Ucunda Ölüm Var - Kemal Varol


Kitabın Adı: Ucunda Ölüm Var
Yazar: Kemal Varol
Yayınevi: İletişim Yayınları
Basım Yılı: 2016 (1. Baskı)
Sayfa Sayısı: 226
Selamlar,

Bu yıl yeni tanıştığım pek çok yazar oldu, Kemal Varol da bunlardan biri. Tavsiye üzerine Ucunda Ölüm Var kitabını okudum ve yazarın diğer kitaplarını da okunacaklar listesine hızla ekledim!

Hani kimi kitaplar vardır, içi hüzün doludur, o hüzünde sizden de bir parça vardır. Kah ağlayan bir kadının gözyaşında bulursunuz kendi derdinizi, kah tasaları alnında derin izler bırakmış bir adamın yüzünde. İşte Ucunda Ölüm Var kitabı da kendinizden muhakkak bir parça bulacağınız o hüzünlü kitaplardan. Okuduktan sonra uzunca bir süre etkisinden çıkamayacağınızdan eminim.

Ağıtçı Kadın'ın hikayesi Ucunda Ölüm Var. Yarım asırlık bir aşkın peşinde ömrünü çürütmüş, şehir şehir gezip herkesin yüzünde Heves Ali'sini aramış bir kadının hikayesi. Ne demişti Ağıtçı Kadın Heves Ali'sinin ardından "Okuma yazma bilmedim hiç. Harflerin kağıda düşenine değil yüreğe inenine inandım hep. “Adında 'E' harfi olanlar kötü olamaz,” demiştim o vakitler. Fakat onlar haklı çıktı. Sırtımı o narin ''E'' harfi gibi kamburlaştırıp gitti zaman. Küçük bir harfin içine sığınıp canım pahasına yolunu bekledim! Gelmedin. Çıkıp şehir şehir gezdim senden sonra. Hatırlamaya cesaret edemediğim yüzünü kime sorduysam tanımadı.". Aşkının peşinde ordan oraya savrulurken kendi gibi dertli insanların hayatlarına da dokunan bir hikaye. Ağıtçı Kadın'ın öyküsünde yol alırken bir yandan mezarsız kalan bir adamın hüznüne ortak oluyor, diğer yandan da öldürülen bir komutanın cenaze töreninde yakılan ağıtlarda gözyaşı döküyoruz. Daha sonra Erzurum'a uzanıp Como Emmi'nin cenaze helvası dağıtılırken hikayesini dinliyoruz. Ülkenin topraklarını karış karış gezerken ağıdını yaktığı her insan için elbisesinde bir delik açıp çaput bağlayan, hikayesini dinleyip ağıdını yaktığı insanların hatıralarını bir ömür üzerinde taşıyan, bir yandan ölenlerin yakınlarını ağıtları ile ağlatırken, kendi de izini bulamadığı Heves Ali'sine ağlayan Ağıtçı Kadın'ın yürek burkan hikayesinden etkilenmemek elde değil.

Fazla söze lüzum yok.. Okunmalı..

"Ölüyorum.
Bu kez sahiden ölüyorum.
Gelecek misin yasıma?
Boz Atlı Hızır gibi son nefesime yetişecek misin?
Ucunda ölüm var Heves Ali'm, ucunda elbette ölüm var. 
Gelmeyeceksen, elini son kez omzuma koymayacak, alnımı öpüp yolculamayacaksan, bağışlanma dilemeyeceksen; adını aldığın Ali hakkına söyle bari:
Sahiden sevdin mi beni?"

"Çünkü herkes bir avuç toprağı olduğu yerde ölmeli Heves Ali'm. Yolda, gurbette, denizde, dağ başı veya el kapısında değil; herkes er ya da geç kendi evinde ölmelidir."

"Bilirdi bu hali. Bazen dünya insana batardı. Ne toprak alırdı insanın sıkıntısını ne de kederini yataklar dindirirdi."

"Eşini kaybetmiş bir kumru gibi kapkara bıraktın beni hayatta.
Hangi hikâyeye saklandın da bu kadar üzgün dünya?"

"''Peki bu jilet izleri,'' dedim, ''bunların sebebi ne?''
Sustu. Derin bir ah çekip sigarasına davrandı.
''Onlar aşktan,'' dedi Como Emmi.
''Acıtmıyor mu bu yaralar?'' diye sordum.
''Yarası acıtmıyor da hatırası acıtıyor bazen,'' dedi."

"Sen beni hep dünkü geceden uykusuz sandın, oysa bir ömür uykusuz kaldım ben. Uyku dediğin ne ki, ölümüm kız kardeşi. Uykunun ölümden tek farkı rüyalar belki de. Ama bir kere bile yüzünü rüya etmedin bana. Kuyruklu bir yalan olup çıktın bu dünyada."

"Dünya ölümlü, gün akşamlıydı."

"Herkesin başında hatıra diye bir bela vardı ve böyle zamanlarda insanın içine daha çok çöreklenirdi."

"Aşk biter ama hikâyesi kalır geriye. Aşkın hikâyesiyse kendisinden daha güzeldi. Kendimi bir hikâyenin ağırlığıyla yollara vurdum. Başkalarına yaktığım ağıtlara sakladım içimi."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder