Bozkırkurdu - Hermann Hesse

Kitabın Adı: Bozkırkurdu
Orjinal Adı: Der Steppenwolf
Yazar: Hermann Hesse
Çeviren: Kamuran Şipal
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Tarihi: 2016
Sayfa Sayısı: 218

Merhaba!

Bir süredir Hermann Hesse'ye sarmışken en meşhur romanlarından biri olan Bozkırkurdu'nu da okumadan ilerlemek olmazdı dedim ve sonunda ne zamandır okumayı istediğim kitabı bitirdim ve geldim!

Öncelikle kişisel bir yorumumu dile getireyim, sonra kitaba geçelim. Bozkırkurdu Hesse'nin en ünlü romanı, ama nedendir bilmem benim için bir Siddhartha ya da Narziss ve Goldmund olmadı. Tabi bu kitabı fazlasıyla beğendiğim ve okumaktan keyif aldığım gerçeğini değiştirmedi o ayrı! 

Bozkırkurdu özünde toplumun değer yargılarına uyum sağlayamayan bir insanın, Haller'in öyküsüdür. İsmi de zaten bu uyum sağlayamamaktan kaynaklı yalnız kalmışlıktan ileri geliyor. Bir nevi bozkırkurdu yalnız kurdumuz. Haller eğitimli, entellektüel bir insan olmasına karşın hayattan keyif aldığı bazı kavramlar dışında kendini yaşadığı toplumun tümü ile dışında hissetmektedir. Bu da onun acı çekmesine, hayattan kaçıp gitme arzusu ile dolup taşmasına neden olmaktadır. burjuva kesminin ikiyüzlü olduğunu düşünse de, içten içe yaşadığı hayatın bir burjuva hayatı olduğunu biliyor olması onu hepten bir ikileme sürüklemektedir. Yani ruhunun insan olan kısmı yaşadığı hayatı onaylarken, bozkurkurdu kamış olan kısmı onun bu hayatını tiksinç bulmakta, onunla savaşmaktadır. İnsan ruhunun en tehlikeli savaşının da kendi içinde kendi ile verdiği savaş olduğumu düşünürse, Haller büyük bir uçurumun kıyısında gelgitler yaşamaktadır. Hikayede geçen "Bozkırkurdu Üzerine İnceleme" ile alakalı yazıyı okuduktan sonra hepten bu hayatı sorgular Haller. Bu savaştan kurtulmanın yegane yolunun da ölüm olduğunu düşünürken tanıştığı bir insan ile kendini anlama/tanıma yönünde değişik bir serüvene girer ve biz de bu serüvende ona eşlik ederiz.

Mükemmeldir, okunasıdır. Anlamak isteyene öğretecek çok şeyi olandır.


"Harry, sihirli tiyatroda bir aynaya bakınca aynadaki görüntüsü paramparça olur. sonra bu parçalar birer satranç taşı kadar küçülür. harry, kendisinin farklı yönlerini, farklı görüntülerini, farklı kişiliklerini simgeleyen bu taşları alır ve cebine koyar. hayat bundan sonra bu taşlarla oynanan bir el satranç gibidir. "


"Beden olarak her insan tektir, ruh olarak asla."




"İnsan neleri yutup sineye çekebiliyor, şaşılacak şey..!"




"Acı çeken bu kişinin hastalığı doğasındaki bir kusurdan değil, birbirlerine uyum sağlayamamış yetenek ve güçlerinin zenginliğinden ileri gelmektedir..."



"Her zaman böyle oldu, her zaman da böyle olacak. Zaman ve dünya, para ve güç, küçük ve sığ insanların elinde bulunacak her zaman, asıl insanların elinde ise hiçbir şey. Yalnızca ölüm..."


"Günümüzde yaşamak ve yaşamaktan zevk almak isteyen birinin senin gibi, benim gibi bir insan olmaması gerekiyor. Zırıltı yerine gerçek müzik, eğlence yerine kıvanç, para yerine ruh, gelişigüzel etkinlikler yerine gerçek eylem, oyun yerine gerçek tutku arayan birine bu sevimli dünya yurt olamaz..."


"Güç insanını güç yıkar, para insanını para; köle ruhlu insanı başkalarına kulluk etme, zevk insanını zevk çökertir. Bozkırkurdu'nu da bağımsızlığı yıkmıştı."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder