anda bir yığın önemsiz ayrıntı haline geliyordu. İçinde organik hiçbir şey kalmıyordu. Güçlü olan, acı veren hiçbir şey."

"Hayatım alelacele çizilmiş ama vakit yetmediği için ayrıntıları doldurulamamış bir resme benziyor."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder