Sonsuzluğa Nokta - Hasan Ali Toptaş


Kitabın Adı: Sonsuzluğa Nokta
Yazar: Hasan Ali Toptaş
Yayınevi: Everest Yayınları
Basım Yılı: 2016 Ekim (1. baskı)
Sayfa Sayısı: 214
Yine bir Hasan Ali Toptaş, yine bir edebiyat şöleni... Bugün blogda, Toptaş'ın 1993 yılında kaleme aldığı ilk romanı Sonsuzluğa Nokta kitabı bizlerle. İlk roman deyince nedense insanın aklına bir acemilik gelir, ancak Toptaş  tüm bu ön yargılarımızı yerle bir edercesine Türkçe'ye hakimiyeti ve kelimeleri adeta dans ettirişi ile bizlere okurken türlü türlü ruh halleri ve mekanlar arasında yolculuğa çıkacağımız bir hikaye bırakmış

Bedran'ın hayatında bir yolculuğa çıkıyoruz bu defa. Taşra kasabasında babasının gölgesinde bir hayat sürerken, o gölgenin ağırlığına daha fazla dayanamadığından kendini büyük şehirde bulan bir genç Bedran. Üç devrimci arkadaşı ile izbe biz bodrum katında güç bela geçirdiği gençliğinin ardından bir evlilik yapar. Büyük şehre gelirken korkularının arasına sakladığı umutları ile kendi halinde bir hayat sürerken hayalleri ve hayatın ona getirdikleri arasında ezilmeye başlar yavaş yavaş. Attığı her adımda, aldığı her nefeste de hala babasının gölgesinin ağırlığını taşır omuzlarında. İlk başlarda geçim sıkıntısı, ardından yaşadığı kayıplar onu yıpratır. Gelişen olayların ardından karısı ile tanışır. Her şey durulmuş mudur peki, tabi ki hayır. Bedran'ın çekeceği vardır daha hayattan. Bir kaza geçirir ve yatalak olarak hayata devam etmek zorunda kalır. Önce çevresindeki insanlar azalır, sonra hatırladığı şiirler, ezbere bildiği dergiler, karısının ilgisi... Bedran'ı tanıyoruz kitap boyunca, onun heyecanlarına ortak oluyoruz, onunla üzülüyoruz, o şiirlere olan bağlılığını anlatırken ruhunda dinleniyoruz, yeri geliyor gençlik ateşi ile duyduğu heyecanları paylaşıyoruz en yakın arkadaşıymışcasına. Ve nihayetinde başına gelen kazada onunla yıkılıyoruz, karısına duyduğu şüphede bazen "acaba"diyoruz, hayata karşı öfkesinde en önde bayrak tutuyoruz, eline aldığı o silahı kah kaldırıp atıyor, kah tetiğinde parmağımızı gezdiriyoruz. Anlayacağınız Toptaş bizi kaleminin gücüne öyle sarıp sarmalıyor ki okuyucu olmaktan çıkıp Bedran'ı yaşıyoruz.

Siz de bu Bedran'ın hikayesine, Toptaş'ın kelimelerine ortak olmak isterseniz, muhakkak Sonsuzluğa Nokta'yı okuyun derim!

Not: Şu hayatta tanımak istediğin bir kaç kişi say deseler, biri Hasan Ali Toptaş olur zannedersem. 


"Hangisi zor? Hangisi daha acı? Toprağın altındaki ölüm mü, üstündeki ölüm mü?"

"...ve yüzümü yastıklara gömüp derin uykulara dalıyorum. Kaçış uykularına. Uyuduğum sürece yaşam duracak ve yürüyen ne varsa benim uyanmamı bekleyecekmiş gibi geliyor çünkü bana."

"Çünkü yaşam dediğimiz şey, önceden yarattığı her şeyi aştığı için sürüyor."

"İnsanlar isterlerse her şeyi, ama hemen her şeyi bir tür silaha dönüştürebilirlerdi... En çok da sevgiyi..."

"İnsan, ne denli çaba gösterirse göstersin ve kaçınılmazlığına ne denli inanırsa inansın, ayrılığa hiçbir zaman hazırlanamıyor."

"Yaşam irili ufaklı mucizelerle doludur."
"İçinde kitaplarım vardı çünkü, kimseye göstermediğim, herkesten köşe bucak sakladığım şiirlerim vardı ve annemin babamın uykuya gömüldüğü, kardeşimin kolunu bacağını dağıtarak ölü gibi kalakaldığı ve evdeki sessizliğin kalemimin cızırtısına doğru eğilip eğilip duvarlarda yankılandığı saatlerle doluydu o şiirler; kendimi kalem ucuyla deşmelerimle, kendimi gizli gizli kanatmalarımla, ruhumun çıplaklığı ve çıplaklığımın yorgan altlarında küflenen acemiliğiyle doluydu."

"Beni benden almışlar da aralarında bölüşmüşler gibi, hızla eksilmeye başlıyordum. İnsanı insan eksiltir, diye düşünüyordum, nasıl çoğaltırsa..."

"İnsana kendi yaşamı bile büyük geliyor kimi zaman; ne yapsa, kimi sevse, kimlerce sevilse, hangi işlerle uğraşsa ve nerelerde gezip dolaşsa, bir türlü dolduramıyor."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder