Tek Ses İçin - Susanna Tamaro


 Kitabın Adı: Tek Ses İçin
Orjinal Adı: Per Voce Sola
Yazar: Susanna Tamaro
Çeviren: Semin Sayıt
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Tarihi: 2002 (8. baskı)
Sayfa Sayısı: 160
Bugün beni oldukça etkileyen bir öykü kitabı olan Tek Ses İçin blogda bizlerle. Sussanna Tamaro'ya ait bu 160 sayfalık kendi küçük ama içi dopdolu eser, son zamanlarda en çok etkilendiğim öykü kitaplarından biri oldu diyebilirim. Gelin kitaba birlikte göz atalım.

Tek Ses İçin, içinde kitaba adını veren öykünün de bulunduğu beş hikayenin bir araya gelmesi ile oluşuyor. Ayrıca yazarın ilk kitabı olması sebebi ile de ayrı bir öneme sahip. Ben daha önce Susanna Tamaro'nun kitabını okumamıştım ancak bu kitaptan sonra kalanlarını da okuyacağımdan eminim. Hikayelere kısaca göz atalım istiyorum.

İlk hikayemizin adı "Öyle Bir Çocukluk", babasını hiç tanımamış olan Giovanni'nin hikayesini anlatıyor. Yalnız bir çocukluk geçiren Giovanni'nin hayatı, annesinin evlenip kendisinin yatılı okula gönderilmesi ve burada başına gelenler nedeni ile çok farklı yollara savrulur. Üstüne bir de kardeşi olunca ailesinde artık yerinin olmadığını anlayan Giovanni, başarılı bir insan olabilecekken, bambaşka birine dönüşür.

İkinci hikayemiz olan Karlar Altında, kendinden yaşça büyük bir adamdanhamile kalan ancak ailesinin çocuğu istememesi ve sevgilisinin de ortadan kaybolması üzerine çocuğundan vazgeçmek zorunda kalan Emanuela'nın hikayesi. Elinde oğlundan geriye kendi ördüğü mavi bir elbise kalan Emanuela, yıllar sonra oğlunun izini bulur. Peki Emanuela oğlu ile tanışacak cesareti kendinde bulur mu derseniz o da kitapta gizli.

Üçüncü hikaye kitaba adını da veren Tek Ses İçin isimli öykü.  Artakalanlar isimli programın yapımcısı olan gazeteciler, yaşlı bir kadının karşısındadırlar ve onun hayatından artakalanların hikayesini anlatmasını isterler ondan. Oysa sırtında tonlarca ağırlık yapan anıları biriktirmiş biri için bunları anlatmak oldukça zordur. Aralarında zaten zor bir ilişkisi olan kızını dakaybetmiştir. Biz de bu kadının hayat hikayesine misafir oluruz.

Dördüncü hikayemiz ise Yine Pazartesi isimli öyküdür. Avukat bir adam ve yazar bir kadın tarafından evlat edinilen ve onlar tarafından büyütülen Dorrie'nin bri yanı gerçek anne babasını bulma isteği ile eksik kalmıştır hep. Bu yüzden içine kapanık bir çocukluk geçirmiştir. İyi niyetli olmalarına karşın üvey ailesinin davranışları Dorrie üzerinde büyük tahribata yol açar. Bu hikayede de Dorrie'nin yaşadıklarını dinleriz.

Beşinci ve son hikaye olan Love ise çingeneler tarafınadn büyütülen ve dilencilik yapmak zorunda bırakılan Vesna'nın öyküsü. Ailesi tarafında istenmeyeni iki battaniyeye karşılık çingenelere satılan, şiddet gören, tecavüz edilen bu kız çocuğu; aşkı bulduğunu sandığı bir adama sığınır. Hayal kırıklıkları arasında tek tutunacak dalı henüz kendi çocukken karnında büyüttüğü bebeği olsa da, hayatın ona hiç de hayallerindeki gibi güzellikler sunmayacağı gerçeği ile yüzleşir...

Her biri içinde bir çocuğun yıkımını barındıran bu öyküler, okurken çoğu insanı rahatsız edebilecek nitelikte. Güzel sonları geçtim, içerisinde umuda dair en ufak bir kırıntı bile barındırmayan, oldukça karamsar hikayeler. Ama bu onların gerçekçi olduğu gerçeğini değiştiriyor mu?  Hayır... Kim bilir dünyanın hangi köşesinde kaç çocuk bu kitapta anlatılan fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor... Kitapla ilgili olumsuz tek söyleyebileceğim şey çevirisi ile alakalı. Her sayfada defalarca tekrarlanan "salt" kelimesi o kadar rahatsız etti ki, çevirmenin bu kelime ile bir alıp veremediğinin olduğunu düşündüm açıkçası. Kitabın editörünün de mi gözüne çarpmadı acaba 160 sayfalık bir kitapta onlarca defa tekrarlanan salt kelimesi, bilemiyorum. Yine de sarsıcı bir kitapokumak isteyenler için şiddetle tavsiye ederim!

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder