Peri Gazozu - Ercan Kesal


Kitabın Adı: Peri Gazozu
Yazar: Ercan Kesal
Yayınevi: İletişim Yayınları 
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 180

"...bugünlerde, ağzınıza götürdüğünüz her lokma boğazınızdan bir türlü geçmiyor ve yutkunuyorsanız sürekli ve oğullarını birer birer toprağa veren annelerin ülkesinde, kendi oğlunuzu koklamaktan hicap duymaya başlamışsanız eğer, birbirinizin hayatlarını da fark etmeye başlamışsınız demektir. Bu da iyi bir şeydir. Şimdilik..." diyor Ercan Kesal Peri Gazozu’nda. Her biri birbirinden ayrı görülse de, aslında iç içe geçen yaşamların hikayelerini anlatıyor.

Babasına ait Avanos’taki gazoz üretimhanesinden başlayıp, yetişkinlik dönemine kadar anılarını içeren ismiyle müsemma bir kitap Peri Gazozu. Tanıdık coğrafya, tanıdık insanlar, tanıdık hayatlar… Bu kadar içtenliğin içerisinde de süsten uzak cümleler ile sanki kendi anılarımızın tozlu raflarında dolaşıyoruz hissi bırakıyor adeta. Edebi kaygıdan uzak bir kitap, yazarın çocukluk anılarını okurken birden bire kendimizi doktorluk dönemlerinde yaşadığı başka bir olayın arasında buluyoruz. Ancak yazar farklı zaman dilimlerindeki bu olayları birbiri ile o kadar güzel bağlamış ki, adeta yaşam çizgisine yayılmış anılarının arasında biz okuyucuları yoğuruyor.

Çocukluk anılarında gezinirken anne babayı, aileyi, sevgiyi işliyor ruhumuza. Yetişkinlik dönemine geldiğimizde ise Anadolu’da yürüttüğü doktorluk görevi sırasında şahit olduğu acılara tanıklık ediyoruz. Ölen çocuğunun kemiklerine yıllar sonra kavuşan babanın hüzünle karışık mutluluğu, parası olmadığı için zatürre olan çocuğuna iğnelerini alamayan ve bu yüzden çocuğunu kaybeden babanın acısı, hamile kalan küçük kızların aileleri tarafından katledilmesi… Yüreğinize saplanacak hikayeler, bu hikayeleri en iyi anlatan cümle ise yine Ercan Kesal’dan geliyor; "Hüzün ki en çok yakışandır bize".

Şiddetle tavsiye edilir...

"Kapıya gelen dilenciye yiyecek verirken sevap bana yazılsın diye yarış yapılan bir evde büyüdüm ben."

"İnsanın yaşayacağı en tahammül edilmez acı, yanık acısıdır. Bunu hiç unutmayın ve ne olur yanmış hastalarınızın önce acısını dindirin."

"Sığamadık yeryüzü sofrasına. Kibir denizinde boğulmuşuzda haberimiz yok. Değirmenimiz susmuş, unumuz bitmiş, fırınlarımızda kararmış, kalplerimiz gibi."

"İnsan, kendinde olmasını istediği herhangi bir şeyi bir başkası için de aynı şiddetle isteyebiliyorsa "insanım" diyebiliyor."

“Hocam, bu sarılma denen şey ne kadar önemliymiş meğer. Keşke çok daha önce birbirimize doğru düzgün, adam gibi sarılabilseydik. Biz kıymetini bilememişiz.”

"Bazı şeyler insana geri dönülmez yollar çizer. Bir sarsıntı, bir kırılma olur hayatınızda ve sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz."

"Bardağı suyla doldurursunuz. Dolar ama taşmaz. Ağzına kadar doldurursunuz, yine taşmaz. Ama bir damla daha koyarsanız, işte o zaman taşar. Sadece bir damla. Biliyor musunuz, bardağın taşmasına bir damla kaldı!”

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder