On İki Gün - Debbie Macomber


 Kitabın Adı: On İki Gün
Orjinal Adı: Twelve Days of Christmas
Yazar: Debbie Macomber
Çeviren: Meliha Oral
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
Basım Tarihi: Ocak 2018 (1. baskı)
Sayfa Sayısı: 230

2019'a girdiğimiz şu günlerde dışarıda lapa lapa kar yağarken, sıcacık evimde elimde kahvem, üzerinizde battaniyem ile yılbaşı ruhuna yaraşır bir kitap okudum diyeceğim ancak İstanbul'da havalar malum, bu taraflarda kardan eser yok henüz :( Yağmurlu bir günde okunmuş sıcak bir kitap ile başlangıç yaptım bu yıla. Debbie Macomber'den On İki Gün.

Yılın ilk kitabı için okuması oldukça kolay bir kitap seçmek istedim. Normalde pek tarzım olmayan, içerisinde bol bol sevimlilik içeren sahneler olan bu kitap, tam da istediğim etkiyi yarattı üzerimde. Bir günde okunup bitirildi, yıla tatlı bir başlangıç yapıldı. O zaman gelin sizi de bu hikayeye dahil edeyim.

Sosyal medya alanında bir iş sahibi olmak isteyen Julia'nın karşısına kendisi için çok cazip bir iş teklifi çıkar. Ancak adaylar arasından bir kişi ile son ikiye kalır. Kimin seçileceği ise bir blog yarışmasına bağlıdır. Tüm bu stresinin arasında bir de fazlası ile yakışıklı ancak bir o kadar da aksi olan ve insanlar ile iletişime geçmeyi reddeden Cain karşısına çıkar. Peki Julia Cain'in bu aksi halinden korkup onu kendi haline mi bırakacak? Yoksa yılbaşı zamanı iyiliğin daha da arttığı günlerde, komşusunu "iyilikle öldürecek" mi? İkili arasında başlayan enteresan hikayeyi Julia'nın blogundan takip etmek isterseniz sizi kitaba alalım:)

En başta da dediğim gibi aslında pek benlik kitaplar değildir, ama senede 2-3 defa kendimce mola verebilmek adına muhakkak okumaya çalışırım Debbie Macomber tarzı yazarların kitaplarını. Fazla tozpembe çizilmiş hikayeler gerçeklikten uzak gelse de, bazen insan içini ısıtacak şeyler arıyor, işte bu kitap da benim için bu özelliği taşıyan kitaplardan biri oldu. Zaten romantik diyebileceğimiz türdeki bu kitaplardan hoşlanıyorsanız tam sizlik, ancak eğer benim gibi nefes almalık bir şeylerin arayışında iseniz, benden size tavsiye, On İki Gün'e bir şans verin :)

"Sevdiğin birini kaybettikten sonra hiçbir zaman tamamen iyileşemesen de alışıyorsun bir süre sonra. Hayatımdaki bu kara deliğin etrafında yaşamayı öğrendim sayılır."

"Seni düşünmekten uyuyamıyorum,"dedi Cain sesi boğuk ve sabırsızdı."Dün gece nihayet uyuyabildiğimde aklımda sen vardın ve bu sabah alarm çaldığında düşündüğüm ilk şey sendin.Seni görmek,seninle kahve içmek için sabırsızlandım ve seninle tekrar görüşme fırsatı edinene kadar geçecek süre beni şimdiden endişelendiriyor.Neredeyse bir gecede,çok iyi koruduğum dünyamın her köşesini işgal ettiğini anladım." diye sözlerine devam etti Cain."Bundan hiç hoşlanmıyorum.Sana ihtiyaç duymak istemiyorum ama ihtiyaç duyduğumun farkındayım ve bu beni rahatsız ediyor."

"Onun bir suçlu olduğunu düşünmek biraz abartılı olabilirdi ama komşusuna karşı, Julia’nm hiç de sıcak duygular beslemediği kesindi. “Eğer sorun buysa, bence onu öldürmeksin,” diye önerdi Cammie. Julia’nın nefesi kesildi. En yakın arkadaşının böyle bir şeyi ima etmesine bile inanamıyordu. “Onu iyilikle öldür,” diye detaylandırdı Cammie."


Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder