12 Yıllık Esaret - Solomon Northup

 Kitabın Adı: 12 Yıllık Esaret
Orjinal Adı: 12 Years a Slave
Yazar: Solomon Northup
Çeviren: Seçil Ertürk
Yayınevi: Zodyak Yayınları
Basım Tarihi: 2014 
Sayfa Sayısı: 250

Solomon Northup'un kendi hayat hikayesini anlattığı kitap olan 12 Yıllık Esaret bugün bizlerle. Ben kitabı Zodyak Yayınları'ın çevirisinden okudum, bununla alakalı da söyleyeceğim bir kaç şey var ama onu yazının sonuna bırakarak, bu çok sarcısı kitabın konusuna bir göz atalım istiyorum.

Solomon Nurthup 1800'lü yılların ortasında Newyork'ta eşi ve çocukları ile yaşayan özgür bir siyahidir. Özgür olmasını neden dile getiriyorum, çünkü o dönemlerde Amerika'da insanlar derilerinin renkleri nedeni ile köle olarak satın alınıyorlardı. Böyle bir zamanda özgür bir siyahi olabilmek, sanırım o insanlar için en büyük nimetti. Ailesinden sonra en büyük aşkı kemanı olan Northup, geçimini müzik ile sağlıyordu. Hayatını adadığı müziğin, onu köleliğe götüren yola da adım atmasına ön ayak olacağını nereden bilebilirdi?  Solomon'ın yeni tanıştığı ve ondan müzik yapmak için Washington'a gelmesini istediği iki adam, bu özgür siyahinin hayatını kökünden değiştirecektir. Kaçırılmış, özgürlük belgeleri elinden alınmış, işkence görmüş ve köleliğin revaçta olduğu güney çiftliklerine götürülmüştür. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere özgürlüğüne, ailesine kavuşmak için 12 yılını cehennemde geçiren Solomon'un bu süreçte yaşadıklarının hikayesi kendi kaleminden bizlere anlatılmıştır. (bir de dip not, Solomon kölelikten kurtulup özgürlüğünü tekrar kazabilen ender insanlardan biri)

Kölelik hayatı boyunca nelere şahit olmamıştır ki Solomon; işkence, acı, psikolojik şiddet... Kitap boyunca sadece Solomon'un değil, birlikte satıldığı diğer kölelerin de hayatlarından kesitleri okuruz. Her birinin hayatının ardında türlü acılar saklanmış insanlar... Aklım almıyor sadece derisinin renginden dolayı insanlığa bu kadar şiddet uygulanmasını. İnsanlık tarihine silinmeyecek bir leke, bir utanç kaynağıdır bu kölelik sistemi. Bence kişinin insanlığını sorgulaması için muhakak okuması gereken kitaplardan biri! Ancak! 

Yazının başında bahsettiğim çeviri hususuna gelirsek. İlk defa bir kitap çevirisi için bunu söyleyeceğim, ama yayınevi hiç mi kontrol etmedi baskı öncesi kitabı! Bu kadar imla ve yazım hataları bir kitapta nasıl bir araya gelebilmiş. Üstelik kitabın ilk baskısı 2014, üstünden 4 yıl geçmiş, hiç mi geridönüş almamış yayınevi bu konuda. Okurken o kadar rahatsız etti ki bu hususlar beni, kitabın konusuna (çevirisine değil) hayran kalmamış olsam yarısına gelmeden bir kenara bırakırdım.

Kitapta yazmasada, Solomon'un özgürlğünü elde ettikten sonra neler yaptığından da kısaca söz edelim istiyorum. 1841 yılında başlayan esareti, 12 yıl sonra 1853 yılında sona ermiş ve Solomon ailesine kavuşmuş. Aynı yıl paylaşmış olduğum bu kitabı yazmış ve yaşananları insanların öğrenmesine ön ayak olmaya çalışmış. Ayrıca Amerika'nın kuzey doğusunda kölelik karşıtı konferanslar vererek, yaşananların tüm çıplaklığı ile öğrenilmesi ve bu insanlık dışı uygulamanın son bulması için çalışmış. Yaklaşık 200 yıl süren kölelik sisteminin 1860'larda kalktığını düşünüldüğünde, ne kadar insanın hayatının ne kadar saçma sapan nedenlele heba edildiğini düşünmek bile insanlığımdan utanmam için yeterli oluyor...

Muhakkak okuyun, hatta filmini de izleyin, ama mümkünse başka bir yayınevinden okuyun :)

"Ben hayatta kalmak istemiyorum,ben yaşamak istiyorum."

"Refah zamanında ve onu yaralayacak ya da korkutacak bir şey olmadığında Tanrı'yı hatırlamaz. O'na karşı gelmeye bile açık olurdu insan. Ama onu tehlikenin ortasına koy, kimsesiz biçare bırak, mezarını gözleri önünde kaz; o zamam, o musibet anında inanmayan adam Tanrı'nın koruyucu kollarından başka umut, sığınak veya emniyet olmadığı için O'ndan medet umardı."

"Bir insan mahkemesi onun kaçmasına izin verdi ama yanlış beyanın kabul edilmediği daha başka, daha yüce bir mahkeme daha var ve ben oradaki duruşma için hazırım."

"Ah! Işte o zaman köleliğin yükü çok ağır gelmişti. Günbegün çalışmalı, kötü muamelelere, azarlamalara, alaylara katlanmalı, sert zeminde uyumalı, mümkün olan en cüzi meblağla geçinmeli ve tüm bunlar yetmiyormuş gibi, korkusunu sürekli içimde hissettiğim gözü dönmüş bir alçağın kölesi rolünü oynamalıydım! Neden tanrı bana seveceğim ve uğuruna yaşamak isteyeceğim çocuklar vermeden önce, genç yaşlarda ölmemiştim? Ne büyük mutsuzluk ve acıları önlemiş olurdu! Özgürlük diye iç çektim ama kölelik zincirleri etrafımdaydı ve çıkarıp atamıyordum"


Keyifli okumalar =)

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder