Mücella - Nazan Bekiroğlu


Kitabın Adı: Mücella
Yazar: Nazan Bekiroğlu
Yayınevi: Timaş Yayınları
Basım Tarihi: Kasım 2015
Sayfa Sayısı: 340
Selam kitap dostları!

Nazan Bekiroğlu'nun Mücella'sı bugün bizlerle blogda. Benim okuduğum ilk Nazan Bekiroğlu kitabı oldu. İnternette de pek çok olumlu yorumun yanı sıra olumsuz yorum da okumuştum, açıkçası bu durum kitabı okumamı biraz erteletti ama keşke daha önce okusaydım dedim bittiğinde.

Bebek Mücella'dan başlayıp, genç kız Mücella'nın hayatına konuk oluyoruz. Devamında ise yaşlı Mücella'nın son günlerinde ona eşlik ediyoruz. Bir perde aralanıyor zihnimizde ve bir insanın yitip giden hayatını ilk gününden son gününe değin seyre dalıyoruz. Kimi yerde müdahale etmek istesek de sessizce satırların arasında süzülmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. 

Tevfik Efendi ve Neyyire Hanım'ın ilk çocukları olan Fahir'in doğumundan yıllar sonra sonra Mücella'ya hamile kalır genç kadın. Ancak ömrünün çileli olacağı sanki ana rahmine düştüğü günden yazılmış gibi, daha doğmadan babasını yitirir Mücella. Yanında delikanlı oğlu, kucağında el kadar bebeği ile bir başına kalır Neyyire Hanım. Gel zaman git zaman Fahir büyür ve evlenir ancak eşi ile birlikte hayatını İstanbul'da kurmak ister. Eski kafalıdır Neyyire Hanım, başında erkek olmadan kız çocuğu nasıl büyür kafasında olan o eskilerden. Gel gör ki bir erkeği ölmüş, diğeri ise kendi yoluna gitmiştir. Mücella'yı büyütmek de ona kalmıştır. Ana-kızın birlikte gidecekleri bu yol ikisi için de oldukça zahmetlidir. Mücella'nın uysal yaradılışı ikisi için de durumları kolaylaştırsa da, elalem ne der kaygısı ile çevresindeki kız çocuklarına nazaran kapalı bir kutu içerisinde devam eder ömrüne. Kendisi ile yaşıt olan dayısının kızı Filiz onun dış dünyaya açılan tek kapısı olsa da, ak ile kara kadar farklıdır bu iki kızın hayatları. Filiz okula devam ederken, Mücella eve kapatılmıştır kız kısmının okuma yazma öğrendikten sonra okulla ne işi vardır diyerek. Filiz meslek edinirken, çeyiz yapmıştır Mücella kızı gösteren çeyizidir diye. Filiz aşka düşerken, film izler gibi izlemiştir elinde nakışı penceresinin önünde Mücella. İşte böyle böyle kaymıştır Mücella'nın hayatı ellerinin arasından. Ağacın dökülen bir yaprağıymışçasına hayattan sakin sessiz geçip giden Mücella'nın sakin hikayesi de kitapta bizler için can buluyor.

Normalde okuduğum kitaplardan çok farklıydı. "Acaba sonra ne olacak" diye düşündüren bir yanı yoktu. Sakin başladı, sakin devam etti ve sakin bitti. Şaşırtmadı, heyecanlandırmadı. Tüm bu söylediklerim olumsuz gibi gelse de Mücella'yı Mücella yapanlar da bunlardı. Sıradan bir kadının sıradan hayatının öyküsü idi Mücella. İçtendi, samimiydi, gerçekti. Sadece Mücella değil, kitapta adı geçen tüm karakterler bizdendi. Annesi Neyyire Hanım gibi cahilliğinden dolayı baskıcı ebeveynler yok mu çevrenizde? Ya da Güzide gibi aşkı için her şeyi göze alan kadınlardan, Yusuf Ziya gibi aşkının peşinden koşacak yüreği olmayan erkeklerden,Sahir Efendi gibi insanın ruhunda hoş bir seda bırakan insanlardan. İşte kitapta da bizi bekleyenler bunlar. Kapağını kapatırken içime bir hüzün çökmüşse de çok hoşuma gitti kitap

Kitaba puanım 4/5

"Kiminin hayatı , izleyenleri tatmin eden bir sonuca bağlanmıştı, mükemmel bir roman gibi. Kiminin ki sebepsiz sonuçsuz kalmıştı hayat gibi."

"Dilimin ucunda bir düğüm. Sanki biraz zorlasam dünyanın bütün dillerini konuşacağım."


"İnsan yüzü çabuk değişmez. Eğer bir yüz bu kadar değişmişse demek araya fark edecek kadar uzun zaman girmiştir."


"Aşka düştüğü besbelliymiş ölmekten korkanların. Oysa ben ölmekten korkmuyorum. Söyle bana ben neden korkmuyorum?"


"Yazmaktan başka çaresi olmayan bütün yaşama kusurluları gibi bende yazdıkça yazıyorum."


''Belki, ne yeteri kadar aşık, ne yeteri kadar evlat olabilmiş biriyim. En fazla kendimden vazgeçtim. Cılız bir suydum ben. Koca bir dağ, annem suretinde karşıma dikildi. Azgın bir sel olup taştı yoluma. Ben bir kaya gibi sabit duramadım. Suçluyum.''


"Geçmez deme geçer. Her şeyin dönüşü var. Günahın bile affı var. Düzelmez deme düzelir. Dönülmez deme dönülür. Geçmişin tedavisi gelecektir..."


"Tanımaktır anlamanın ilk şartı. Sevmek anlamaktan sonra gelir.."


Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder