Hasan Ali Toptaş - Gecenin Gecesi


Kitabın Adı: Gecenin Gecesi
Yazar: Hasan Ali Toptaş
Yayınevi: Everest Yayınları
Basım Yılı: Kasım 2017
Sayfa Sayısı: 86
Hasan Ali Toptaş sevgimi bilen bilir. Her bir kitabını elime aldığımda bilirim ki beni kelimelerin dansı bekliyor. İşte yine bir Toptaş kitabı ve ben yine aynı hislerle başladım kitaba. Yazarın son kitabı olan Gecenin Gecesi bugün blogda bizlerle.

Kitap bu sefer bir sürpriz ile karşıladı okurlarını. İçini açtığınızda sizi Ümit Ünal'ın en az kitabın öyküleri kadar etkileyici olan çizimleri süslemiş her bir noktayı. Beş kısa öyküden oluşuyor kitap, öykülerin kısa olmasına aldanmayın siz, her biri ince ince dokunmuş, düşünülmüş, emek verilmiş cümlelerle dolu.

Kısaca kitaba bakacak olursak, Yatak, Nihat, Fotoğraf, Veysel'in Kanatları ve Şeytan Uçurtması isimli beş öykü var içerisinde. Her biri bir hüzün kokan, her biri anılar arasında seyre daldıran, kelimelerin adeta canlandığı birer dünya olmuş. Toptaş'ın kalemindeki ağır düşsellik tüm öykülerde kendini çokça belli ediyor. Kimine bu anlatım tarzı biraz ağdalı gelse de, ben Toptaş'ın cümlelerinin beni düşler aleminde dolaştırmasından, hayal kurmama müsaade etmesinden büyük keyif alıyorum. Duyularınız ve duygularınız arasında yolculuk yapmanıza olanak tanıyor. 

İlk öykü olan Yatak'ta kahramanımızın çocukluk özlemi ağır basıyor. Nihat'ta ise büyüyememiş bir çocuğun ve annesinin öyküsü bizi bekliyor, hayatta yarım kalan duyguların yarattığı zorluklar Nihat'ta ve annesinde beden buluyor. Fotoğraf isimli öyküde ise eski ile yeni neslin buluşması, kimi insanda yaşlanmışlığın getirdiği ve çaresi olmayan yolun sonu hissiyatını anlatıyor Toptaş bizlere. Veysel'in Kanatları ise kumar masasında geçen bir geceyi, insanın zayıflığını, bencilliğini, var oluşu ile yok oluşu arasında sadece saniler içinde verdiği kararların etkili olabileceğini anlatıyor. Son öykü olan Şeytan Uçurtması'nda ise annesiz olmasının acısını üvey kardeşinden çıkaran bir çocuğun hüznünü anlatıyor.

Bir solukta okunacak, ama derin tatlar bırakacak bir kitaptı...


"Bilip de göz yummak başka, görüp de göz yummak başka. "

"Şimdi sen, öyleyse bütün bunları neden yazdın, diyeceksin belki. Doğrusu, neden yazdığımı ben de bilmiyorum. Demek, yorganı omuzlarıma doğru çekip, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içinde uyuyakalmışım."

"Hiç kendim için ağlayamadım ben."

"Omuzlarıyla kolları karanlıkta erimişti, sadece elleri ve yüzleri görünüyordu çocukların. Onlar da oracıkta beliriveren birer sessizlik lekesi gibi, kendi hareketsizliklerinin içinde ince ince titreşip duruyorlardı."

"Hani, kendim için bir kez ağlayabilsem İstanbul sesim olacak ama ağlayamıyorum."

"Hayatın gözü çocuklarda.. "

" O (annem) gelince İstanbul annem olurdu birden, duvarlar annem, kapılar annem, pencereler annem olurdu. "

"İnsan ölemeyince ölemiyor evladım."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder