Yaprak Fırtınası - Gabriel Garcia Marquez



 Kitabın Adı: Yaprak Fırtınası
Orjinal Adı: La Hojarasca
Yazar: Gabriel Garcia Marquez
Çeviren: İnci Kut
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Tarihi: 2017 (18. Baskı)
Sayfa Sayısı: 127

Bir dargın bir barışık ilişkim olsa da kaleminin gücünün önünde saygıyla eğildiğim Marquez'in en son okuduğum kitabı olan Yaprak Fırtınası blogda bizlerle!

Uzun bir öykü kitabı Yaprak Fırtınası. Benim gibi öykü sever bir insan için bulunmaz bir nimet bu açıdan, roman yerine öykü okumaktan daha çok hoşlanan bir insanım, sanırım bu biraz da kısa kısa yazılar ile vuruculuğu yakalayabilen yazarlara olan saygım ve hayranlığımdan ileri geliyor. Neyse konuyu çok dağıtmadan Yaprak Fırtınası'na şöyle bir göz atalım.

Yukarıda da belirttiğim gibi kitap uzun bir öykü. Ama öykü denince ben otururum bunu bir solukta okurum diyebileceğiniz cinsten değil. Aksine biraz ağır, okurken insanı yoran ama bir o kadar da kendini sevdiren, içinde bir derinlik barındıran bir kitap. 1955 yılında kaleme almış Marquez öyküyü. Ancak kendisinin edebi hayatının ilk önemli eserlerinden biri olarak nitelendirilmektir. Daha yayımlanan ilk öyküsü ile aslında ne kadar büyük bir usta olacağını da göz önüne sermiş adeta. 

Üç kişinin gözünden görüyoruz olan biteni, üç kişinin düşüncelerinde dolaşıp, her birinin bakış açısından dinliyoruz. Adeta içinden bir fırtına geçmiş de insanlar ve hayatın kendisi bir kenara savrulmuş olan bir kasabadayız. Yıllar önce kasabaya yerleşen, tabiri caiz ise adeta çöreklenen, bir doktor ölür ve ardından kendisinden nefret eden bir kasaba dolusu insan bırakır. Böyle bir kimsenin de cenazesini kaldırmak isteyen çıkmayınca, yıllar önce verdiği sözü tutmayı kendine vazife sayan bir emekli albay cenaze ile ilgilenmek için evine gider. Ancak giderken yanına kızını ve torununu alır. İşte biz de albay, kızı ve torununun gözünden hem cenazeyi, hem de kasaba ve ölen doktorun çeyrek asırlık öyküsünü dinleriz.

Hareketli, sürükleyici, okurken acaba ne oldu dedirten bir kitap değil, ancak içerisinde değişik bir şey var sizi kendisine bağlayan. Bana göre karakterlerin kendi içerisinde geçmişten hatırladıkları anılarda yüzmeleri ve monolog ağırlıklı olması beni sardı. Sonu olan öykülerden değil Yaprak Fırtınası, daha çok psikanaliz tadında. Herkesin seveceğini düşünmesem de benim beğendiğim kitaplar arasına girdi!



İnanın ben tanrıtanımaz değilim, albayım. Olan şu ki, Tanrı' nın var olduğunu düşünmek, var olmadığını düşünmek kadar rahatsız ediyor beni. Bu yüzden bunu hiç düşünmemeyi yeğliyorum.


"Her ne olacaksa, zaten olması gerekiyor demektir."


"Bilirsiniz ya insanlar din adamlarına gösterdikleri saygıyı gazilere göstermezler."

"Ben ölülerin uyuyan sakin bir insana benzediğini sanırdım, şimdiyse bunun tam tersi olduğunu görüyorum. Uyanık ve sanki bir kavganın ardından öfkeye kapılmış birine benzediğini görüyorum."

"Tüten bir baca kadar hayatı haber veren ne olabilir ki?"

"Bu dünyada insan harabesinden daha korkunç bir şey yoktur."


Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder