İvan İlyiç'in Ölümü - Lev Tolstoy


 Kitabın Adı: İvan İlyiç'in Ölümü
Orjinal Adı:  Smert İvana İlyiça
Yazar:   Lev Tolstoy
Çeviren: Nihal Yalaza Taluy
Yayınevi:  Can Yayınları
Basım Tarihi:  Ekim 2017 (11. baskı)
Sayfa Sayısı:  85
Yine zamansız kitaplardan birini okudum diyebilirim :) Hangi devirde olursa olsun okuayana aynı tadi vereceğini düşündüğüm, Tolstoy'a ait Ivan Ilyiç'in Ölümü kitabı bugün blogda bizlerle.

Adından da anlaşılabileceği üzere konumuz İvan İlyiç isimli karakterimizin ölümü. Yani sonu başından belli olan kitaplardan biri. Ancak başı ile sonu arasındaki yolculukta bize hissettirdikleri muazzam. Hayatın eng erçekçi duygularından biri olan ölüm, bu kitabın tamaına sirayet etmiş durumda. Tabi genelde ölümü içeren kitaplarda, insanların sevdikleri birini kaybetmelerinin ardından hissettikleri anlatılırken, bu kitapta günden güne ölmek üzere olduğunun farkında olan İvan İlyiç'in hissettiklerini okuyoruz. 

Kahramanmız İvan İlyiç, yüksek rütbesi olan bir yargıçtır. Oldukça sağlıklı bir hayat sürmesine karşın günün birinde başına gelen ufak bir kaza, onu günden güne ölüme sürüklemektedir. Önce hafif sızılar, sonra ardı arkası kesilmeyen sancılar, dindirilemeyen ağrılar derken, kendini hasta yatağında ölümü beklerken bulur. Nihai sonu beklerken de ardına dönüp geçirdiği günleri düşünürken, pişmanlıklar peşpeşe gelir. Boş bir hayat sürüş olduğunun farkına vardığı o ilk an ruhunun çektiği acı, o güne dek ölümün getirdiği fiziksel acıdan kat kat üstündür. Eğitim ve meslek hayatındaki başarıları, kazandığı servet, her bir eşyasını tek tek özenle seçtiği evi o an gözüne bir hiç olarak görünür. Asıl mutluluğun bunlarda olmadığını farkettiğinde ise artık çok geçtir.

Kısa ama sarsıcı, anlamak isteyen için de bir çok ders içeren bir kitap!


"Ya gerçekten bütün hayatım yanlışsa?"



"Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altında çekilip gidiyordu. Madem öyle, ölmeye hazır ol!"

" Üç gün boyunca gece gündüz acılar içinde kıvranmak, sonra da ölüm... Bu her an benim de başıma gelebilir..."


"Ölüm uçurumun kenarında yalnız başına, yanında bir anlayıp acıyanı olmadan böyle yaşamaktı kaderi..."


"Ne bu şimdi? Ne için bütün bunlar? Olacak şey mi! Böylesine anlamsız ve iğrenç olabilir mi hayat? Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek?..."

"Hayat gitgide artan acılar demek; artan bir hızla en dibe, en korkunç acılara doğru uçmak demekti."İşte ben de uçuyorum..."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder