Eylül Ayı Okumalarım


Merhabalar

Eylül ayında okuduğum kitaplara dair kısa yazı ile blogdayım!

Neler mi okudum? 
  • Ölümcül Yumurtalar
  • Boyalı Peçe
  • Benim Hüzünlü Orospularım
  • Cemile
  • Oz
  • Demian
Gelin kitaplara kısaca bir göz atalım!

Kaleminden fazlası ile hoşlandığım Bulgakov'un çok beğendiğim eserlerinden biri olan Ölümcül Yumurtalar, yazarın bilim kurgu ile sistem eleştirisi kavramlarını çok güzel harmanladığı ve bizlere bıraktığı bir solukta okumalık bir eser. Bir bilim adamının keşfettiği ışının mikroskobik canlılar üzerindeki etkilerini gören "yetkililer" henüz deneyleri tamamlanmamış bu ışını tavuk yumurtaları üzerinde denemek için düzeneğe el koyarlar. Henüz geliştirme aşamasında olan sistemin yaratacağı etkilerden bihaber yumurta büyütmeye kalkışılınca ortaya beklenmedik yan etkiler çıkar ve halkı kaosa sürükleyecek bir durum meydana gelir. Eğer keyifli bir öykü arıyorsanız doğru adrestesiniz.

Bu ay en keyif aldığım kitap diyebilirim Boyalı Peçe için. 1920'lerde Londra'da iki çocuklu bir ailenin çocuklarının büyüğü olan  Kitty, "uygun" bir evlilik yapması için annesinin yaptığı baskıya ve yaşının ilerlemesinin yarattığı endişeye dayanamaz ve sevmediği ancak kendisini fazlası ile seven bir bakteriyolog ile evlenir, Hong Kong'a taşınır. Ancan burada aşkın ne olduğunu hissedeceği erkekle tanışır ve kendini yasak aşkın kahramanı olarak bulur. Kocasının durumu öğrenmesi ile işler karışır, Kitty bir anda hayatın ona sunduğu rahatlıktan koparılıp kendini veba salgınının yaşandığı bir kasabada bulur. Bundan sorası bir kadının kendini ve insanları tanıma yolculuğuna dönüşür. Kitabı kadar filminden de çok hoşlandığım bu eser hakkında detaylı yazı için tık tık :)

Marquez çok severim, ama diyorum ve devam ediyorum. Bu kitaptan çok hoşlanmadım. Hayatında parasını ödemediği hiçbir kadınla sevişmemiş olan 90 yaşında bir gazeteci, 90, doğumgünü için bir bakire ile beraber olarak kendisini ödüllendirmek ister. Bunun için de gittiği genelevde karşısına bir "çocuk" getiriliyor. Hesapta olmayan bir şekilde 90 yaşında iken o çocuğa aşık oluyor. Olmasa da olurmuş dediğim kitaplardan biri oldu. 


Cengiz Aytmatov deyince benim için akan sular duruyor... Cemile öyküsünde de yazarın kalemine bir defa daha bağlandım. Bir çocuğun gözünden yengesinin bir başka erkeğe aşık olmasının hikayesi. E klasik aldatma hikayesi, bunun neresi ilginç derseniz, henüz Aytmatov'un sıradan hikayelere nasıl hayat verdiği ile karşılaşmamışsınız demektir. Detaylı yazı blogda, linki de şurada :)

Gelelim bu ayın hayal kırıklığına! Adam Fawer okuyucularını 8 yıl (yazı ile sekiz!) beklettikten sonra ne yapsam da beklediklerine pişman etsem diye düşünmüş olacak ki, denk geldiğim her kişiye okumayın dediğim bir kitapla karşımıza çıkmış. Peki nedir beni bu kadar rahatsız eden? Kült hikayelerden biri olan Oz Büyücüsü'nün içine biraz şiddet ve az da teknoloji ekleyip alın size yeni kitap diye biz okuyucuların önüne konulması. Detaylar blogda, yazı için bir tık lütfen!


Hermann Hesse ne yazmışsa okurum diyen ben, bir süredir bu fikrimden vazgeçiyor gibiyim. Tadı hala damağımda olan Siddhartha, Narziss ve Goldmund ile Rosshalde dışında pek keyif alamadım kitaplarından. Maalesef Demian için de aynı hislerim söz konusu. Bir gencin kendini bulma yolunda başından geçen ruhsal devinimleri konu edinen kitabı sanırım 15-18 yaş arası çoğumuzun yaşadığı o ergenlik buhranları zamanında okusa idim, daha çok bana hitab eden bir eser olacaktı, ancak otuz yaşında pek keyif alabildiğimi söyleyemeyeceğim.

Siz neler okudunuz?

Keyifli okumalar!

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder