Geçmiş Şimdi Gelecek - Hasan Ali Toptaş


Kitabın Adı: Geçmiş Şimdi Gelecek
Yazar: Hasan Ali Toptaş
Yayınevi: Everest Yayınları
Basım Yılı: Mayıs 2016 (1. Baskı)
Sayfa Sayısı: 112
Gölgesizler (yazı için bir tık) ile tanıdım Hasan Ali Toptaş'ı. Belki geç bir tanışma oldu ama kalıcı olduğunu daha o gün anlamıştım. Kitabın son sayfasını çevirdiğimde bir daha buluşmak üzere diyerek kapamıştım o kapağı. Kitapları bir bir dizilirken yanıma, Toptaş'ın Everest Yayınları'na geçmesi ile yayınevi okurlarına bir güzellik yapmış, ve arayanların bulmakta zorlandığı, yıllar önce baskıları yapılmış olan iki öykü kitabında, Bir Gülüşün Kimliği ve Yoklar Fısıltısı'nda yer alan öyküleri içeren öyküleri bir araya getirerek tıpkı adı gibi geçmişiyle, bu günü ve yarını ile Hasan Ali Toptaş'ı bizlerle buluşturmuş. Bir de dipnot: bu mükemmel kapak fotoğrafı, Nuri Bilge Ceylan'ın kadrajından çıkma. Kapağın mükemmeliğinin altındaki isim belli...

Üç bölümden oluşuyor kitap. İlk bölümde bundan otuz yıl öncesine gidiyoruz, 1987 yılına. O zamanlar kendi imkanları ile bastırdığı öyküleri Bir Gülüşün Kimliği başlığı altında bizlerle buluşuyor. Birbirinden naif 12 öykü var bu bölümde. Şöyle bir düşündüğünüzde aslında konusunun çok klasik olduğunu düşüneceğiniz öyküler, Toptaş'ın kaleminden süzülürken adeta bir sihirle karşılaşıyor, hayat buluyor, her bir karakter kanlı canlı dikiliyor karşınıza. İkinci bölümde ise 1990'a getiriyor kitap bizi, o tarihte yazılmış 6 öykü ile başbaşa bırakıyor. Son bölüm ise 1993 yılında yayınlanan ödüllü kitabı Ölü Zaman Gezginleri içerisinde yer almayan Herkes Hiçbir Yere...

Adeta Hasan Ali Toptaş ile bir yolculuk gibi kitap. İlk dizelerde acemiliğinin mahcubiyetini, ama bir o kadar da  bugün yazdıklarım yarın yazacaklarımın garantisidir dercesine insanın ruhuna işleyen o içtenliği, hüznü görüyorsunuz. İkinci bölüm daha bir kendinden emin geliyor size. Daha oturaklı, daha ruhu saran, sıcaklığı daha da hissedilen. İşte diyorsunuz, Hasan Ali Toptaş'ın geçtiği yollar buralar, onun kaleminin kavrulduğu kelimeler, hüznünün bulaştığı sözcükler. Son bölümü bitirip kitabı bir kenara koyduğunuzda ise, henüz yeni tanışmış olsanız bile yazarla, onun kaleminin 30 yılda geçirdiği evrimde ona eşlik etmenin, onun öyküleri arasında kaybolmanın getirdiği tanışıklık hissi ile, bir sonraki kitapta görüşmek üzere diyorsunuz. 

Geçmiş Şimdi Gelecek...

"İnsan umudunu insana bağlarmış Reşat."

"İşte bu yüzden gidiyorum ikindi çaylarına. Kendi kalabalıklığımdan kaçmak, üç beş arkadaş bedeni arasında tekilliğimi bulmak için."

"...Kendini, kendi içinden çekip alamıyor bir süre."

" Sen yemiyor musun ana? diye sordu Cemil.
Ana, elindeki yarım simite baktı.
Yiyorum, dedi usulca.
Sonra, gerçekten simit yiyormuş gibi ağzını şapırdatmaya başladı. Görmeyen oğlu lokmalarını daha rahat yutsun diye, simit bitene kadar ağzını şapırdattı durdu."

"Suskun insanın içi sözcük kuyusudur derler...."

"Herkesle dost olursam kendime düşman olmalıyım."


Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder