Hüyükteki Nar Ağacı - Yaşar Kemal


Kitabın Adı: Hüyükteki Nar Ağacı
Yazar: Yaşar Kemal
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Yılı: Eylül 2017 (19. baskı)
Sayfa Sayısı: 93
Hani bazı kitaplar vardır, tek bir kelimeyle özetlenebilir. O tek kelime size tüm anlamanız gerekeni fazla fazla anlatır. Hüyükteki Nar ağacını tek bir kelime ile anlat deseler, "Çukurova" derdim.

İlk defa 1982'de yayımlanmış olsa da, Yaşar Kemal'in 1951'de yazdığı, kaybettiği ve yıllar sonra annesinin evindeki bir sandığın içinden naftalin kokuları ile hayatımıza giren bir öyküdür. Üstelik bu hikaye Yaşar Kemal'in yazdığı ilk hikaye imiş ki ben bunu kitap hakkında biraz araştırma yaparken öğrendim. Bu da kitaba karşı bir başka sempati yarttı benim gözümde. Öykü yazıldığı yıllarda, yani 50'lerde Çukurova'da geçiyor. Şu an bizlere ufak bir detay gibi görünen traktör hayatımıza ilk girdiğinde Anadolu'da ne büyük değişimlere yol açmış, kahramanlar üzerinden bunu anlatıyor.

Çukurova'nın sarı sıcak toprakları, yüreği yanık insanları kokuyor kitap. Anadolu insanının çaresizliği, hiçlik içinde küçük bir umuda tutunma isteği dolanıyor sayfalar arasında. Teknoloji yavaş yavaş hayatımıza girmiş ve beraberinde bir çok kolaylığı getirmiştir. Peki insanlar bu kolaylığa hazır mıdır? İşte orası meçhul. Ekmeğini topraktan kazanan Anadolu insanı için bu gelişmeler neler doğurmuştur? Toprak sahiplerinin işleri kolaylaşsa da, toprağı ekip biçen işçier için durum hiç de o kadar hoş olmamıştır. Ne de olsa bileklerinin güçleri, alın terleri, emekleri yerine geçecek bir makina onların hayatlarının orta yerine düşmüş, zaten zor olan yaşamlarını bir enkaz alanına döndürmüştür. Bu enkaz içinde bir kaç arkadaş ailelerini, eşlerii çocuklarını ardında bırakarak "Çukurova berekettir" diye diye düşerler yola. Bilmezler ki insan gücü eskidi gibi kıymetli değildir. Hem sadece traktör müdür onların düşmanı? Peki vicdanlarını yitirmişlere ne demeli? Bilseler başlarına gelecekleri her şeyi ardlarında bırakıp bu yola çıkarlar mıydı? Bilmezlerdi ki Çukurova'nın bereketinden onların payına düşen ekmek kalmadı artık. 

Ümit ederek bir hayalin peşinde heba olmanın hikayesi... Hüyükteki Nar Ağacı...

"Duydum ki Çukurova'ya gidiyormuşsunuz. Aklınıza şaşayım. Ölüme gidiyorsunuz. Maraza gidiyorsunuz. Çukurova bu ! Gel bana sor Çukurova'yı. Benden sor derdini belasını. Deliler! Acınızdan ölün de gene gitmeyin Çukurova'ya.Yazık gençliğinize."

"Çiçeğin kıymetini bal arısı bilir. Her arı çiçek kıymetini ne bilir."

"Toprak senin olursa iyi, elin olursa kul eder işte."

"İte dalanmadansa, çalıyı dolaşmak yeğdir."

"Ben otuz yıldır sürerim bu tarlayı. Her karışında bir okka terim var bu tarlanın."

"Zenginleri kim olsa sever .İş fıkarayı sevmekte."

"Ölüm yokluktan iyi.Sıtma yokluktan iyi.Verem yokluktan iyi."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder