Gün Olur Asra Bedel/Cengizhana Küsen Bulut - Cengiz Aytmatov


Kitabın Adı: Gün Olur Asra Bedel /Cengiz Han'a Küsen Bulut
Yazar: Cengiz Aytmatov
Çeviren: Refik Özdek
Yayınevi: Ötüken Yayınları
Merhabalar!

Bugün diğer yazılarımdan farklı olarak iki kitaba aynı yazı içerisinde yer vereceğim. Sebebini az sonra konuşuruz. Bugün blogdaki kitaplarımız Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel ve Cengiz Han'a Küsen Bulut. Aytmatov bu kitaplarında da şaşırtmadı ve okuması oldukça keyifli olan ancak hikayenin özünün kalbimizde hüzün bıraktığı eserler ortaya koymuş.

Kısa bir açıklama yapalım ve kitaplarımız bize ne anlatıyor sonrasında bundan bahsedelim. Cengiz Han'a Küsen Bulut aslında Gün Olur Asra Bedel kitabına ait bir bölüm. Ancak vakti zamanında bölümde anlatılan olaylardan ötürü Sovyetler'den duyulan çekinceler neticesinde bölüm kitaptan çıkarılmış, ancak daha sonra ayrı bir kitap olarak tekrar basılmış. Gerçi günümüzde bu durum problem teşkil etmediğine göre neden çıkarılan bu bölüm hikayedeki yerine geri konulmuyor onu bilmiyorum. Çünkü bana kalırsa zaten Cengiz Han'a Küsen Bulut okunmadığında hikaye eksik kalıyor.

Az önce bahsettiklerimden de anlayacağınız üzere iki kitaptaki yer, zaman ve kişiler aynı. Bu yüzden genel olarak bahsedeceğim size bunlardan. Sanırım kitabı tek kelime ile özetle deseler "çaresizlik" derdim. Ellerinde olanla yetinmekten başka çaresi olmayan sırt çevrilmiş insanların hikayesini anlatıyor Aytmatov. Her biri belli nedenlerle bozkırın orta yerinde, unutulmuş topraklarda bir tren aktarma istasyonunun etrafında yaşamaya mahkum kalan insanların hikayesi. Hayat her birine öyle oyunlar oynamış ki, başka türlü nasıl yaşanır bilmeden bu bozkırlarda hayatlarını çürütmeye alışmış insanlar... Kahramanımız Yedigey, Boranlı istasyonunda kendisi ile bir ömür aynı kaderi paylaşmış can dostu Kazangap vefat edince, ona olan vefa borcunu ödemek için günün şartları ile ulaşımı oldukça güç olan ancak inançları gereği kutsal gördükleri Ana Beyit mezarlığına defnetmek ister dostunu. Bir avuç insan cenazeyi de yanlarına alıp aşılması güç bir yolculuğa çıkarlarken, Yedigey kendisinin, arkadaşlarının ve milletinin geçmişini düşünür yol boyunca devesinin üzerinde. Tüm bu geçmişin anıları ile yüklü bulutlar arasında her biri birbirinden yürek burkan hayat hikayeleri de bizi bekler. Kah kendimizi Kazangap ile Yedigey'i karşılaştıran olayların ortasında buluruz, kah bozkırın acımasız kış mevsimlerinde bir avuç insanın yaşadığı bu istasyonda verilen yaşam savaşının ortasında. En çok da eşi ve çocukları ile bir haksızlık sonucu bu unutulmuş topraklarda yaşamaya itilen Abu Talip Kutlubayev'in hikayesi etkiledi beni kitapta. Zaten kitaptan çıkarılan Cengiz Han'a Küsen Bulut, daha çok Abu Talip'in hikayesini anlatır. Coğrafya öğretmeni iken başından geçen bir soruşturma neticesinde istifa etmeye zorlanmış, eşi ve iki küçük çocuğu ile kendini bir anda Boranlı'da bulmuştur Abu Talip. Gel gör ki geçmiş peşini bırakmamış ve evinden, eşinden, ailesinden koparılan Abu Talip acı bir son ile karşılaşmıştır.

Bir de kitapta uzayı konu alan bir bölüm var ki, ne yalan olmasa da olurmuş dedim. Ben Aytmatov'un kitaplarındaki o saf hüznü ve acıyı seviyorum. Araya bilimkurguyu çağrıştıran bir hikayenin konulması biraz yersiz geldi bana ama vardır bunu yapmakta bir bildiği deyip okudum.

Toparlayacak olursak, bizi bu iki kitapta aşk bekliyor, acı bekliyor, hüzün, çaresizlik bekliyor. Sadece hayattaki günlerini doldurmak için yaşayan, yaşamak zorunda bırakılan insanların hikayesi bekliyor. Bu çaresizliklerinin ardındaki derin yaralar, derin hayal kırıklıkları bekliyor. An geliyor, geçmiş zamanlardan çıkıp gelen ve topluma yön veren destanlar bekliyor. Kısacası yine damakta hoş bir tat bırakan bir hikaye bizleri bekliyor.


Kitaba puanım 4/5


"Hayat bu işte! Eğer dünyaya gelmezsen hiçbir şey görmezsin, ama gelirsen dertten kurtulamazsın."

"..Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi değiştirmez. Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürse, işte buna çare yoktur..."

"...Bu yeni arkadaşını dinledikçe, bir insanın başkalarına yapabileceği en büyük iyiliğin, çocuklarını iyi terbiye etmek, iyi yetiştirmek olduğunu da anlıyordu."

"Yine de bizi karamsarlığa iten şu düşünceden kurtulamıyoruz: Ya yeryüzündeki insanlar, trajik bir yanılma ile tarihin ancak bir 'savaşlar tarihi' olduğuna kendilerini inandırırlarsa?"

"...Bir dal kırılmış ne çıkar, yeter ki çınarın gövdesi sağlam kalsın."

"Dünya kuruldu kurulalı Aral vardı, şimdi o bile kuruduğuna göre insan ömrünün lafı mı olur..?"

"İnsan insana nasıl bu kadar acımasız olur, bu kadar nefret duyar?"  (Cengiz Han'a Küsen Bulut)

"Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. ...Ama öte yandan bu insanlar da devlet olmadan yaşayamazlar: sobayı tutuşturan,yakan onlardır.Sobayı yanar tutmakla görevli olanlar da ona yakıt temin etmelidirler."  (Cengiz Han'a Küsen Bulut)

"Politikada, esen havaya göre hareket etmek gerekirdi. Fikirler çatışmasında küçük bir nokta, düşmana öldürücü bir darbe indirmeye yeterdi bazen."   (Cengiz Han'a Küsen Bulut)
Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder