Babaya Mektup - Franz Kafka


 Kitabın Adı: Babaya Mektup
Orjinal Adı: Brief an den Vater
Yazar: Franz Kafka
Çeviren: Regaip Minareci
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yaynları
Basım Tarihi: Kasım 2017
Sayfa Sayısı: 57
Aslında bir nevi Kafka'nın nasıl Kafka olduğunun hikayesini paylaştığı, içini kağıtlara döktüğü ancak hiçbir zaman esas paylaşması gereken kişi ile bunları paylaşamadığı, dramın hikayesi var Babaya Mektup kitabında. Kafka'nın babasına yazdığı ama asla ona ulaştıramadığı mektubun hikayesi.

1919 yılında yazılmış bu mektup. Franz Kafka'nın o yıl tanıştığı ve evlenmek istediği Julie'den babasının itirazları neticesinde ayrılmasından sonra... Bu darbenin ardından belki de kendini ifade edebildiği en büyük silahına sarılır Kafka, kalemine. Gelin bu 57 sayfalık mektubu daha iyi anlamak için önce Kafka'nın hayatına şöyle bir göz atalım.

1883'te Prag'da doğan Kafka, altı kardeşinin en büyüğü olarak dünyaya açar gözlerini. İlk çocuk olması daha doğarken onun omuzlarına ağır bir yük getirecektir. Çünkü sonrasında bebekken ölen erkek kardeşleri ve toplama kampına götürülen kız kardeşlerinin acısını babası bu küçük çocuktan çıkaracaktır. Daha küçük yaşta ailesi özellikle babası tarafından dışlanmış olduğunu hisseden Kafka, içine kapanık yalnız bir genç olarak büyüyecektir.

Baba baskısının yanısıra bir de dünyanın o dönemdeki politik durumu da Kafka'nın hayatında bir kargaşaya neden olmuştur. Kimlikleri arasında sıkışan Kafka, Yahudi kökenli olduğu için Almanlar tarafından dışlanırken, Almanca konuştuğu için de Çekler tarafıından dışlanmıştır. Hem ailede hem de toplumda aradığını bulamayan bu naif adam, çareyi kalemine sarılmakta bulmuş. Günümüzde biz her ne kadar byük beğeni ile okusak da Kafka'nın eserlerini, aslında her bir kelimesi ardında ağır bir dram yatmakta.

Kitabın arka kapağında da yazdığı gibi çağımızın en büyük itiraflarından biri niteliğindeki bu kitapta ise, Kafka babasına neden onun istediği gibi bir insan olmadığını ya da olamadığını anlatıyor. Çocukluğundan başlıyor anlatmaya, babasının bir sözünün, bir bakışının, bir eleştirisinin onun ruhunda açtığı telafisi mümkün olmayan yaralara değiniyor Kafka. Kendisini onun karşısında yetersiz hissetmesine, bu duygu altında ezilmesine değiniyor. Aslında ne istediğine ama neleri bu baskıdan dolayı gönlünce yaşayamadığına. Babasının ona iyilik olsun diye yaptığı ya da yapmasına zorladığı olayların, ruhu ve karakteri ile nasıl ters düştüğüne, her birinin ona nasıl hasarlar bıraktığına parmak basıyor. Yüzyüze veremediği savaşını, kalemi ile vermek istiyor Kafka, ancak bunu yapacak cesareti bile bulamamış olacak ki, mektubu ölümünden yıllar sonra 1953'te gün yüzüne çıkabiliyor anca.

Hem Kafka'nın diğer eserlerini anlamak için, hem de çocuklarımız ile olan ilişkilerimizde doğru bildiğimiz yanlışların bir nebze de olsa farkına varabilmek için mutlaka okunması gereken bir itiraf yazısı!

"Birinin önünde çıkacağı beş alçak merdiven basamağı, bir başkasının önündeyse tek ama o beş basamağın toplamı kadar yükseklikte bir basamak olması gibidir bu; birinci kişi yalnızca bu beş basamağın değil, daha yüzlercesinin ve binlercesinin üstesinden gelecektir, büyük ve çok yorucu bir yaşam sürmüş olacaktır, ancak çıktığı basamaklardan hiçbiri onun gözünde ikinci kişi için o tek, ilk, yüksek, sahip olduğu bütün güçleriyle tırmanılması olanaksız, ne yukarı ve elbette ne de dışına çıkabildii basamağın taşıdığı anlamı taşımın olmayacaktır."

"Senin başkalarına karşı duyduğun güvensizlik bile, bana aşıladığın kendime karşı duyduğum güvensizlik kadar büyük değil"

"Cimrilik derin mutsuzluğun en sağlam belirtilerindendir."

"Tek ihtiyacım olan şey ufak bir cesaretlendirme, arkadaşlık, biraz yoldaşlıktı. Sense her zaman yoluma engeller koydun."

"Benim gözümde, haklılıkları düşünceyi değil kendi şahıslarını baz alan bütün zorbaların sahip olduğu o muamma özelliği edinmiştin."

"Kendimi bildim bileli zihinsel varlığımı ortaya koyabilmek için öylesine derin acılar çektim ki.."

"İki türlü savaş vardır. Biri, bağımsız tarafların güçlerinin ölçüştüğü şövalyece savaştır; herkes kendi başınadır, kendine kaybedip, kendine kazanır.Bir de sokmakla kalmayıp, aynı zamanda hayatta kalabilmek için kan emen haşeratın savaşı vardır."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Comment
    Facebook Comment

2 yorum:

  1. Çok beğenerek okumuştum bunu.... Bugün de Milena'ya Mektuplara başladım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten çok güzel kitaptı. Milena'ya Mektuplar'ı henüz okumadım ama onu da oldukça merak ediyorum.

      Sil