Heba- Hasan Ali Toptaş


Kitabın Adı: Heba
Yazar: Hasan Ali Toptaş
Yayınevi: Everest Yayınları
Basım Yılı: 2017 Mart
Sayfa Sayısı: 408
Çağdaş Türk edebiyatının sana göre en önemli ve senin en sevdiğin isimleri kimlerdir diye sorsanız, şüphesiz sayacağım ilk üç isim arasında Hasan Ali Toptaş yer alır. Biraz geç tanışsam da, tanımadığım yılların acısını kitaplarını peşpeşe okumaya çalışarak çıkarıyorum. Ve her kitabından sonra ruhumda dokunulmuş bir yer, aklımda Toptaş'tan bir iz kalıyor. Heba'da da bu hislerimin değişmeyeceğini daha ilk satırlarda anlamıştım ki, kitap ilerledikçe de yanılmadığımı gördüm.

Bir röportajında Toptaş Heba kitabı için " kelimelerin çağrısına uydum ve seslerini dinledim." diyor. Öyle güzel anlatıyor ki bu sözü kitabını, her bir kelime hayatın olağan akışı içerisinde yol almış, olması gerektiği gibi ilerlemiş ve öykü içinde vasfını tamamladıktan sonra bir nokta ile duracağı yerin geldiğini bildirmiş. Benim gibi yazarı geç keşfedenleri bir kenara koyarsak, Heba çıkmadan önce 7 yıl bu kitabı beklemiş olanları düşünüyorum da, sanırım kitabı ellerine aldıklarında bu bekleyişe değdiğini hissetmişlerdir.

Adı gibi heba olmuş hayatların öyküsü bu kitap. Baş kahramanımız Ziya üzerinden dinliyoruz olan biteni, onun gözünden başka başka hayatlara dokunuyoruz. Ziya'nın büyük şehirden kaçış hikayesi ile başlayıp; onun çocukluğuna, gençliğine, olgunluğuna göz atarken, çevresinde yaşanan diğer hayatları da aralayıp misafir oluyoruz. Ziya, Suriye sınırında askerlik yapmış, o bölgenin savaştan kaynaklanan zorluklarına ve kötü yaşam koşullarına fazlası ile maruz kalmıştır. Başına gelen talihsiz olaylar, onu askerde tanıştığı Kenan'ın köyüne sürüklemiştir. Doğa ile içiçe bir hayat kurarak, insanlardan, kalabalıktan yani bir nevi sorunlardan kaçıp, doğa ananın kollarında ruhunu tedavi etmek istemiştir Ziya. Bizler de bir yandan Ziya'nın köydeki yaşamını gözlemlerken, diğer yandan onu o günkü insan yapan geçmişte yaşadığı olayları izliyoruz anılarının arasında. Kah yaşadığı acılarda onunla birlikte hüzünleniyor, kah güzel olaylarda onun sevincine ortak oluyoruz. Ziya'nın hayatının yanı sıra arkadaşı Kenan'ın hayatının da bir hiç uğruna heba oluşunu içimizde derin bir sızı eşliğinde okuyoruz. 

Kitap 7 bölümden oluşuyor. Ancak Toptaş yine ustalığını konuşturmuş ve her biri kendi başına bir öykü olabilecek bu yedi bölüm arasındaki kurguyu o kadar ince işlemiş ki, her biri hem bağımsız hem de bütünün ayrılma bir parçası haline gelmiş. Muhteşem kurgu, muhteşem kalem, ruhunuzun derinlerinde bir acı bıraksa da muhteşem bir hikaye. Daha fazlası kitapta!


"..insanız yahu, kaybetmeye de ihtiyacımız var.."

"Hani bazı kişiler vardır, hiç konuşmasalar bile insan onları görünce nefesinin genişleyip zihninin açıldığını hisseder ya..."

"Bir insanın, kendisine zulmedene gülümsemeye mecbur bırakılmasından daha beter bir zulüm olamazdı yeryüzünde."

"Bu arada dikkat ettin mi bilmiyorum, teğmen öküz, bugün dayak atan komutan da hayvan diye bağırdı bana. Karargâhtaki subay da it dedi. Bu fukaralar insanı yüce, hayvanı da aşağılık bir şey sanıyorlar."

"Ya çeşitli hayaller eşliğinde burnumuzu çeke çeke yazdığımız ve altlarını gizlice gözyaşlarımızla imzaladığımız o hasret kokulu mektuplara ne demeli ha?"

"Gökyüzü bile insana daha yakın, baksana, elimizi uzatsak dokunacağız sanki."

"Gelecek, geçmişin bok yemesinden başka bir şey değildir zaten biliyorsunuz; ne yaparsak yapalım, bir mucize olmadığı sürece bu gerçeği asla değiştiremeyiz."

"Dört yıl boyunca aynı yastığa baş koyan iki insandan biri ötekine nasıl böyle bir şey yapabilir, şu yeryüzünde göz göze gelmenin bile bir hatırı yok mudur, dokunmanın bir hatırı yok mudur, öpüşmenin bir hatırı yok mudur?"

"Ben hayatın uzak ve yorucu bir köşesine hızla gidip gelmiş gibi oldum bir bakıma. Ardından da tuttum, zaman denilen büyük silginin himmetine sığındım."

“Zaten hayat çoğu zaman akıl gözenekleri geniş ve gevşek olanların ağzından konuşur.”

"Senin gibi has insanlar daima böyledir, ettikleri iyiliği unuturlar yahut unutmamış olsalar dahi katiyen konuşmak istemezler."

''...İyi görünmek için gerekli olan malzeme gerçekten kötülük müdür bilemiyorum ama, şu yeryüzünde kötüler bazen iyilerden daha iyi görünebiliyorlar...''

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder