Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç - Hüseyin Rahmi Gürpınar


Kitabın Adı: Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç
Yazar: Hüseyin Rahmi Gürpınar
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Basım Yılı: 2018 (1. baskı)
Sayfa Sayısı: 151
İş Bankası Kültür Yayınları müdavimlerinin iyi bileceği üzere yayınevi yakın zamanda Türk Edebiyatı Klasikleri serisine başladı. Hem günümüz Türkçesindeki dili ile hem de birbirinden güzel kapak tasarımları ile bu serinin de gönlümüzde taht kuracağına şüphem yok. Serinin ilk kitabı ise Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç kitabı oldu. Gelin kitabımıza bir göz atalım.

İstanbul'da geçiyor hikayemiz. 5 Mayıs 1910'da dünyaya çarpması beklenen Halley kuyrukluyıldızı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gündemin bir numaralı konusu olmuştur. Halk galeyana gelmiş, her kafadan çıkan farklı sesler yüzünden insanlar panik halinde olacaklar hakkında yorum yapmaktadırlar. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma alışkanlığını her çağda kendine motto etmiş olan insanların elbette bu bilimsel olay ile ilgili de pek çok öngörüleri vardır. Bir yandan dünya yerlebir mi olacak diye tartışırlarken, bir yandan da birbirlerinin dedikodusunu yapmaktan da geri kalmazlar. Burada da devreye hikayenin geçtiği mahallede yaşayan, batı eğitimi örmüş ancak nev-i şahsına münhasır diyebileceğimiz bir karaktere sahip olan İrfan Bey girer. Kadın düşmanı olarak nam salmış bu zat-ı muhterem, bir nevi kadınlardan kendi çapında intikam almak adına, mahallenin tüm kadınlarını toplayıp onlara bu eşsiz olay hakkında konferans vermek ister. Her kesimden bir çok kadının bir araya geldiği bu konferanslar sırasında İrfan Galip gizemli bir kadından mektup almaya başlar. Kadınları korkutmayı amaçladığı bu konferans silsilesinde kendi kazdığı tuzağa düşerek hiç görmediği mektup arkadaşına aşık olan irfan Galip'in hikayesinin devamı kitapta.

Öncelikle kitabın diline değinmek istiyorum. Yazıldığı orjinal hali ile okumadım, ancak günümüz Türkçesi ile okuduğum bu halinin anlatımına hayran kaldım diyebilirim. Konu anlatımı çok akıcı, üstelik okuduğunuz her cümle gözünüzün önünde adeta bir film izler gibi canlanıyor. Ayrıca, mizahi yönü çok güçlü bir kitap. 1900'lerin başında insanların evlilik kurumuna bakışlarını, mahalle kültürünü, toplum ve aile yapısını bolca anlatıyor bizlere. Bunun yanı sıra toplumda kadının yerine çok yerinde dokunmalarda bulunuyor. Dönemin insanlarının kadına bakış açısını İrfan Bey üzerinden anlatırken, gizli mektubu kaleme alan kadın ile de feminizme göz kırpan bir eser çıkmış ortaya.

Açıkçası daha ağır bir eser beklerken, bu kadar keyifli bir hikaye okumuş olduğum için çok mutlu oldum. Oldukça beğendiğim ve tavsiye ettiğim bir kitap :)

"Doğacak evladını hayatın nimetlerine erdirmek için zamanın gelişmelerine uygun mektep hazırlamayı bile düşünemeyen bir miletin kahır ve sefalet içindeki nüfusunu arttırmaya hizmet insanlığa hayırseverlik etmek midir?"

"Meşrutiyetin ilanından beri kardeşlik, eşitlik var diye bar bar bağırıyoruz. Lakin en adi bir temsil için gelenlerden beşer onar kuruş alıyoarlar. Bu parayı vermeyen oyunu seyredemiyor."

"Bu memlekette kızlar için ayıp olmayan ne var acaba?"

"İtirafı zor olan hakikatlerin saklanması daha zordur."

"Meğerse ademoğlu hileden ibaretmiş. Dost sıfatını hak eden iki fert bulmak hemen hemen imkansız görünüyor, bu kelime manasız bir söz gibi kalıyordu. Bu kadar düşmanlık eden insanların nasıl olup da birbirlerinin mahvetmeyerek asırlardan beri bir arada yaşayabilmiş olduklarına hayret ettim."

"İnsan bir kabahati tabiata yüklemekle ondan sıyrılmış mı sayılır?

"Bende her zaman hayatı küçümseme hastalığı vardı. Meğerse o yiğitlik, gençliğimin dolayısıyla ölümü kendinden pek uzak görmeden doğan aldatıcı bir cesaretmiş. Şimdi lüm ile şakasız karşı karşıya gelince korkudan titriyordum."

"Hayalin lezzeti hakikate dönüşmesinde değil, o ilk şeklini daima korumasında imiş."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder