Rosshalde - Hermann Hesse


Kitabın Adı: Rosshalde
Orjinal Adı: Roßhalde
Yazar: Hermann Hesse
Çeviren: Kamuran Şipal
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Tarihi: 2015
Sayfa Sayısı: 167
Merhaba!

Yine Hesse yine ben :) Nereden başlayayım nasıl anlatayım bilemedim. Rosshalde'yi bitirip kenara koyduğumda neden bu kadar hayranım Hesse'ye tekrar anladım. Rosshalde o en çok bildiğimiz Siddhartha ya da Narsizz ve Goldmund gibi buram buram doğu felsefesi içeren bir kitap değil. Tamamen yazarın biraz da kendi hayatından esinlenerek yazdığı bir öykü. Ancak Hesse kaleminin büyüklüğünü yaptığı o betimlemeleri okurken bize yaşatması ile tekrar göstermiş. Ama baştan uyarayım, Yapı Kredi Yayınları'ndan okuyacaksanız sakın arkadaki tanıtım yazısını okumayın, kitabın tüm büyüsünü kaçıran cinsten (panda burada sinirli...). Neyse ki bitirmek üzere iken baktım da çok fazla spoiler yemedim :P

Bir sanatçının günlük hayata adapte olmasının, sıradan düşünen insanlar ile bir arada yaşamasının zorluğundan bahsedilmiştir hep. Belki bu duyguyu yaşamasak da örneklerini görebilmem pek mümkün. İşte Rosshalde kitabının başkahramanı ünlü ressam Johann Veraguth da hayatın bu çıkmazı içerisinde sürüklenmekte ve ne yapacağını bilmeden vakit öldürmektedir. Vakti zamanında satın aldığı Rosshalde konağını ve konağın içinde bulunduğu ormanı kendisi ve ailesi için bir kale haline getirmiş olan Johann, zamanla karısı ve büyük oğlu ile yaşadığı sürtüşmelerden kaçmanın tek yolunu kendisini konağın dışında bulunan atölyesine eklettiği yaşam alanına atmakta bulur. Sadece yemekten yemeğe eve uğrayan ve mümkün olan minimum düzeyde eşi ve kendisine sırt çevirmiş büyük oğlu ile iletişime geçen Johann'ı oraya bağlayan tek şey henüz masumiyetinden hiçbir şey kaybetmemiş olan küçük oğlu Pierre'dir. Mutsuz ve kangren olmuş bu evliliği çekilir kılan Pierre ve resim tutkusu onu hayata bağlasa da, yakın bir dostunun ziyareti, bu güne kadar halının altına süpürdüğü tüm gerçekleri bir bir yüzüne çarpmıştır. Karısını ve kendisini yıllardır mahkum ettiği bu umutsuz evlilikten sıyrılma çabası içine girecekken, hesapta olmayan bir olay aile içerisinde büyük yıkım yaratır. İşte tüm bu olaylar içerisinde Johann'ın sanatçı ruh halinde şöyle bir dolanırız, Pierre'nin masum çocukluğunda onunla birlikte koşarız, büyük oğlunun düş kırıklıklarının neden olduğu asiliğini yaşarız ve hayatı tekdüze yaşayan belki de kim olduğunu ve neden yaşadığını unutmuş olan bir kadının hayatının yitip giden günlerine şahit oluruz.

Öykü, kurgu, dil muhteşem... Kitapta beni en çok etkileyen insanların ruh hallerinin, olaylar karşısında gösterdikleri tepkilerin fiziksel hallerinin, doğanın, çocuk ruhunun, ressamın çizdiği resmin derinliklerinin betimlenmesi. Öyle ki her birini sanki tek tek kendim yaşamışım gibi. Kendimi Rosshalde'nin odalarında, Johann'ın atöylesinde, Pierre'nin koşup oynadığı çiçek tarhlarının arasında, göl kıyısında hayal ederken buldum sık sık. Bu da Hesse farkı diyelim.

Çok çok güzel ve bana göre kesinlikle okunması gereken bir kitap! Kamuran Şipal'in o güzel kaleminden çevirisi yapılınca da oraya mükemmel bir yapıt çıkmış.

Kitaba puanım 5/5

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder