Uçurtmayı Vurmasınlar - Feride Çiçekoğlu


 Kitabın Adı: Uçurtmayı Vurmasınlar
Yazar: Feride Çiçekoğlu
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Yılı:  1990
Sayfa Sayısı:  102
Bugün çok özel bir kitapla buradayım, Uçurtmayı Vurmasınlar. Kimilerinizin filminden belki aşina olduğu hikayeyi gelin bir de kitabından dinleyelim.

Barış'ın kelimelerinden bir döneme ayna tutan bir hikaye bizlerle. 102 sayfada minik bir çocuğun berrak ruhundan 12 Eylül darbesinin ardından yaşananların başka boyutunu gösteriyor Çiçekoğlu bizlere.

Mahkum olan annesi ile birlikte hapishanede yaşayan ve o küçük dünyasında en sevdiği insanlardan biri olan İnci'nin tahliye olmasının ardından ona gönderilmesi için yazdığı mektuplardan oluşan bir derleme sunuyor kitap.

Barış küçücük...Dünyası küçücük... Ama kalbi de ruhu da kocaman. Kafese koymuş olsalar da o çocuk bedenini, özgürlüğüne engel olamadıkları aklı ile belki biz büyüklerin bile görmemekte ısrar ettiği şeyleri yüzümüze vuruyor kitapta. Farklı suçlardan da olsa aynı koğuşu paylaşıp kader ortaklığı yapan kadınların dünyalarında umuda dair tek şey belki de Barış. Onları içinde bulunan zor koşullardan belki de kısa bir süreliğine de olsa uzaklaştırabilen masumiyet simgesi Barış. Ama Barış'ın ruhu da İnci ablasının tahliye olması ile onulmaz bir yara alır. Ona olan hasretini, hapishanede olan biteni anlatan mektuplar ile azaltmaya çalışır. O mektuplarda biz de koca bir dünya buluruz kendimize sorgulayacağımız. Darbe sonrası ülkenin içinde bulunduğu durumdan bize bir kesit sunan bir incecik baş yapıt, muhakkak hepimizin okuması gereken bir eser!

"Sen Filiz'i tanımazsın. (...) Kitap okuduğu için getirmişler. Hani kitap okumak güzeldi. Ben buradan çıkınca kitap okursam beni yine getirirler mi?"

"Yine akşam oldu işte. Hiç sevmiyorum akşamları. Gün batarken sayıyorlar bizi. İçeri sokuyorlar sonra. Kapıyı da kilitliyorlar üzerimizden. Koğuştan avluya açılan demir kapıda minicik bir mektup deliği var. En son Safinaz'la ben kalırız o deliğin başında. Boşalan avluya bakarız bir süre. Gardiyanlar avlu merdivenlerini çıkıp idareye giden dış kapıyı da kapatırlar. Akşamı götürürler anahtarlarıyla birlikte. Yıldızları da..."

"Kuşlar tutsak yaşayamazlarmış. Ya çocuklar, İnci? Onlar tutsak yaşayabilirler mı?"

"Düşünmek ciddi bir işmiş. Hatta Nuran'ı düşündüğü için atmışlar buraya."

"Sen niye buradasın?" diye sordum Nevin'e.
O da halkını sevdiği için buradaymış. Ben büyüyünce halkımı hiç sevmeyeceğim. Halkını sevenler hep kafese giriyor."

"Kabahat senin demeye de dilim varmıyor canım anacığım ama, bunca haksızlığa uğradığımız bu yüzdendir. Biz birlik olmadıkça bize daha çok şey ederler."



Sitting Panda

Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder