Ölümcül Kimlikler - Amin Maalouf


Kitabın Adı: Ölümcül Kimlikler
Orjinal Adı: Les Identités meurtrières
Yazar: Amin Maalouf
Çeviren: Aysel Bora
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Tarihi: Kasım2017 (45. baskı)
Sayfa Sayısı: 133
Bugün blogda normalde okuduğum kitaplardan çok farklı olduğunu düşündüğüm bir Amin Maalouf kitabı bizlerle, Ölümcül Kimlikler. Kitap gerçekten adının hakkını veriyor, bunu zaten yazının detyalarına inince konuşuruz.

Bir öykü ya da roman değil, deneme olarak yazılmış. Yazarı tanıyanların bileceği üzere, Amin Maalouf Lübnan doğumlu olup, 1976 yılında Fransa'ya yerleşmiştir. Üstelik Arap kökenli bir Hristiyan'dır. Anadili Arapça olmasına karşın yazdığı kitaplarda kullandığı dil Fransızcadır. Bu yüzden insanların yaşadığı kimlik çatışmalarına hiç de yabancı değildir, Aksine bu gerçek hayatının merkezindedir. 

Kitabın merkezinde "kimlik" sorunu yatıyor. Aslında bu her birimizin günlük hayatında da sıkça yaşadığı ancak belki de hayatın rutini içinde gözardı ettiği bir gerçek. Küreselleşmenin ve teknolojinin ilerlemesinin etkisi ile eskiden imkansız görünen uzaklıklar şu an bir tık uzağımızda. Bu da farklı dinlerden, dillerden ve ülkelerden insanların eskiye oranla çok daha hızlı bir şekilde bir araya gelmelerine imkan tanımaktadır. Peki bu iyi bir şey mi? Nereden baktığımıza bağlı olarak sanırım bu sorunun cevabı değişir.

Amin Maalouf'un sanırım hayatında kendine en çok sorduğu sorulardan biri "Lüblanlı mıyım, Fransız mıyım?" olmuştur. İnsanın doğup büyüdüğü, özü olan topraklardan kopup, kendine ve kimliğine yabancı bir ülkeye, bir kültüre yerleşmesi ve ömrünün kalanını bu kültüre adapte olmakla, özünü yitirmemek arasında mücadele ile geçirmesi zor olsa gerek.

Peki "kimlik" nedir? İşte Maalouf bu soruyu irdeleyerek başlıyor anlatmaya. Kimliğin sadece bir kağıt üzerinde bize belirtilen üç beş kelimeden ibaret olmadığını, dilimizin, inançlarımızın, tenimizin renginin, mesleğimizin, düşüncelerimizin ve daha pek çok etkenin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan "biz"in asıl kimliğimiz olduğunu söylüyor.  Globalleşmenin de etkisiyle bizi biz yapan tüm bu etmenler dış etkilere karşı her zamankinden daha açık hale geliyor. 

Amin Maalouf'un kendini kelimelerle ifade konusundaki başarısı zaten bilinen bir gerçek. Bir de hayatının gerçeği olan bir konuyu biz okuyucuları ile tartışması ortaya muazzam bir eser çıkarmış. Bu kadar az ve öz bir anlatımla bu kadar çok şeyi karşısındakine aktarabilmesi büyük başarı. Daha ilk sayfalardan insanı içine çeken bir kitap. İnsanı kendini sorgulamaya itiyor, sıkça "ben kimim" sorusunu sorduruyor. Kendi adıma insanın hayata bakışını değiştirebilecek nitelikte olduğunu söyleyebilirim.Okunmalı, okutturulmalı!


"Etnik kıyımlar hep en güzel bahanelere sığınılarak gerçekleştirilir; adalet, eşitlik, bağımsızlık, insan hakları, demokrasi, ayrıcalıklara karşı mücadele..."

"Bir insanı diline bağlayan göbek bağını koparmaya çalışmak kadar tehlikeli bir şey yoktur."

"Kimliğim beni başka hiç kimseye benzemez yapan şeydir. Böyle tanımlandığında kimlik sözcüğü göreli olarak net ve karışıklığa yol açmaması gereken bir kavram."

"Sonunda biz yurttaşların bayrağı kapmaları gerekecek; bizler aynen pandaların ya da gergedanların soyunun tükenmesini önleme konusunda gösterdiğimiz inançla, kaybolma tehdidi altındaki bir dil için entelektüel açıdan, duygusal açıdan ve maddi açıdan seferber olmaya hazır olduğumuzda, kültürel çeşitlilik savaşı kazanılacaktır."


"...her şeyin bir başlangıcı, gelişimi ve sonunda bir bitimi olduğunu hatırlatmak hiçbir zaman yararsız değildir."

"Demokrasinin olmadığı bir laiklik, hem demokrasi hem de laiklik için bir felakettir."

"Başkalarını çoğu zaman en dar aidiyetleri içine sıkıştıran bizim bakışımız ve onları özgür kılacak da gene bizim bakışımız."

"Her insanda zaman zaman kendi aralarında çelişen ve onu yürek burkan tercihlere zorlayan çoklu aidiyetlere rastlanır."

"Çoğunluk yasası her zaman demokrasiyle, özgürlükle ve eşitlikle eşanlamlı olmuyor; kimi zaman zorbalıkla, köleleştirmeyle ve ayrımcılıkla eşanlamlı oluyor."

"Neden insan kültürlerinin çeşitliğine, hayvan ve bitki türlerinin çeşitliliğine karşı olduğumuzdan daha az dikkatli olalım?"

"Çoğu zaman dinlerin halklar üzerindeki etkisine çok fazla yer veriliyor, halkların ve tarihlerinin dinler üzerindeki etkisine ise yeterince yer verilmiyor."

"Benim giriştiğim çabaysa son derece mütevazı: neden bugün bunca insanın dinsel, etnik, ulusal ya da başka kimlikleri adına cinayetler işlediğini anlamaya çalışmak."


"İslam, Hıristiyan toplumlarının hiçbir şeyi hoş görmedikleri bir devirde bir "hoşgörü protokolü" düzenlemişti. Bu "protokol" yüzyıllar boyunca bütün dünyada yan yana birlikte yaşamanın en ileri biçimi oldu."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder