Yeşİl Yol - Stephen King


Kitabın Adı: Yeşil Yol
Orjinal Adı: The Green Mile
Yazar: Stephen King
Çeviren: Gülden Şen
Yayınevi: Altın Kitaplar
Basım Tarihi: 2016 (9. Baskı)
Sayfa Sayısı: 431
Merhabalar!

Bugün blokta adını korku ve gerilim türünde edebiyat dünyasına altın harflerle kazımış olan Stephen King'in Yeşil yol isimli romanı bizlerle. Stephen King benim hayran olduğum yazarlardan biri. Okuduğum her kitabında zekasına ve hayal gücüne bir kere daha hayran kalıyorum. Aynı isimle beyaz perdeye aktarılan ve Tom Hanks'in başrolde olduğu filmi sanırım izlemeyen yoktur, hala izlemediyseniz kitabının yanında filmi de şiddetle tavsiye ederim.

Gelelim Yeşil Yol kitabına. Günümüzde her ne kadar tek kitap olarak bizlere ulaşsa da, 1996 yılında piyasaya çıkan Yeşil Yol aslında altı kitaplık bir seri. Güncel baskı içerisinde gördüğünün her bölüm de aslında bu seriye ait olan kitapların adı. Ancak kendi adıma hepsinin tek kitapta toplanmış olmasından fazlası ile mutluyum, çünkü insan eline aldığında bırakmak istemiyor ve en heyecanlı yerinde yeni kitabı beklemek istemezdim.

Hikaye 1932'de geçiyor ve ana karakterlerimiz bize hikayeyi anlatan Paul Edgecombe ve John Coffey. Paul, ABD'de bulunan Could Mountain hapishanesinin E blogunun kıdemli gardiyanıdır. John Coffey ise iki küçük kız çocuğuna tecavüzden ve onları öldürmekten tutuklanmış idamı bekleyen bir mahkumdur. Dev cüssesinin aksine saf davranışları ile Paul'un ilk günden ilgisini çeken John ile idam zamanına kadar yaşadıkları ise yüreğinize taş oturmasına neden olacak kadar dokunaklıdır (John karakteri bana John Steinbeck'in Fareler ve İnsanlar kitabındaki Lennie karakterini anımsattı). Mahkumların hücrelerinden İhtiyar Sparky adı ile anılan elektrikli sandalyenin bulunduğu alana kadar giden yol yeşil döşeme kaplı olan yolda John'un sıradışı hikayesi bizleri bekliyor.

Paul için hapishanedeki görevi karşılığında maaş aldığı işi olmaktan öte bir anlam ifade etmiyordu. Ancak John ile geçirdiği kısa zamanda yaşadığı bazı sıradışı tecrübeler kafasında onun masumiyetine dair şüpheler uyandırır. Bundan emin olmak için koğuştaki diğer gardiyanlar ile işlerini kaybetmek pahasına bir işe kalkışırlar. Bunun sonunda ise belki ömür boyu vicdan azabını çekecekleri bir idamda görev almak zorunda kalırlar. Paul'un yaşlılık döneminde kaleme aldığı anıları olarak bizlere ulaşan bu öykü, kimi zaman da Paul'un yaşlılık döneminden kareler içeriyor.

Kitaptaki anlatımlar çok gerçekçi. İdam sahneleri, John'un ağlamaları, Percy isimli gardiyanın yaşadıklar her biri birebir gözümde canlandı okurken. Bir gerilim kitabı olmasına rağmen okurken gözlerimi yaşartan sahneler oldu. Kocaoğlan olarak anılan John'un hayatı boyunca maruz kalmak zorunda kaldıkları ve kendisine bahşedilmiş muhteşem yeteneğe rağmen dünyanın kötülüğü karşısında daha fazla dayanamayıp suçsuz yere idam edilmesine ses çıkarmadan yeşil yolu yürüyüp son nefesini vereceği sandalyeye oturması kitap bittiğinde bende derin bir hüzün bıraktı. Kendi kadar yüreği de büyük olan Kocaoğlan'ın hikayesinin Stephen King'in kaleminden muhteşem anlatımını muhakkak okuyun!

Kitaba puanım 5/5

"Lütfen beni karanlığa gömmeyin, karanlığa göndermeyin, ben karanlıktan korkarım."

"Yoruldum, patron.Yollarda yağmurdaki bir serçe kadar yalnız olmaktan yoruldum.Yanımda hiç arkadaş olmamasından bıktım. Nereye gideceğimizi, nereden geldiğimizi söyleyecek biri. İnsanların birbirine kötü davranmasından bıktım. Her gün dünyada hissettiğim ve duyduğum acılardan bıktım. Çok fazla var, sanki her an için kafama cam parçaları batıyor. Anlıyor musun?"

"Onları sevgileriyle öldürdü," dedi John. "Birbirlerine olan sevgileriyle. Nasıl olduğunu anlıyor musun?"

"Bir kez daha yaratamadığımızı yok etmeyi başarmıştık..."

"Anılarımdan bazıları çok korkunç, ama yine de, tıpkı kalemtraşın kalem ucunu sivrilttiği gibi, bunların da belleğimi ve bilincimi keskinleştirdiğini hissediyorum. Bu da acılara dayanma gücü sağlıyor."

"Acının yüzümüzde nasıl iz bıraktığına ve bir aile gibi görünmemizi sağladığına tanık olmak ne garip."

"Mahkûmlar sandalye konusunda şakalaşırlardı.İnsanların korktukları ama kaçamadıkları her şeyi şakaya vurdukları gibi."


Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder