Kardeşimin Hikayesi - Zülfü Livaneli



Kitabın Adı: Kardeşimin Hikayesi
Yazar: Zülfü Livaneli
Yayınevi: Doğan Kitap
Basım Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 330
Kimi yazarlar ne yazsa okursunuz ya, yerli edebiyatta sanırım ben dahil pek çok kişi için bu kategoriye dahil edebileceğimiz bir yazar Livaneli. Artık kendini fazlası ile kanıtladığından; kalbinizde, kitaplığınızda her daim yeri vardır. Bugün Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi kitabı bizlerle.


"Mantıksız geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum." cümlesi ile başlıyor hikayemiz. İstanbul'un karmaşasından uzakta ama şehre yine de yakın olan Çatalca'da bir kasabadayız. Başkahramanımız Ahmet, gözlerini tuhaf bir güne açmıştır. Öyle ki sakinliği ile bilinen bu kasaba, bir gece öncesinden başlayan olaylar ile o sakinliğini yitirirken, Ahmet'in yıllardır kendi içinde ördüğü hayatın temellerini de derinden sarsacaktır, tabi Ahmet bunu henüz bilmemektedir. Hikayenin başladığı sabah çalan telefonunu açan Ahmet, kasabada yaşayan, eşi ve çocuğu ile İstanbul'dan uzak ama İstanbul'un kargaşasını bavullarına koyup yanlarında getirmiş olan Arzu'nun bir cinayete kurban gittiğini öğrenir. Bir gece önce onların evinde verilen bir davette bulunmuş olması onu da şüpheliler arasına koyar ve sakin hayatı bu olay ile çalkalanır. 

Ahmet'in hayatını sarsan ne bu cinayettir, ne de cinayetin şüphelilerinden biri olmasıdır. Olayı duyup kasabaya gelen genç bir gazetecinin haber yapma heyecanı ile onun kapısını çalmasıdır her şeyin sebebi. Meraklı gazeteci kız ile Ahmet arasında başlayan diyaloglar, bizleri bu cinayet hikayesinin ötesinde bir başka hikayeye sürükler; Ahmet ve ikiz kardeşi Mehmet'in hikayesine. Trajik bir trafik kazası ile başlayan ve bir kasabada son bulan Ahmet'in hayat hikayesini dinleriz ağzından. İşte bundan sonrası sürükleyici bir psikolojik kitap olarak akar gider. Her ne kadar cinayet denildiğinde polisiye ile harmanlanmış bir kitap beklentisine girsek de, Livaneli ustalığı ile bizleri ters köşe yaparak bir insanın acı karşısında verebileceği tepkilerin ne denli ciddi olduğunun incelemesini yapmıştır adeta.

Yazım dili oldukça sade, kurgu ise çok akıcı, bu yüzden oldukça rahat okunur bir kitap oldu benim için. Yormadı, sıkmadı... Özellikle son sayfasında olup bitenlerden sonra iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu. Tavsiyedir ;)

"Sokakta birisi Sokrates'e hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki göstermediğini sormuşlar. O da: Bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?' demiş."

"Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad'i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet'lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi."

"Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleğin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında."

"İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor..."

"Aşkın tehlikeleri falan. Bak bu Anna Karenina, aşk yüzünden intihar; bu Bovary o da aşk yüzünden intihar; bu Werther, o da aynı şekilde; bu Othello, aşk yüzünden cinayet; bu Fuzuli'den Leyla ile Mecnun. Öteki kitapların da sayfalarını çevir. Onlarda da delirmeler, toplu katliamlar, intiharlar, cinayetler göreceksin. Söylüyorum sana, dünyanın en tehlikeli duygusu aşktır. İnsanları felakete sürükler."

"Yüzüne yayılan ifadeyi görünce, mutluluğun insanı biraz aptal gösterdiğini düşündüm."

"Hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez. "

"Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden herkesi ve her şeyi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır."

"Aşkın, gözü kapalı uçurum kıyısında yürümek olduğunu bilen biri aşık olur mu hiç?"

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder