Nietzsche Ağladığında - Irvin D. Yalom


Kitabın Adı: Nietzsche Ağladığında
Orjinal Adı: When Nietzsche Wept
Yazar: Irvin D. Yalom
Çeviren: Aysun Babacan
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Basım Tarihi: 1999 (7.Basım)
Sayfa Sayısı: 374
Yaklaşık beş yıldır kitaplığımda olan, okumak için üç defa elime almama rağmen otuz sayfa okuyup bir türlü devamını getiremediğim, ancak dördüncü sefer okumayı denediğimde 2 günde bitirdiğim bir kitap, Nietzsche Ağladığında bugün blogda! Evet, bazı kitapları okuyabilmek için zamana ihtiyaç var, bu kitap da benim için bu kategoriye dahil olan bir kitap oldu.

Yarı gerçek yarı hayal bir konu bizleri bekliyor. Gerçek hayatta var olan karakterlerin üzerlerine işlenen bir kurgu sayesinde hayal ile gerçeklik arasında ince bir çizgide seyrediyoruz. Beklediğim gibi Nietzsche'nin fikirlerini onun ağzından bizlere aktarıyor. Bir yandan onun ruh haline konuk olurken, diğer yandan da engin düşüncelerinin deryasında süzülüyoruz. 19. yy'da Viyana'da başlıyor öykü. Psikanalizin yeni doğduğu dönemlerde, psikanalize öncülük eden kişiler bizlerle... Anlatıcımız ise modern psikanalizin öncülerinden Josef Breuer. O yıllarda Avrupa'da büyük ses getiren ve Dr. Breuer ile Sigmund Freud'un yürüttüğü bir çalışma hikayenin tabanını oluşturuyor. Takma adı Anna O. olan bir hastanın psikolojik durumunu "baca temizleme" adı taktıkları bir yöntem ile giderebildiklerini gören Breuer, Lou Andreas Salome'nun aynı yöntemi Nietzsche'de de uygulamasını istemesi üzerine istemeyerek de olsa hiç tanımadığı bir insanın hayatına dokunmaya başlar. Ancak zor olan, bu tür bir tedaviyi Nietzsche'ye bazı özel durumlardan ötürü farkettirmeden uygulayabilmek. Başta Dr. Breuer bu yeni hastasına çok ilgi duymasa da, Nietzsche'nin felsefi dünyası ile tanıştıktan ve aralarındaki dostluğun tadını aldıktan sonra. ikili arasında vazgeçilemeyen bir ilişki doğar. Kim hasta kim doktor belli olmayan bu sohbetlerde bizler de kendimizi hayatı ve varoluşçuluğu sorgular bir halde buluyoruz. Anlatılan onca olayda, söylenen onca sözde muhakkak size dokunacak bir nokta, sizi içine saracak anlar bulacağınız bir kitap.

Irvin D. Yalom'un kendisinin de bir psikiyatrist olması, harika akıcılıktaki yazım dile ile birleşince ve üzerine karakterlerin gerçek hayatları ile ilgili detaylı ve titiz bir çalışma eklenince ortaya hem edebi olarak keyifle okunan hem de insanın ufkunu açmasına yardımcı olan harika bir kitap çıkmış. Benim gibi eğer bu kitaba geç kalanlardansanız, ertelemeyin, okuyun!

"Burada (şakağını göstererek) kitaplara, neredeyse bitmiş yalnızca yazılması kalmış kitaplara gebeyim. Bazen baş ağrılarımın, beynimdeki doğum sancıları olduğunu düşünüyorum."

"İnsan dostunu düşmanından daha zor affediyor."

''Belki de sevdiğiniz insanları düşünmektesiniz; ama daha derinlere inin... Sonunda, sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz, bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz. Siz arzuyu seviyorsunuz, arzu edilen şeyi değil...''

"Ben de sizin gibi gece korkularıyla boğulurum. Ben de sizin gibi neden korkuların geceleri hüküm sürdüğünü düşünürüm. Bunun üzerine yirmi yıl düşündükten sonra korkuların karanlıktan doğmadığını anladım; korkular da yıldızlar gibi hep oradadırlar, ama gün ışığı onları gizler."

"Kişinin kendisine dışarıdan bakmasını öğrenmesi gerek."

"Yaptığım seçimler başkalarını tutsak ediyorsa ben o özgürlüğü seçemem."

"Acı çeken dostuna dinlenmesi için yer göster. Ama dikkat et yatak sert olsun."

"Kendinden hiç hoşlanmayan pek çok insan gördüm; bunlar önce başkalarının kendileri hakkında iyi düşünmelerini sağlamaya çalışırlar. Bunu başarınca da bu sefer kendileri de kendileri hakkında iyi düşünmeye başlarlar. Ama bu sahte bir çözümdür; bu başkalarının otoritesinin altına girmeyi kabullenmektir. Size düşen görev kendinizi kabullenmenizdir; benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil."

"Yalnız başına ölecek olma düşüncesini üzerimden atamıyorum. Öldüğünüzde, bedeninizin günlerce hatta haftalarca bulunmayacağını, ancak bir gün bir yabancının burnuna gelen iğrenç bir kokuyla keşfedileceğini bilmek nasıl bir şey biliyor musunuz?"

"İnsanlar vedalaşırken genellikle olayın sürekliliğini inkar eden sözler dile getirmeyi severler. Birbirlerinden ayrılırken "tekrar görüşene dek" derler. Yeniden bir araya gelme planları yapmakta çok aceleci davranırlar, fakat unutmakta daha acelecidirler."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder