Kumarbaz - Fyodor Dostoyevski


Kitabın Adı: Kumarbaz
Orjinal Adı:Igrok
Yazar: Fyodor Dostoyevski
Çeviren: Işıl Karasay
Yayınevi: Koridor Yayınları
Sayfa Sayısı: 210
Dostoyevski'nin usta kaleminden üç haftadan biraz daha uzun sürede ortaya çıkmış harika bir eser Kumarbaz. Lise zamanında epey kısa halini okumuştum (üzerinden kaç sene geçti bende kalsın, yaşımız çıkmasın ortaya), Koridor Yayınları tarafından yayınlanan yeni baskısı ile buluşunca bir kere daha okumanın zamanı geldiğini düşündüm. Öncelikle belirtmek isterim ki, kitabın cildine ba-yıl-dım! Üstelik klasik denince kendi klasik çizgimden çıkma taraftarı olmayan bendeniz Sitting Panda, nadiren farklı bir yayınevinden klasik bir kitabı okuduğumu belirterek, bu kitapta çeviride de beni rahatsız eden hiçbir yan olmadığını da not düşmek isterim. O zaman kitabın konusuna geçelim!

Kendi de bir kumarbaz olan Dostoyevski kitabında sevdiği kadın yüzünden kumara başlayan Aleksi İvanoviç'in başından geçenleri anlatır. Roulettenburg'da bir otelde başlar hikayemiz. Emekli bir general ve ailesinin Roulettenburg'da tatil yaptıkları süre zarfında onlarla birlikte gelmiş ve ailenin küçük üyelerinin eğitiminden sorumlu Aleksi Ivanoviç'in ailenin üvey kızı olan Polina'ya karşı beslediği saplantılı ama tek taraflı olan bir öykünün içerisinde buluruz kendimizi. Genç adam her seferinde olumsuz yanıt alsa da Polina'ya olan aşkını her fırsatta ona söylemekten geri kalmadığı gibi, Polina'nın kendisine kölesi gibi davranmasından da sapkınca bir haz duymaktadır. Ama hal böyleyken Polina'nın yüksek meblalardaki borçlarından ötürü aradığı gerçek aşk yerine güçlü bir cüzdandır. Ancak kısa yoldan sorununu çözebilmek ümidi ile Aleksi'den kendi adına rulet oynamasını ister. Sevdiği kadına yardım etmek için içine girdiği rulet dünyası onda bir başka tutkuyu daha uyandırır; kumar tutkusu! İşte İvanoviç'in bu iki tutkusunun ardında en dibe vurduğu ya da en tepeye çıktığı anlardaki öyküsü de kitapta bizleri bekliyor.

Dostoyevski zaten çok büyük bir kalem, yorumlamak ne haddimize! Kitap hakkında demek istediğim tek şey, hikaye o kadar güzel kurgulanmış ve anlatılmış ki, Aleksi İvanoviç'in rulet masası başında ruhen ve fiziken yaşadığı tüm gerilimleri bir bir vücudunuzda hissedeceksiniz! Henüz okumadıysanız, şiddetle tavsiye edilir!

"Her şey üstüne üstüne geliyorsa, belki de sen ters gidiyorsundur."


"İnsan bazen kendini en çılgın, en imkansız bir fikre o derece kaptırır ki o fikir imkan dahilindeymiş gibi gelir ona."


"İnsan bazen kendini en çılgın, en imkansız bir fikre o derece kaptırır ki o fikir imkan dahilindeymiş gibi gelir ona..."

"Onun gözünde bir hiç olmam, başkaları karşısında da aynı durumda olacağım ya da baronun kafama bastonunu geçirebileceği anlamına gelmiyordu."


"Gerçek bir centilmen bütün servetini kaybetse dahi bozuntuya vermemelidir. Asaletin yanında paranın lafı bile olmaz."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder