Damızlık Kızın Öyküsü - Margaret Atwood


 Kitabın Adı: Damızlık Kızın Öyküsü
Orjinal Adı: The Handmaid's Tale
Yazar: Margaret Atwood
Çeviren: Sevinç Altınçekiç/Özcan Kabakçıoğlu
Yayınevi: Doğan Kitap
Basım Tarihi: 2018 (12. Baskı)
Sayfa Sayısı: 384
Kitap arka kapağındaki bir cümle ile vurdu beni, "biz iki bacaklı rahimleriz, hepsi bu.". Bu kadar derin manalar içeren bir cümleyi içerisinde barındıran bir kitabın da çok ilginç olacağına inanmıştım, yanılmadım! Distopya severleri yazının devamına alalım!

Şimdi şunu hayal etmenizi istiyorum. Evlisiniz, kocanız ve çocuğunuzla sıradan bir yaşam sürüyorsunuz. Sabah kalkıyorsunuz, her zamanki gibi hazırlanıp evden çıkıyorsunuz, işe gitmeden önce markete uğrayıp bir paket sigara alıyorsunuz ama kredi kartınız çalışmıyor. Bir tuhaflık sezseniz de meseleyi uzatmayıp işe gidiyorsunuz ama işyerinizde siz de dahil olmak üzere tüm kadın çalışanların çıkarıldığını öğreniyorsunuz. Önce çok da ciddi görünmeyen bu kısıtlamalar kısa süre sonra size hayatı zindan edecek bir yapıya dönüşüyor. Ülke çeşitli saldırılar sonunda teokratik bir rejimin başı çektiği bir yönetim biçimine doğru savrulmuştur. Üstelik çeşitli hastalıklar ve radyasyon gibi etkenler nedeni ile doğurganlık oranı ciddi biçimde düşünce, yönetim çareyi damızlık kızlarda yani iki bacaklı rahimlerde bulur. Artık doğurgan tüm kadınların tek amacı üst düzeyde çalışan erkeklere (evli dahi olsalar) çocuk doğurmak, yani bir nevi seks kölesi olmak. Kadının adının esamesinin okunmadığı bu toplumda damızlık kadın olarak hayatta kalmaya çalışan bir kadının kendi öyküsünü kendi ağzından dinlediğimiz bu kitap beni oldukça derinden etkiledi. Ayrıca henüz izlemeyenler için de (bkz:ben) dipnot, kitabın dizisi de var!

Yer yer konunun biraz fazla uzatıldığını hissetsem de kitaba genel anlamda hayran kaldım. Yakın bir gelecekte geçen bu distopya, aslında hayatımıza hiç de uzak değil. Hatta kişisel kanım, bu hayatı yaşayan pek çok kadın olduğu yönünde; söz hakkı olmayan, ev işi yapmak ve çocuk doğurmak dışında erkeğin gözünde bir işlevi olmayan, çocuk doğuramazsa ve hatta kimi zaman doğursa bile üzerine kuma olarak başka kadınların getirildiği ve bu kadınların birlikte yaşamak zorunda bırakıldığı hayatlar azımsanamayacak kadar çok. Bunları düşününce acaba bizlerin "distopya" diye nitelendirdiği bir öykünün pek çok kadının hayatının gerçeği olduğunun farkına varmak, beni hem üzdü hem de farkındalığımı arttırdı. Bizden çok mu uzak bu distopik öykü? Yine arka kapağında yazdığı gibi, "Anlatılan bizim hikayemizdir!".


"Hiçbir şey bir anda değişmez: derece derece ısınan bir küvette farkına varmadan haşlanarak ölürsünüz."
"Duygularını dizginleyemezsin, demişti Moria bir zamanlar, ama davranışlarını kontrol edebilirsin."

"İşte, yaptıkları şeylerden biri bu. seni öldürmeye zorluyorlar, kendi içinde."

"Daha iyi asla herkes için daha iyi demek değildir, diyor. Kimileri için daha kötü demektir, her zaman."

"Sıradan olan, derdi Lydia Teyze, alıştığınız şeydir. Bu size şimdi sıradan görünmeyebilir, ama bir süre sonra öyle görünecektir, sıradan olacaktır."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder