Ağustos Ayı Okumalarım


Merhabalar

Ağustos ayında okuduğum kitaplara dair kısa yazı ile blogdayım!

Neler mi okudum? 
  • Artık Özgürsün
  • Bozkırkurdu
  • Feniçka
  • Katya'nın Yazı
  • Bir İdam Mahkumunun Son Günü
  • Değirmen
Gelin kitaplara kısaca bir göz atalım!

Başına gelen bir kaza sonucu hayatını yitiren beş yaşında bir çocuk ve kazayı yapan arabada bulunan bir kadın. Bir hayatını yitirirken diğeri ise ellerinden kayıp giden hayatına tutunmaya çalışır. Polisiye gibi başlayıp psikolojik bir romana dönüşen bir öykü. Ama, biraz uzun sanki...200 sayfada anlatılacak şeyin 400 sayfada anlatılmasından pek hazetmedim. Detaylı yazı bir tık ileride!

Hermann Hesse'nin en çok bilinen romanları Siddhartha ya da Narsizz ve Goldmund'dan oldukça farklı bir kurgu ile karşımızda Hermann Hesse.Bozkırkurdu özünde toplumum değer yargılarına uyum sağlayamayan bir insanın, Haller'in öyküsüdür. İsmi de zaten bu uyum sağlayamamaktan kaynaklı yalnız kalmışlıktan ileri geliyor. Bir nevi bozkırkurdu yalnız kurdumuz. Kendi içerisinde entellektüel kimliği ile bozkırkurdu ruhunun savaşa girmesinin ardından Haller çarenin ölüm olduğunu düşünürken tanıştığı bir insan ile kendini anlama/tanıma yönünde değişik bir serüvene girer ve biz de bu serüvende ona eşlik ederiz.

zamanın koşullarına göre oldukça farklı bir hayat görüşüne sahip olan Moskovalı Feniçika'nın bir erkek psikolog tarafından bizlere anlatılmasının öyküsü Feniçika. Bu kitabı benim için değerli kılan yazarın kendisi Loi Andreas-Salome'un da yaşam tarzının feministler için model oluşturuyor olması. Benim için kısa ama keyifli bir kitap oldu.


Ünlü ama bir o kadar da gizemli bir hayat sürmüş olan Trevanian'ın Katya'nın yazı romanı favorilerim arasına girdi! Kendi felaketinden kaçamayan insanların yitip giden hayatları çok dokundu bana. Sıradan iki gencin aşk hikayesi gibi başlayıp insanın ruhunu acıtacak kadar derin bir dram öyküsü ortaya koyabilmek bana kalırsa ancak Trevanian gibi büyük kalemlerin haddinedir. Detaylı yazı için tık tık!

Sadece 77 sayfa olduğuna aldanıp kitabı hafife almamak gerek, zira içindeki öykünün ağırlığı 77 sayfanın ağırlığından katbekat ağır. Adeta bahsi geçen idam mahkumunun özgürlüğüne takılan pranga sizin boynunuza takılmış gibi hissediyorsunuz her nefes alışınızda. Hala okumayanınız var ise şiddetle tavsiye edilir!


Edebiyat dünyamızın en önemli isimlerinden Sabahattin Ali'nin kısa öykülerinin toplandığı Değirmen adlı eseri, üç bölümden oluşuyor. En başında yazarın kendisi, bu öyküler içerisinde hiç içine sinmeyelenlerin olduğunu, kitaptan çıkarmayı düşünse de, bunun okuyucuya haksızlık olacağını ve eserin olduğun gibi kalmasına karar verdiğini belirtmiş. Ben de bu yoruma tamamen katılıyorum. Esere adını veren Değirmen öyküsü kesinlikle mükemmel, ancak diğer öykülerden aynı tadı alamadığımı belirtmek isterim. Yine de okunmalı dediğim eserlerden biri.
Keyifli okumalar!

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder