Veba Yılı Günlüğü Daniel Defoe


Kitabın Adı: Veba Yılı Günlüğü
Orjinal Adı: A Journal of the Plague Year
Yazar: Daniel Defoe
Çeviren: İris Kantemir
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Basım Tarihi: 2016 (1. Basım)
Sayfa Sayısı: 242
Dünya tarihe kazınmış bazı olaylar vardır. Depremler, savaşlar, hastalıklar, doğa olayları... Pek çok masumunun zarar görmesine neden olay bu olaylara ilişkin anlatılanlar her daim ilgimi çekmiştir. Aslında insan olarak ne kadar aciz ve bazen kendimizi kurtarmak adına ne kadar bencil birer varlık olduğumuzun en büyük kanıtıdır bunlar. İşte Veba Yılı Günlüğü de dünya tarihinde insanlık adına derin bir iz taşıyan bir yaranın öyküdüsür. 1665 yılında Londra'da patlak veren ve 460.000 civarında nüfusu olan Londra'da 100.000 civarında insanın ölümüne neden olan (kayıtlar ne kadar doğru okuduklarımdan sonra şüpheli...) Büyük Veba Salgını sırasında olanlar dökümanter niteliğinde bir eser ile bizlere ulaşıyor. Kitabın yazarı olan ve tüm dünyada Robinson Crusoe'nin yazarı olarak nam salan Daniel Dafoe'nin de 1660 yılında Londra'da doğmuş olduğunu belirtmekte de fayda var diye düşünüyorum.

Peki ne anlatıyor Veba Yılı Günlüğü bizlere? Öncelikle içinde kurgusu olan bir öykü beklemeyin demek istiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi daha çok o dönemde tutulan kayıtlara ve kitabımızın anlatıcısının yaşadığı tecrübelere dayalı bir belgesel niteliğinde. Bu yüzdendir ki hala bu eser bir kurgu mu yoksa hakikaten o dönemde Londra'da bu acı günleri yaşayan birinin notlarının (Hatta Daniel Dafoe'nin amcasının notları olduğuna dair söylentiler de mevcut) derlenmiş hali midir bilinmez. Hangisi olursa olsun ardında yatan acı gerçekler yadsınamaz. 

1664 yılınun Kasım veya Aralık ayında Londra'nın Long Acre bölgesi civarında Fransız olduğu söylenen iki adamın vebadan öldüğü söylentisi çıkmıştır. Söylentiler ayyuka çıkınca, görevlendirilen hükümet yetkilileri ölen insanların cenazeleri üzerinde araştırma yapmış ve bu söylentileri doğrulamışlardır. Aynı ay içerisinde aynı evden iki cenaze daha çıkması halkta kısa süreli bir paniğe neden olmuştur. Ne var ki her duruma kolayca adapte olma yetisine sahip biz insanoğlu, başka ölümler olmayınca normal hayatlarına dönüvermişlerdir. Gelin görün ki Şubat 1665 ile birlikte St-Giles-in-the-Fields bölgesinde de defin rakamlarında artışlar gözlemenince o bölge civarında salgın olduğu düşüncesi yayılmıştır. Üstü kapatılmaya çalışılan bu gerçekliğin etkidi günbegün artarken, hikayemizin anlatıcısı da elindeki imkanlara rağmen salgını hafife aldığından Londra'da kalmayı tercih etmiştir. Çok sonraları bu kararından pişman olup günlerini ölüm düşüncesi ile kolkola geçirse de, yapacak pek bir şey olmadığını anladığından, olup biteni kayıt altına almayı, böylelikle hiç olmazsa ileriki nesiller bu tür bir salgınla karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiğine dair onlara bir nebze de olsa yol gösterebilmeyi ummuştur. İşte anlatıcının bu kararı ile bizler de vebanın Londra'da yarattığı büyük kıyımın izlerini takip ediyoruz. Kenar mahallelerde patlak veren salgın şehrin bir ucundan diğer ucuna kadar yayılıp, genç yaşlı zengin fakir demeden ağına düşürdüğü herkesi öldürürken, çekilen acıya şahit olan gözlerin bizlere anlattıkları içler acısı. Her gece açılan büyük çukurlara "atılan" binlerce ceset, hasta aile yakınları ya da çalışanları ile evlerine hapsedilen ve bu canavarın kendi vücuduna bulaşmasını bekleyen sağlıklı insanlar, çektikleri acılara ya da korkulara daha fazla dayanamayıp veba onları öldürmeden, kendileri ölümü seçenler... İşte bu acı yaşanmışlıkların hepsi Daniel Defoe'nin kaleminden Veba Yılı Günlüğü'nde bizlerle. Çok etkilendim, eğer yaşanmış bu tür olayları merak ediyorsanız etkisini üzerinizden uzunca bir süre atamayacağınız bu kitabı tavsiye ederim!

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder