Ve Dağlar Yankılandı - Khaled Hosseini


 Kitabın Adı: Ve Dağlar Yankılandı
Orjinal Adı: And The Mountains Echoed
Yazar: Khaled Hosseini
Çeviren: Püren Özgören
Yayınevi: Everest Yayıncılık
Basım Tarihi: Ocak 2017(midi boy)
Sayfa Sayısı: 424
Kimi yazarlar vardır ya hani, kalemleri ile yüreğinize işler, yazdığı kelimeler sizi alıp o hikayenin geçtiği döneme götürür, işte Khaled Hosseini de bu yazarlardan biri benim gözümde, o yüzdendir ki Ve Dağlar Yankılandı kitabını okurken yazarın kredisinin bende çok olduğunu göz önüne alıp kendi çapımda yapacağım eleştriyi biraz daha hafif tutacağım. Ama öncelikle kitabın konusuna bakalım.

1950'li yıllarda Afganistan'ın küçük bir köyünde başlıyor hikayemiz. Abdullah ve kardeşi Peri çıkıyor karşımıza. Anneleri Peri'yi doğururken ölünce, üvey anne ile hayatlarını sürdürüler. Bu ik ikardeş birbirlerine eşsiz bir sevgi ile bağlıdırlar. Ne var ki geçinmekte zorluk çeken aile çareyi Peri'yi evlat edindirmekte bulur. Küçük olan Peri bir süre sonra asıl ailesini unutsa da, Abdullah'ın yüreğindeki yara bir ömür onunla kalacaktır. Buradan sonra ise dünyanın farklı coğrafyalarında Peri ve Abdullah'ın hayatına dokunan herkesin hikayesi aslında.


Kabil'de başlayan hikayemiz dünyanın farklı ülkelerinde, farklı şehirlerinde devam eder. Peri büyür, okur, meslek sahibi olur. Kendi ailesini kurar, kendi seçimlerini yapar, ama tüm bunların ardında ona sunulandan başka bir hayatının olduğunu en derinlerinde hisseder. Biz okurlar da merkezinde Peri'nin olduğu ama pek çok insanın hayatına dokunan bir öyküyü Hosseini'nin kaleminden dinleriz.

Uçurtma Avcısı ile çıtayı çok yukarılara çeken Hosseini'den yine aynı vuruculukta bir hikaye bekliyordum. Dili oldukça akıcı, kendini okutan bir kitap. Ancak Uçurtma Avcısı'nı okuduktan sonra bende bıraktığı izin yakınından yöresinden geçmiyor. Öncelikle karakter sayısı çok fazla, bu biraz takip ederken insanı yoruyor. Ana karaktere odaklanmaktan öte her birinin hayatına şöyle bir dokunuyor izlenimi bırakıyor insanda. Sanki aynı anda pek çok mesaj vermek istemiş ama her birini anlatacağım derken hepsi havada kalmış gibi. Biraz tamamlanmamış izlenimi bırakıyor insanda. Bu yüzden de dilinin akıcılığından ötürü kendini okutsa da, hikaye insanı yakalıyor, sarıyor diyemiyorum. Kesinlikle okumalısınız diyebileceğim bir kitap olmadı.


"Kültür bir evse, dil de ön kapının ve içerideki bütün odaların anahtarıdır."


"İkimizin, rüzgarla kilometrelerce uzağa savrulan ama her ikimizi de döken ağacın iç içe geçmiş, derin kökleriyle birbirine sıkı sıkıya bağlı iki yaprak olduğumuzu hayal ederdim."

"... Eğer bir dileğin varsa, dedi, ağacın karşısına diz çöküp dileğini fısıldamalısın. Ağaç dileğini gerçekleştirmeye karar verirse, başına tam olarak on tane yaprak döker."

"Birileri tarafından, cinsellikten korunup kollanmam gerektiğini söyleyen tavra öfkeliydim. Kendi bedenimden bile korunmam gerekiyordu. Çünkü ben bir kadındım."

"Sevecenlik bir insanın asla pişman olmayacağı tek şey. Yaşlandığında kendine kesinlikle şöyle demezsin: Ah, keşke şu kişiye iyi davranmasaydım."

"Bazı insanların mutsuzluğu, diğer insanların aşkı hissettiği gibi hissettiğini biliyorum artık: mahrem, yoğun ve karşılık beklemeksizin."


"Onunki, gözleri karıncalandıran bir güzellikti."

Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder