Bilinmeyen Adanın Öyküsü - Jose Saramago


Kitabın Adı: Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Orjinal Adı: O Conto da Ilha Desconhecida
Yazar: Jose Saramago
Çeviren: Emrah İmre
Yayınevi: Kırmızı Kedi
Basım Tarihi: 2016 (7. Basım)
Sayfa Sayısı: 58
"Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, Bana bir tekne ver."

İşte böyle başlıyor bilinmeyen adanın peşindeki bir adamın ve ona gönülden inanan bir kadının öyküsü. Dili de, Birol Bayram'ın elinden çıkan çizimleri de bizleri masal tadında bir dünyaya taşıyor bundan sonra. Zaten küçükken dinlediğimizi masallar değil midir bizleri her şeyin mümkün olabileceğine inandığımız diyarlara götüren. Jose Saramago da biz yetişkinlerin büyümüş ruhlarının bir kenarından tutuyor ve hala her şeyin aslında mümkün olduğu iç dünyamıza, orada var olup da bizim unuttuğumuz, belki de üzeri toz kaplı raflar arasında kaybettiğimiz kendimize olan inancımıza, benliğimize götürüyor.

Bir çırpıda okunacak kadar ince ve dili de bir o kadar akıcı bir kitap Bilinmeyen Adanın Öyküsü. Ancak içeriği çoğu yazarın belki yüzlerce sayfada anlatacağından daha derin, daha çarpıcı. Tüm adaların keşfedilmiş olduğu bir devirde hala keşfedilmemiş bir ada olduğuna inanan bir adam, inandığı şey uğruna günlerce diretir ve sonunda kendini bu amacının peşinde gidecek durumda bulur. Onun bu cesareti karşısında etkilenen bir kadın ise, adama olan inancından ötürü kendini bu serüvende onun yanıbaşında bulur. Adam, kraldan istediği tekneyi almış, ancak kendi inandıklarına inanan ve bu serüvende ona eşlik edecek olan tayfayı bir türlü bulamamıştır. Tüm bu terkedilmişlik hissinin arasında teknede beliren kadın, bilinmeyen adaya inanan bu adama olan inancı ile adama belki de tüm tayfanın verebileceğinden daha büyük bir güven vermiştir. İşte bu ikili, inandıkları şey uğruna bilmedikleri bir yolda seyre çıkmışlardır.

"Öğlene doğru, cezirle birlikte, Bilinmeyen Ada nihayet denize açılmış, kendini aramak amacı ile."

Hikayenin buradan sonrası biz okuyucuya kalmış... "Bilmiyor musun ki, Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin..." cümlesi eşliğinde kendimize uzaktan bakıp aslında ne olduğumuzu keşfetmemizi öğütlüyor yazar. Kitabı çok çok beğendiğimi belirtip ufak bir virgül koyup bir de başka açıdan kitaba bakalım diyorum.

Açıkçası bu yazıyı yazmaya başlayana kadar Jose Saramago hakkında detaylı bilgim yoktu. Yalnızca büyük bir yazar olduğuna dair duyduklarımdan ibaretti bildiklerim. Denk geldiğim bir röportajda okuduklarımdan sonra kitabın aslında sadece kişinin içsel olarak kendini keşfinden bahsetmediğini farkettim. Yazar hakkında daha detaylı bilgi edinince kitabın aslında iki bölümden oluştuğunu ve bu kişisel keşfe dair olan kısmının da ikinci bölümde anlatıldığını farkettim. Peki birinci bölüm? Oldukça koyu bir Katolik ailede doğan yazar dindar yetiştirilmesine rağmen kendi hayat deneyimleri ve görüşleri doğrultusunda ateistliği seçmiş. Kitabın ilk bölümü de yazarın bu görüşü doğrultusunda Kral-Halk diyaloğu üzerinden Tanrı-İnsan ilişkisini irdeliyor. Halktan gelen adamın öyküsünü anlatan bu kitapta, adam otoriteye karşı geliyor, dolayısı ile insanın Tanrı'ya karşı gelişini simgeleyen bir öykü çıkıyor ortaya.

Gelin kitaptan bir kaç cümleye beraber göz atalım.

"...rüya hünerli bir sihirbazdır, varlıkların boyutlarını ve birbirlerine olan uzaklıklarını değiştirir, yan yana uyuyan kişileri ayırır, birbirine uzaktaki kişileri kavuşturur"

"Beğenmek, sahip olmanın en iyi şekli, sahip olmaksa beğenmenin en kötü şekli olsa gerek."

"Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir."

"İşte kader hep böyle davranır bizlere, hemen arkamızdadır, omzumuza dokunmak içini elini çoktan ileri doğru uzatmıştır, bizlerse hâlâ, geçti gitti, gösteri bitti, yine aynı hikâye, diye homurdanıp dururuz."

"Yelkenler teknenin adaleleridir, bunu anlamak için, biraz çaba gösterdiklerinde nasıl da şiştiklerini görmek yeterlidir, fakat tıpkı adalelerde olduğu gibi, devamlı olarak kullanılmadıkları takdirde gevşerler, yumuşarlar ve güçten düşerler..."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder