Çarklar Arasında - Hermann Hesse



Kitabın Adı: Çarklar Arasında
Orjinal Adı: Unterm Rod
Yazar: Hermann Hesse
Çeviren: Kamuran Şipal
Yayınevi: Can Yayınevi
Basım Tarihi: 8. Basım (2017)
Sayfa Sayısı: 212
Hermann Hesse adı geçince insan bir oturup düşünmeli bence. Anlattığı konular ve değindiği ince detaylar ile insanın yaşamına ışık tutabilecek çok güzel şeyler barındırıyor kitaplarının çoğunda. İşte bugün de blogda okuyan herkese gerçekten büyük fayda sağlayacağını düşündüğüm bir kitap bizlerle, Çarklar Arasında! Sınavlar, tercih dönemleri derken sıkboğaz edilen çocuklarımızın ailelerin onların iyiliğini düşündüklerini zannederken aslında nelere yol açabilecekleri anlamaları için bir rehber niteliğinde kitap. Bir de işin içine Kamuran Şipal'in çevirisi girince okurken de inanılmaz keyif veren bir hal almış eser.

Kahramanımız Hans, Almanya'da küçük bir kasabada doğmuştur. Annesini kaybetmiş, babası ile beraber yaşamaktadır. Biraz annesin kaybetmiş olması, biraz da geçim şartlarının zor olması Hans'ın içe dönük bir çocuk olmasına neden olsa da, Hans zekası ve çalışkanlığı ile yaşıtları arasından sıyrılmayı bilmiştir. Liseye gitme çağına geldiğinde günümüz çocukları gibi zorlu bir sınav maratonu ile karşı karşıya kalmıştır. Hans ya bu sınavı kazanıp devlet bursu ile manastırda yatılı bir eğitim alacaktır, ya da kasabasında bir ustanın yanında çırak olarak hayatına devam edecektir. Babasının ve kasaba halkının kendisinden beklentisi büyüktür, çünkü aileden ve kasabadan bir çocuğun bu sınavı kazanması onlar için de bir prestij meselesi haline gelmiştir. İşte bu baskıyı küçük omuzlarına yüklenen Hans, son yıllarını diğer çocuklar gibi balık tutmak, ormanda dolaşmak ya da oyun oynamak yerine, kitaplara gömülüp çalışmak ile geçirmiştir. Peki bir çocuk bu baskılara ne kadar dayanabilir? Her şey onların iyiliği için desek de, sınav zamanları at yarışına çevirdiğimiz çocuklarımız aslında ruhlarının derinliklerinde neler yaşıyor, neler hissediyor? Her şey iyi bir okul kazanmaktan mı ibaret? İşte bunların detayı da Hesse'nin mükemmel kaleminden dökülen satırlarda bizleri bekliyor.

Hesse, yaşadığı çağda eğitim sistemine bir eleştri niteliğinde, kendinden de bir şeyler katarak yazmış Çarklar Arasında'yı. Gelin görün ki dünya üzerinde bazı değişmez şeyler vardır, sanırım eğitim sisteminin hataları da bunlardan biridir. Her ne kadar 1900'lü yılların başında yazılmış olsa da kitapta anlatılan psikolojik olgular, bugünün ebeveynlerine ve eğitimcilerine dahi ışık tutar niteliktedir. Bir roman olmanın ötesine ulaşmış bir kitap. Okunmalı, okutturulmalı!


"İnsanın ruhuna bir tek zarar geleceğine bedenine bin zarar gelsin daha iyi."


"Her şey hazindi, her şey hüzün veriyordu insana.."


"Bir ağaç budanıp da tepesi kesildi mi, köke yakın bir yerinden yeni filizler, sürgünler verir; bunun gibi, henüz ömrünün baharında hastalanıp ölüm yatağına düşen bir ruh da çokluk ilk yaşam günlerine ve sezgilerle kıpır kıpır bir çocukluk çağına döner sık sık, sanki orada yeni umutlar keşfedecek ve kopan hayat ipliğini yeniden birbirine tutturacaktır. Ağacın kökünden fışkıran sürgünler bir solukta boy atar, büyür, özsularla donanır ama yalancı bir yaşamdır ortada görünen, sürgün gelişip de eskisi gibi doğru dürüst bir ağaca dönüşemez artık."

"Öteki öğrencilerden ayrıksı olan Hans’la Heilner’in durumlarında da sakıncalı bir hava sezen manastır yöneticileri her iki öğrenciye bir kat daha sevgiyle yaklaşacakken, okullarda öteden beri uygulanagelen sözde yararlı bir ilkeye uyarak bir kat daha sert davranmaya başlamıştı."


"Sağlıklı her yaşamda bir içerik ve bir amaç vardır, oysa Hans’ın yaşamında bunlardan eser kalmamıştı.."

"Ama çocukluk anıları birden yeniden aklına gelmişti işte; çok çok uzaklardan kopup gelmişlerdi, öyle canlı renkleri ve insanın içinde öyle tuhaf duygular uyandıran kokuları vardı ki, o zamandan bu yana yaşanmış hiçbir şeyle kıyaslanacak gibi değillerdi."


"Ürkek ve mahcup bir kız gibi oturmuş, biri çıkıp gelse ve onu alıp götürse diye bekliyordu, ondan daha güçlü biri, ondan daha cesur, onu önüne katıp götürecek, mutlu olmaya zorlayacak biri.."

"Hans o gün bütün öğle sonrasını Heilner’i düşünmekle geçirdi. Nasıl biriydi şu Heilner? Hans’ın bildiği bütün üzüntü, tasa ve istekler ona tümüyle yabancıydı, kendine özgü düşünceleri vardı kafasında, kendi sözcükleri vardı; daha sıcak, daha özgür bir yaşam sürüyor, tuhaf acılar çekiyor, adeta tüm çevresini küçümsüyordu."


Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder